Türkiye açısından bakıldığında ise mesele daha da hassas. Çünkü BinBin, Türkiye’de büyüyen ve borsaya açılmış bir şirket olarak biliniyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise mesele daha da hassas. Çünkü BinBin, Türkiye’de büyüyen ve borsaya açılmış bir şirket olarak biliniyor. Bu nedenle Avrupa’daki bu gelişmeler yalnızca ticari bir başarısızlık olarak değil, aynı zamanda kurumsal sorumluluk ve itibar meselesi olarak değerlendiriliyor.

Türk girişimcilerin Avrupa’daki girişimleri fiyasko mu?
Aynı dönemde Türkiye merkezli hızlı teslimat şirketi Getir de Hollanda’da operasyonlarını daraltma kararı aldı. Şirket, sınırlı talep nedeniyle birçok şehirden çekildi ve Amsterdam’da küçülmeye gitti.

Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye merkezli teknoloji ve mobilite şirketlerinin Avrupa pazarında hem büyüme arayışı içinde olduğu hem de ciddi operasyonel zorluklarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.


İlhan KARAÇAY Araştırdı ve yazdı:

Ünlü Türk şirketi BinBin’in Hollanda’da yürüttüğü faaliyetler, bugün ciddi iddialar ve kamu zararının tartışıldığı bir skandala dönüştü.
Avrupa’ya açılma hamlesi olarak sunulan yatırımların ardından, binlerce elektrikli scooter’ın ortada kalması ve faturanın belediyelere çıkması, şirketin büyüme stratejisinin nasıl yönetildiğini sorgulatıyor.
İflas eden Go Sharing üzerinden gelişen süreçte, Türkiye merkezli BinBin’in adı şimdi borçlardan kaçınma iddialarıyla anılıyor.

Go Sharing’in iflası sonrası Kuzey Hollanda’da binlerce elektrikli scooter satışa çıkarıldı. Hollanda Belediyesi’nin zararı 614 bin euroyu geçti.
İflas yöneticisi, Türkiye merkezli BinBin’i borçlardan kaçmakla suçluyor.
BinBin ise Hollanda Yayın Kurumu NOS’un sorularına yanıt vermedi.

Hollanda’da bir dönem şehirlerin sokaklarını dolduran parlak yeşil Go Sharing scooterları, bugün büyük bir iflas dosyasının ve kamu zararının sembolü haline gelmiş durumda.

Kuzey Hollanda’daki Middenmeer sanayi bölgesinde binlerce elektrikli scooter, aylardır kaderine terk edilmiş halde bekliyor. Bu araçlar, Kasım 2025’te iflas eden Go Sharing şirketine ait. Dosyada adı geçen Türkiye merkezli BinBin ise şimdi ağır iddiaların odağında.

Hollanda Yayın Kurumu NOS ve NH Nieuws’ün haberlerine göre, Middenmeer’deki sanayi alanında bulunan scooterlar, uzun süredir kullanılmadan bekliyor. Şirketin Türk ana sahibi olarak gösterilen BinBin’in, Hollanda’daki belediyeleri ciddi masraflarla baş başa bıraktığı ileri sürülüyor.

Go Sharing, 2019 yılında Hollanda pazarına hızlı bir giriş yapmıştı. Kısa sürede yaklaşık 45 şehirde faaliyet gösterdi. Elektrikli scooterlar mobil uygulama üzerinden kiralanıyor, kullanıcılar dakika başına ödeme yapıyor ve araçları şehir içinde istedikleri noktaya bırakabiliyordu. Belediyeler bu sistemi başlangıçta destekledi. Amaç, şehir merkezlerinde otomobil kullanımını azaltmak ve çevreci ulaşımı teşvik etmekti. Ancak bu modelin ekonomik sürdürülebilirliği kısa sürede tartışmalı hale geldi.

2022 yılına gelindiğinde şirket birçok şehirden çekilmeye başladı. Gelirlerin beklentiyi karşılamadığı ortaya çıktı ve Go Sharing mali darboğaza girdi. Tam bu noktada Türkiye merkezli BinBin devreye girerek şirketi satın aldı. Bu gelişme o dönemde Türkiye’de, yerli bir teknoloji ve mobilite girişiminin Avrupa pazarına açılması olarak sunuldu.

Ancak bugün ortaya çıkan tablo oldukça farklı.

