Serdar Gözübüyük’ün hikâyesi, aynı zamanda toplumsal bir başarı hikâyesi.
Göçmen kökenli bir ailenin çocuğu olarak Avrupa futbolunun elit hakem listesinde kalıcı olabilmiş olması, gençler için güçlü bir rol model oluşturuyor.

Bu haberim, bir plaket töreninden çok daha fazlasını anlatıyor.
Bu, bir hakemlik sisteminin nasıl çalıştığını ve Türkiye’de neden aynı sonucun alınamadığını sorgulayan bir haber.

7 Dünya Şampiyonası, 7 Avrupa Şampiyonası, sayısız final maçları izlemiş bir gazeteci olarak iddia ediyorum: Baskı altında soğukkanlı kalabilen, futbolcuyla çatışmadan otorite kurabilen ve oyunun önüne geçmeyen bir hakem hep zirvede kalır.

UEFA’nın titizliği: 100 maçtan hiçbirinde Türk takımı yok.

(Analizin Hollandacası en altta
De Nederlandstalige analyse staat onderaan)

Afbeelding met tekst, grafische vormgeving, Afdrukken Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Santiago Bernabeu Didi (Arabistanda) Kovacs

İlhan KARAÇAY’ın analizi:

Bazı hikâyeler vardır. Okurken yalnızca bir kişiyi anlatmaz, bir sistemi de sorgulatır.
Serdar Gözübüyük’ün hakemlik yolculuğu tam olarak böyle bir hikâye.
Bu haberim, UEFA organizasyonlarında 100 maça ulaşan bir hakemin portresini çizerken aynı zamanda Avrupa’da hakemliğin nasıl inşa edildiğini ve Türkiye’de neden aynı istikrarın sağlanamadığını gözler önüne seriyor.

Bazı hakemler vardır, maçın önüne geçer. Bazıları ise maçı oynatır.
Serdar Gözübüyük, ikinci şıkka girenlerden.
Sahada bağırarak değil, görünmezce ama hissedilir biçimde otorite kuran bir hakem.
Onu Avrupa Kupaları’nda 100 maça taşıyan temel özellik de tam olarak bu anlayış.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Gözübüyük, “Union of European Football Associations UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği)” organizasyonlarında yönettiği 100’üncü Avrupa Kupası maçı nedeniyle, “Koninklijke Nederlandse Voetbalbond KNVB (Hollanda Kraliyeti Futbol Federasyonu” ve UEFA tarafından plaketle onurlandırıldı.
Bu, Avrupa futbolunda az sayıda hakemin ulaşabildiği bir eşik. Ancak bu haberim, bir plaket töreninden çok daha fazlasını anlatıyor.
Bu, bir hakemlik sisteminin nasıl çalıştığını ve Türkiye’de neden aynı sonucun alınamadığını sorgulayan bir haber.

HAKEMLİK ONUN İÇİN SONRADAN SEÇİLMİŞ BİR YOL DEĞİLDİ

Serdar Gözübüyük’ü yakından tanıyanların sıkça kullandığı bir ifade var: “Yaşından büyük bir olgunluk.”
Henüz 16 yaşındayken yönettiği maçlarda bile oyunu okuyabilen, futbolcuyla doğru mesafeyi kurabilen ve düdüğü kişisel güç aracı haline getirmeyen bir hakemdi.

Onu farklı kılan, karttan önce iletişimi, cezadan önce iknayı tercih etmesiydi.
Sertlikle değil, oyun aklıyla var olmayı seçti.
Bu yaklaşım amatör sahalarda başladı, Hollanda liglerine taşındı ve zamanla Avrupa’nın büyük statlarında karşılık buldu.
Gözübüyük’ün hakemliği, hiçbir zaman “ben buradayım” diye bağırmadı.
Tam tersine, ne kadar az görünürse, maçın o kadar iyi aktığını bilen bir anlayışla şekillendi.

AVRUPA’DA 100 MAÇ TESADÜF DEĞİL

UEFA organizasyonlarında 100 maça ulaşmak, tek bir iyi sezonla açıklanamaz.
Bu, yıllar boyunca aynı seviyede kalabilmek demektir.
Fizik testleri, her maçtan sonra hazırlanan ayrıntılı raporlar, VAR uyumu ve baskı altında doğru karar verebilme becerisi, bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.

Serdar Gözübüyük, bu sınavlardan sezon sezon geçti.
Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi karşılaşmalarında aldığı görevler, UEFA’nın ona duyduğu güvenin açık göstergesi oldu. Verilen plaket, bir anlık başarının değil, uzun süreli istikrarın belgesi niteliği taşıyor.

HOLLANDA’DA YILIN EN İYİ HAKEMİ

2024–2025 sezonu, Gözübüyük’ün kariyerinde özel bir yere sahip. Deneyimli hakem, eski Hollanda Milli Takımı futbolcularından oluşan jüri tarafından, “sezonun en iyi hakemi” seçildi.
Futbol kamuoyunda “Altın Kart” olarak bilinen bu ödül, De Telegraaf gazetesi tarafından düzenlenen ve her yıl şeffaf biçimde açıklanan bir oylamayla veriliyor.

