Hıdrellez, kökeni kadim tarihlere dayanan, İslâmiyet öncesi eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu halklarının yüzyıllar boyunca kutladığı bir doğa ve mevsim dönüşümü bayramının adıdır. Hızır ya daHızır ve İlyâs kavramları çerçevesinde dinsel bir içeriğe bürünmüştür. Bu bayram, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece yarısından itibaren başlamakta ve bugün kullanmakta olduğumuz miladi takvime göer 6 Mayıs günü kutlanmaktadır. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nde 6 Mayıs günü halk arasında yaz mevsiminin başlangıç tarihi sayılmaktaydı. Nitekim eski takvimde yıl ikiye ayrılmış olup 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar geçen 186 günlük süre “Hızır günleri” adıyla yaz mevsimini, bu tarihten 23 Nisan’a kadar devam eden 179 günlük süre de “Kasım günleri” adıyla kış mevsimini oluşturuyordu. Hıdrellez de kışın sona erip yazın başladığı gün olarak kabul edilmekte ve bu nedenle kutlanmaktadır. Doğanın adeta yeniden dirilmesi demek olan baharın ve yazın gelişi, İlkçağ’larda dünyanın her tarafındaki insanların hayatında önemli bir rol oynamaktaydı. Bu olayın birtakım doğa üstü güçlerle ilişkilendirilmesi ve bunların onuruna çeşitli törenler düzenlenerek bazı ritüeller ritüeller uygulanması o çağ insanları için yaşamsal derecede önemli ve anlamlıydı. Hıdrellez adı, Hızır (Hıdır) ve İlyas isimlerinin halk arasında değişime uğramış telaffuzundan oluşmuştur. “Hıdır” sözcüğünün kökeni Arapça bir ad olan ve günümüz Türkçesinde “Yeşil veya yeşilliği bol olan yer” anlamında kullanın “ahdar” sözcüğüne dayanmaktadır. Yeşil sözcüğü aynı zamanda tüm doğayı da ifade etmektedir. Bu sözcük kullanıla kullanıla zamanla “Hıdır” ve bir başka telaffuz biçimiyle “Hızır” isimlerine dönüşmüştür. Nitekim bazı dinsel kaynaklarda doğa üstü bir betimlemeyle, “Hızır’a bu ismin, kuru yerde oturduğunda altından otların yeşerip dalgalanması ve cennet pınarından içtiği için bastığı her yerin yeşile bürünmesi nedeniyle verildiği” belirtilmektedir. Bazı antropolog, sosyolog ve teologlar tarafından “Hızır” inancının arkasında bir takım ilkel dinlerde rastlanan bitki tanrısının bulunduğu iddia edilmiştir. Aslında İslâm inancındaki “Hızır” anlayış ve tasarımının bu inançla uzaktan ve yakından hiçbir ilgisi yoktur. “Hızır” adının kökenlerine ilişkin olarak ayrıca bazı bilim insanlarınca Yahudiliğin kutsal kitabı olan Tevrat’ın “Zekarya” bölümünde anlatılan “adı Filiz olan adam” öyküsünün etkili olduğunu belirten çeşitli görüşler de ileri sürülmüştür. Bazı antropolog ve arkeologlara göre ise “Hızır” adı Arapça kökenli olmayıp Gılgamış destanında yer alan Gılgamış’ın atası “Hasistra” veya “Hasisatra’nın” Arapçalaşmış formlarından birisidir. Bir başka görüşe göre ise “Hızır” ismi “İskender” söylencesine benzeyen “Glaukos (yeşil)” masalı ile ilişkili olup bu söylence Arapça’ya uyarlanırken “hadır” şeklinde çevrilmiştir. Buraya kadar yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Hıdırellez çok eski çağlardan beri süregelen bir kültürel unsur, bir inanış biçimi ve daha da açık söylemek gerekirse bir halk bayramıdır. Hıdrellez inancı, İslam öncesi inanç sistemlerinden etkilenmiştir. Ve onlarla ilgili çeşitli unsurlar taşımaktadır. Hıdrellez, Hızır ve İlyas’ın birleştiği günü ifade etmektedir. Hızır inancından hareketle bahar bayramları ile özdeşleşen Hıdrellez, Anadolu’da Hristiyan ritüellerinden etkilenerek daha da zenginleşmiştir. Türk halk inançlarında “Hızır” neyse Hristiyan toplumunda “Saint Nicholas ve Saint Georges” da odur. Bu halk inanışlarının ortak özelliği mistik oluşlarıdır. Hıdırellez bayramlarını kutlamak için düzenlenen törenler, doğal olarak zamanla biçim değiştirmiştir. Elbette ki ilk zamanlar yapılan kutlamaların içerik ve programları ile günümüzde yapılan kutlamaların içerik ve programları arasında çok büyük farklar bulunmaktadır. Ancak uygulamalar, zamanla değişip dönüşerek günümüze kadar süregelmiştir. Hıdırellez inancı, günümüzde çok yoğun bir şekilde sürdürülüyor olmasa da yine de Hıdırellez’e inanan ve bu bayramı kutlayan çok sayıda insan toplulukları bulunmaktadır. Hızır ve İlyas kültünü en güzel yansıtan tören Hıdırellez bayramıdır. Halk arasında Hıdırellez; Hızır ve İlyas’ın yılda bir kere yeryüzünde buluştukları gündür. Bu inanca göre Hızır ve İlyas, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece yarısında yeryüzünde buluşurlar. Bu nedenle, Anadolu’nun birçok yerinde Hıdırellez gecesi dilekler tutulur ve dileklerin kabul olacağına inanılır. Hıdırellez gecesi, hastaların iyileşeceğine, kısmetlerin açılacağına, bolluk ve bereketin artacağına ilişkin yaygın bir inanç vardır. Hıdırellez geleneği, eski tarihlerden bugüne kadar farklı şekillerde kutlanmış olan bir bayramdır. İnsanlar zorlu kış koşullarını atlattıktan sonra havaların ısınmasını, hayatın daha kolaylaşmasını kutlamak istemişlerdir. Baharın gelişi bu yüzden insanlara mutluluk vermiştir. Hızır ve İlyas’tan yola çıkarak oluşan Hıdırellez bir gelenek halini almıştır. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne de alınmıştır. Bu geleneğin yok olmaması, sürdürülmesi için de günümüzde hâlâ Hıdırellez zamanı bazı yerlerde eğlenceler düzenlenmektedir. Geçmiş zamanlardaki kutlamalarda kutsallık ön plandayken günümüzde daha çok insanların eğlence, heyecan arayışı gibi bir hâle dönüşmüştür. Hıdırellez kutlamaları insanlar arasında bir sosyalleşme sağlar ve aynı zamanda bağların güçlenmesine destek olur. Yani birlik ve beraberliğin yanında sosyal dayanışma için de uygun bir ortam sunmaktadır. Daha saymakla bitiremeyeceğimiz sosyal ve kültürel fonksiyonları bulunan ve ağır sorunlar altında bunaldığımız şu sıkıntılı günlerde bir nebze de olsa yaşamımıza renk ve neşe katarak bizleri tek düzelikten uzaklaştıran Hıdırellez Bayramı kutlu olsun.

MEÜ E. Öğr. Gör. Uzm. Celal TEZEL