İflas yöneticisi Marc Udink’in açıklamalarına göre BinBin, Go Sharing’in sahibi olarak, 1 Mayıs 2025’e kadar dosyada yer aldı. Daha sonra şirket Hollandalı Bezorgmaat B.V.’ye devredildi. Udink bu satış için “katvangerconstructie” ifadesini kullanıyor. Bu kavram, borç yükü altındaki bir şirketin sorumluluktan kaçmak amacıyla zayıf ya da sembolik bir alıcıya devredilmesi anlamına geliyor.

BinBin’in arkasındaki yapı, Bin Ulaşım ve Akıllı Şehir Teknolojileri A.Ş. olarak biliniyor. Şirketin yatırımcı ilişkileri sayfasında, BinBin’in 9 Ekim 2024’te Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı belirtiliyor. Bu durum, konunun küçük bir girişimden öte, kurumsal ve halka açık bir yapı ile ilgili olduğunu ortaya koyuyor.


Go Sharing’i satın alan BinBin yöneticisi Kadir Can Abdik (solda), şimdilerde karar kara düşünüyor…

“Kim bu Türk?” sorusuna verilecek yanıt ise bir kişiden ziyade bir şirketi işaret ediyor.
BinBin’in kamuya açık bilgilerinde Kadir Can Abdik öne çıkan isimlerden biri.
Abdik’in, Bin Ulaşım ve Akıllı Şehir Teknolojileri A.Ş.’de yönetim kurulu üyesi olduğu ve genel müdürlük görevini yürüttüğü belirtiliyor.

Öte yandan Go Sharing ve BinBin yönetiminde bir dönem Mudzahid Beslija da önemli bir rol üstlendi. Anadolu Ajansı kaynaklı bilgilere göre Beslija, 2021’den itibaren COO olarak görev yaptıktan sonra, Eylül 2023 itibarıyla her iki şirketin CEO’su oldu ve 2024 yılında sürdürülebilirlik projelerine ilişkin açıklamalar yaptı.

İflas yöneticisi Udink’e göre, zarar eden Go Sharing ana yapıdan ayrıldı ve Hollanda’daki borç yükü büyük ölçüde ortada kaldı. Udink ayrıca BinBin tarafına ulaşamadığını, gönderilen resmi yazılara ve hukuki bildirimlere yanıt alamadığını ifade ediyor. Dosyanın henüz kapanmadığı ve sürecin devam ettiği de özellikle vurgulanıyor.

Bu sürecin en somut sonucu ise belediyelere yansıyan maliyet oldu.

Adı geçen Hollanda Belediyesi sınırları içinde, yaklaşık 3700 scooter uzun süre kapalı bir depoda tutuldu. Ancak bu alanın yangın güvenliği açısından uygun olmadığı tespit edildi. Elektrikli scooterlarda bulunan lityum bataryaların yangın durumunda ciddi risk oluşturması nedeniyle araçlar açık alana taşındı.

Bu süreç, yalnızca teknik bir önlem değil, aynı zamanda ciddi bir mali yük anlamına geldi. Depolama, taşıma ve güvenlik giderleri 614 bin 991 euroya ulaştı ve artmaya devam ediyor. Belediye bu maliyeti geri almak istiyor. Ancak iflas yöneticisi, tüm scooterlar satılsa bile alacaklıların tamamının zararını karşılamanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Bu nedenle binlerce scooter açık artırma yoluyla satışa çıkarıldı. Satış listesinde yalnızca çalışır durumdaki araçlar değil, tamir edilebilir scooterlar, yedek parçalar ve ekipmanlar da yer alıyor. Ancak elde edilecek gelirin kamu zararını ne ölçüde karşılayacağı belirsizliğini koruyor.

AYNI DOSYANIN PERDE ARKASI

Bu dosya yalnızca bir şirketin iflası değil. Aynı zamanda Hollanda’daki yerel yönetimlerin paylaşım ekonomisi projelerine yaklaşımını sorgulatan bir örnek.

Belediyeler başlangıçta çevreci ve yenilikçi görülen bu sistemlere geniş alan açtı. Ancak şirketlerin batması halinde ortaya çıkacak maliyetlerin nasıl karşılanacağı yeterince güvence altına alınmadı. Bu durum, kamu riskinin doğrudan yerel yönetimlerin üzerine kalmasına neden oldu.