Toplam 35 eski milli futbolcu, sezon boyunca izledikleri hakem performanslarını değerlendirdi.
(Üstteki fotoğraflar soldan sağa) Guus Hiddink, De Boer kardeşler, Ronald Koeman, Jack Zwart, Willem van Hanegem, John Bosman, Willy van de Kerkhof’tan başka, Wesley Sneijder, Rafael van der Vaart ve Wim Kieft gibi isimlerin yer aldığı jüri, Gözübüyük’ü zirveye taşıdı.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ödülü takdim eden Hollanda futbolunun efsanelerinden Ruud Gullit, onun hakemlik felsefesini şu sözlerle özetledi: “Maçı yönettiğin belli ama aynı zamanda maçın oyuna ait olduğunu hissettiriyorsun. Ne kadar az görünürsen, maç için o kadar iyidir. Sen bu dengeyi çok iyi kurmuşsun. Senin yönettiğin maçlar keyifle izleniyor.”

Bu sözler, bir iltifattan çok, üst düzey hakemliğin tanımı olarak kayda geçti.

HAKEMLER NEREDEYSE HİÇ ALKIŞ ALMAZ

Gözübüyük’ün ödül sonrası söyledikleri, mesleğin çıplak gerçeğini yansıtıyordu: “Biz hakemler aslında hiçbir zaman tam anlamıyla beğenilmeyiz. Ama eski milli futbolculardan gelen bu takdir, insanı gururlandırıyor.”
Bu yaklaşım, onun karakterini de özetliyor. Alkış peşinde değil, doğru yönetim peşinde.

GÖÇMEN BİR AİLEDEN AVRUPA’NIN ELİT LİSTESİNE

Serdar Gözübüyük’ün hikâyesi, aynı zamanda toplumsal bir başarı hikâyesi.
Göçmen kökenli bir ailenin çocuğu olarak Avrupa futbolunun elit hakem listesinde kalıcı olabilmiş olması, gençler için güçlü bir rol model oluşturuyor. Bu yol, şansla değil; disiplin, sabır ve sistemle yürünmüş bir yol.

Afbeelding met persoon, atletiekwedstrijd, sport, voetbal Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

Bu noktada kaçınılmaz bir soru ortaya çıkıyor. Aynı oyunu oynayan ülkeler arasında hakemlikte neden bu kadar büyük farklar var.
Türkiye’de hakemlik, yıllardır aynı döngünün içinde. Bir derbi, bir kariyeri bitirebiliyor.
Hakemler maçtan çok maç sonrası tartışmalarla anılıyor. Güven, bir haftalık. Hakem, sahada oyunu yöneten kişi olmaktan çıkıp tartışmanın merkezine oturuyor.

Hollanda modelinde ise hakem sistemin parçası. Yanlış yaptığında linç edilmiyor, doğru yaptığında da göklere çıkarılmıyor. Analiz ediliyor, geliştiriliyor ve korunuyor. Süreklilik esas alınıyor.

“TÜRKİYE DERBİ MAÇLARA GÖZÜBÜYÜK’Ü ÇAĞIRSIN” CÜMLESİ NEDEN KURULUYOR

Bu cümle, yabancı hayranlığı değil. Baskı altında soğukkanlı kalabilen, futbolcuyla çatışmadan otorite kurabilen ve oyunun önüne geçmeyen bir hakem arayışının ifadesi.

Serdar Gözübüyük’ün portresi, Türkiye’deki sorunun bireysel değil, yapısal olduğunu açık biçimde gösteriyor.

BİR HAKEM NASIL KORUNUR, NASIL HARCANIR

Hollanda’da bir hakem kötü maç yönettiğinde, ertesi gün manşetlerde yakılmıyor. Televizyon programlarında hedef tahtasına oturtulmuyor. Analiz ediliyor, raporlanıyor ve gerekirse dinlendiriliyor. Ama itibarı yerle bir edilmiyor. Çünkü sistem, bir hakemin bir maçtan ibaret olmadığını biliyor.

Türkiye’de ise hakem, çoğu zaman tek maçlık bir figür. Bir pozisyon, bir düdük ve sonrasında haftalar süren tartışmalar. Bu ortamda ne özgüven gelişiyor ne de istikrar sağlanabiliyor.

Afbeelding met persoon, sport, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

HAKEMİN MAÇI DEĞİL, MAÇIN HAKEMİ

Gözübüyük’ün yönettiği maçlarda hakem konuşulmuyor. Bu, bir hakem için alınabilecek en büyük övgülerden biri. Çünkü iyi hakem, oyunu oynatandır. Kendini değil, maçı öne çıkarandır.

Türkiye’de ise çoğu zaman kart sayısı, düdük tonu ve mimikler tartışılıyor. Oysa Avrupa’da esas olan oyunun ritmi.

BİR HAKEMİN HAYALİ VE HABERİN MESAJI

Serdar Gözübüyük, daha önce Avrupa Şampiyonası’nda dördüncü hakem olarak görev aldı. Hedefi ise net. Büyük turnuvalarda sahada olmak. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası, hâlâ ulaşılmak istenen zirveler arasında.

Bu dosya, bir hakemin portresiyle başlıyor ama bir sistem eleştirisiyle bitiyor. 100 Avrupa maçı bir son değil, bir durak.

Darısı Türk hakemlerin başına. Darısı, hakemi maçla değil sistemle değerlendirenlerin başına.

Afbeelding met persoon, voetbal, buitenshuis, sport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Serdar Gözübüyük’ün bu haberi okunurken çoğu kişinin aklından geçen soru aslında çok tanıdık: “Türkiye’de neden böyle hakemler yok?”
Bu soru, ilk bakışta bireylere yöneliyor gibi görünse de, cevabı bireylerde değil, yapıda saklı.

Türkiye’de hakemlik uzun yıllardır kişilikler üzerinden tartışılıyor. İsimler öne çıkıyor, düdükler konuşuluyor, bir pozisyonla kariyerler yazılıyor ya da siliniyor. Oysa Avrupa’da tartışılan şey isimler değil, standartlar. Hakem kim olursa olsun, sistemin içinde kalabildiği sürece korunuyor, geliştiriliyor ve uzun vadeli planın parçası haline geliyor.

Serdar Gözübüyük’ü farklı kılan şey, hatasız olması değil. Onu öne çıkaran asıl unsur, hatayla kurulan ilişki. Yanlış yaptığında yakılmaması, doğru yaptığında putlaştırılmaması. Bu denge, hakemin sahada rahat nefes almasını sağlıyor. Rahat nefes alan hakem, doğru karar verme ihtimalini artırıyor.

Türkiye’de ise hakemlik, sürekli savunma halinde yaşanan bir meslek. Hakem, maçtan önce tedirgin, maç sırasında baskı altında, maçtan sonra ise hedefte. Bu döngü kırılmadıkça ne yeni Gözübüyük’ler çıkar ne de mevcut hakemler potansiyelini gösterebilir.

Bu yüzden çözüm, yabancı hakem getirmek ya da tek tek isimleri parlatmak değil.
Çözüm, hakemi sistemin merkezine değil, sistemin güvencesine yerleştirmek.
Eğitimle, analizle ve kurumsal duruşla desteklenen bir yapı kurmak.

Serdar Gözübüyük örneği bize şunu söylüyor. Doğru düzen kurulduğunda, hakem sadece maçı değil, futbol iklimini de yönetebiliyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey de tam olarak bu.
Daha yüksek sesli düdükler değil, daha sağlam bir sistem.

Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.

Afbeelding met persoon, sport, buitenshuis, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

GÖZÜBÜYÜK TÜRK TAKIMLARININ MAÇLARINI YÖNETMEDİ

Serdar Gözübüyük, UEFA organizasyonlarında 100 Avrupa Kupası maçına ulaşmış bir hakem.
Ancak bu 100 maçın hiçbirinde bir Türk takımının karşılaşmasında görev almadı.

Bu durum bir tesadüf değil, bir ihmal de değil.
UEFA’nın hakem atamalarında en titiz davrandığı alanlardan biri, en küçük algı ihtimalini bile ortadan kaldırmak. Köken, bağ ya da duygu ihtimali söz konusuysa, sistem baştan kapıyı kapatıyor.

Gözübüyük’ün Türk takımlarının maçlarından özellikle uzak tutulması, ona duyulan güvensizlikten değil; tam tersine, tartışmasız ve lekesiz bir profilin korunmak istenmesinden kaynaklanıyor. UEFA, yeteneğini kullanıyor ama adını hiçbir tartışmanın içine sokmuyor.

Avrupa futbolunda bazen bir hakemi asıl değerli kılan şey, yönettiği maçlar değil; bilinçli olarak yönettirilmediği maçlardır.
Serdar Gözübüyük örneği, bu sistemin nasıl işlediğini tek başına anlatan nadir örneklerden biri.

Kısacası şunu söylemek mümkün:
UEFA, Gözübüyük’ün yeteneğini görüyor, istikrarını ödüllendiriyor ama, “yanlış anlaşılmaya mahal vermemek” için Türk takımlarını onun yolundan bilinçli olarak uzak tutuyor.

Yani mesele güven eksikliği değil, tam tersine aşırı güven.
“Bu hakem tartışmasız olmalı” deniyor ve en küçük gölge ihtimali bile devre dışı bırakılıyor.

Bir başka ifadeyle:
UEFA’nın gözünden hiçbir şey kaçmıyor.
Hatta bazen, bizim çok sonradan fark ettiğimiz ayrıntıları bile.

Bir hakemin bir ülkenin takımlarından özellikle uzak tutulması, o hakem için gizli bir kariyer madalyasıdır.
Çünkü bu, “seni konuşulur kılmak istemiyoruz” demektir.

Ve Avrupa futbolunda bundan daha büyük bir iltifat pek yoktur.