Dosyanın bir diğer önemli boyutu ise uluslararası yapısı.
Go Sharing ile bağlantılı şirketlerin yalnızca Hollanda’da değil, İspanya’da da binlerce araca sahip olduğu ve bu araçların da satış sürecine dahil edilmek istendiği belirtiliyor. Bu tablo, olayın tek bir ülke ile sınırlı olmadığını gösteriyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise mesele daha da hassas. Çünkü BinBin, Türkiye’de büyüyen ve borsaya açılmış bir şirket olarak biliniyor. Bu nedenle Avrupa’daki bu gelişmeler yalnızca ticari bir başarısızlık olarak değil, aynı zamanda kurumsal sorumluluk ve itibar meselesi olarak değerlendiriliyor.

Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Ortada henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor. Ancak iflas yöneticisinin iddiaları, belediyelerin uğradığı mali zarar ve şirketin sessizliği, bu dosyanın uzun süre gündemde kalacağını gösteriyor.

BİNBİN’İN GEÇMİŞİ VE BUGÜNKÜ TABLO

Türkiye merkezli BinBin, 2019 yılında elektrikli scooter kiralama alanında faaliyet göstermek üzere kuruldu. Kısa sürede büyüyen şirket, Türkiye’de mikromobilite sektörünün öne çıkan oyuncularından biri haline geldi.

Bu büyüme Türkiye ile sınırlı kalmadı. Şirket Balkanlar’da da faaliyet göstermeye başladı ve ardından Avrupa’nın merkezine açılma hedefi doğrultusunda Go Sharing’i satın aldı.

Bu satın alma, BinBin’in Hollanda, Belçika, Almanya ve Avusturya pazarlarına giriş yapmasını sağladı. Şirket bu süreçte mikromobilite sektörünün küresel ölçekte hızla büyüdüğünü ve 2030 yılında 214 milyar dolarlık bir hacme ulaşmasının beklendiğini vurguladı. Türkiye’nin bu pazardan 10 ila 15 milyar dolar pay alabileceği öngörüldü.

BinBin’in hedefi Avrupa’da ilk üç mikromobilite şirketinden biri olmak ve uzun vadede ulaşımın tüm alanlarını kapsayan bir platforma dönüşmekti.

Ancak sahadaki gelişmeler, bu hedeflerle uyumlu ilerlemedi. Go Sharing’in faaliyet gösterdiği model, yüksek operasyon maliyetleri ve düşük kârlılık nedeniyle sürdürülebilirliğini yitirdi. Şirket birçok şehirden çekildi ve mali olarak zayıfladı.

BinBin’in devreye girerek şirketi satın alması, o dönemde bir toparlanma hamlesi olarak görülse de, bugün yaşanan iflas süreci bu stratejinin sonuçlarını tartışmalı hale getirmiş durumda.

İflas yöneticisinin ortaya koyduğu iddialar ve belediyelere yansıyan mali yük, bu sürecin yalnızca ticari bir başarısızlık olmadığını gösteriyor.

BİNBİN AVRUPA’DA YENİ HEDEFLER PEŞİNDEYDİ

BinBin’in Avrupa’daki büyüme stratejisi Go Sharing ile sınırlı kalmamıştı. Şirket, bir dönem iflas eden Hollandalı elektrikli bisiklet üreticisi VanMoof için de devreye girmişti.

Hollanda basınında yer alan haberlere göre BinBin, VanMoof’u satın almak üzere bağlayıcı olmayan bir teklif sunmuş ve daha sonra resmi teklif hazırlığı yapmıştı. Bu süreçte farklı yatırımcıların da devreye girdiği biliniyor.

VanMoof, Avrupa’da şehir içi ulaşımda kullanılan yüksek teknoloji ürünü elektrikli bisikletleriyle tanınan önemli bir markaydı ve iflası büyük yankı uyandırmıştı.

Aynı dönemde Türkiye merkezli hızlı teslimat şirketi Getir de Hollanda’da operasyonlarını daraltma kararı aldı. Şirket, sınırlı talep nedeniyle birçok şehirden çekildi ve Amsterdam’da küçülmeye gitti.

Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye merkezli teknoloji ve mobilite şirketlerinin Avrupa pazarında hem büyüme arayışı içinde olduğu hem de ciddi operasyonel zorluklarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.

Bir zamanlar şehir içi ulaşımın modern ve çevreci yüzü olarak görülen mikromobilite modeli, bugün bu dosya üzerinden farklı bir tartışmanın merkezine yerleşmiş durumda. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir şirketin iflası değil; denetimsiz büyümenin, kamuya bırakılan maliyetlerin ve tartışmalı ticari kararların somut bir örneği olarak kayıtlara geçmiş durumda.