Bu satırları Rus yazar Tolstoy’un “Savaş ve Barış” eserinden söz etmek için yazmadım. Bir yanda ABD&İsrail-İran diğer yanda Afganistan- Pakistan Savaşı acımasızca devam ederken konuya farklı bir açıdan bakmak adına bu satırları yazma gereğini duydum. Bir yandan da 10 gündür devam eden ABD&İsrail-İran savaşına duyarsız kalmadığımı, her savaşın kan ve gözyaşı olduğunu, bunun yanı sıra savaş karşıtı bir kişi olduğumu da vurgulamak adına köşemde bu konuya yer vermek istedim.

İsmet İnönü'nün 2. Dünya Savaşı sonrası (veya sırasında) söylediği, "Ben sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" sözü, savaşın ekonomik zorlukları nedeniyle karne uygulamasıyla kıtlık çeken halka, ülkeyi savaşa sokmayarak Yurttaşların can güvenliğini sağladığını öne çıkaran tarihi bir cevaptır. Bu söz, savaş karşıtı politikayı ve Türkiye'nin tarafsızlığını simgeleyen çok önemli bir söylemdir.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, halkın ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu ve ekmeksiz kalması nedeniyle yapılan eleştirilere karşılık, "Evet, Sizleri ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" diyerek, milyonlarca insanın öldüğü savaşa Türkiye'yi sokmayarak babaların, gençlerin cephede yitirilmesini önlemiştir. Tarihe damga vuran bu söylem savaşın yıkımına karşı barışın ve insan hayatının değerini önceleyen bir liderlik duruşunu simgelemiştir. İnönü, Hitler’e ‘Senden korkmuyoruz, suç ortağın olmayacağız.’ Diyerek, kararlılığını göstermiş, İngiltere Lideri Churchill’e de Yenice İstasyonundaki trende “Ben Ülkemi ateş çemberine sokmam.” Söylemiyle Ülkeyi 2.Dünya Savaşından uzak tutmuştur. İnönü, Lozan’dan sonra gerçek, Yurtsever Devlet Adamı olduğunu 2.Dünya Savaşındaki dik duruşuyla tüm dünyaya bir kez daha göstermiş ve kanıtlamıştır. Ulu Önder Atatürk’ün Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Başkanı olarak Türkiye’nin dış politikası ile ilgili 20 Nisan 1931 tarihinde yayımlanan beyannamede yer verdiği “YURTTA SULH, DÜNYADA SULH” söylemi ise her zaman, her dönemde ilke edinilmesi gereken bir öğretidir. Başta Ulu Önder Atatürk’ün söylemi olmak üzere 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 2. Dünya Savaşı sırasında izlediği dış politika Ülkemiz Yönetimlerince rehber kabul edilmeli, bir takım dış güçlerin Ülkemizi savaş bataklığına çekme girişimleri her zaman önlenmeli, karşılıksız bırakılmalıdır. Asıl olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası ve Yurttaşlarımızın bağımsız bir Ülkede barış içerisinde yaşamasıdır. Ulu Önder Atatürk’ün söylediği gibi “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” sözü daima şiar edinilmeli, savaş değil, barış dolu bir dünyada yaşamak yeğlenmelidir.

ANKETLER…

Hemen her gün bazı basın-yayın organlarında ‘Yarın Seçim Olsa’ başlığıyla anket sonuçları açıklanıyor. Birçoğu manipüle edilmiş bu ısmarlama anketler ne kadar güvenilir, ne kadar gerçekçidir. Bu anketlerin birçoğu da tartışmaya açıktır. Bu anketlerin hangisine inanacağız. Bunun için bugün anketlerle ilgili bazı önemli hususlara değinmek istiyorum. Anketlerin hangi yöntemle yapıldığı çıkacak sonuçlar açısından büyük önem taşımaktadır. Birçok kuruluş bilgisayar destekli telefon görüşmesi ‘CATI’ yöntemini kullanarak, anket çalışması yapmaktadır. Ancak bu yöntemle araştırma yapılırken her zaman aynı denekler mi kullanılmaktadır. Yoksa her anket sürecinde farklı deneklerle mi bağlantı kurulmaktadır. Anketi yapan kuruluş açıkladığı sonuçlarda bu hususlara da yer vermelidir. Eğer, her yapılan ankette aynı telefon numaralarını aranarak, aynı kişilerle görüşülüyorsa, çok da farklı sonuçlara ulaşmak pek mümkün olmayacaktır. Zira kısa aralıklarla yapılan anketlerde deneklerin siyasi parti tercihlerinde çok büyük bir sapma gerçekleşmeyecektir.

Deneklerin Siyasi Parti tercihlerinde büyük bir sapma olmaması düşündürücüdür. CHP’nin öncelikle irdelemesi gereken konuda çıkan bu sonuçlar olmalıdır.

Son aylarda yapılan anketlerde CHP’nin % 33-36, AKP’nin % 28-32, MHP’nin ise % 6-8 bandında oy alacağı yer alıyor. Onca ekonomik sorun varken AKP’nin % 30 oranında oy alabileceği dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra MHP Lideri Bahçeli’nin çözüm süreci ile ilgili olarak milliyetçi söylemlere taban tabana zıt açıklamaları dahi MHP’nin % 7 civarında oy alabileceğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar dahi yapılan anketlerin güvenilirliğini sorgulamamıza neden olabilmektedir. Bunun için de CHP Kurmaylarının önceliği Partinin 2024 Yerel Seçimlerinde yakaladığı % 38 oy oranının aşılamadığının nedenlerini araştırmak ve Partinin oy oranını artırmak adına çözüm önerilerini ortaya koymak olmalıdır.

KARARSIZ SEÇMEN OLGUSU VE ANKETİN YAPILACAĞI YER SEÇİMİ

Anketlerde bazı denekler İktidardan çekindiklerinden dolayı siyasi parti tercihleriyle ilgili sorulara cevap vermekten kaçınarak, kendilerini ‘KARARSIZ SEÇMEN’ olarak tanımlatıyorlar, ya da siyasi parti tercihlerini gizleyerek, İktidarı oluşturan Cumhur İttifakı partilerine oy vereceklerini belirtiyorlar. Anketlerde bu durumların göz ardı edilmemesi, dikkate alınması önem taşımaktadır. Anketlerle ilgili diğer önemli bir husus ise anket yapılacak bölgelerin seçimi ile ilgili olmaktadır. Örneğin yaşadığım Sitede yapılacak siyasi parti tercihi anketinde CHP % 65-70 oranında oy potansiyeline sahipken, Sitenin bulunduğu bölgedeki eski köy merkezinde MHP-AKP, Doğu illerimizden birinin adıyla anılan mahallede ise DEM ve AKP tercihleri öne çıkabilecektir. Bunun sonucunda da anketlerde yanıltıcı değerlendirmelere ulaşılacaktır. Bu nedenle anket yapılan İl-İlçe, bölge/mahalle ve köylerin seçimi büyük önem taşımakta, buraların yaşam biçimi deneklerin siyasi tercihlerine doğrudan yansımaktadır. Bir diğer önemli husus ise deneklere hangi soruların yöneltildiğidir. Zira deneklere yöneltilen sorular edinilen sonuçlar açısından önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

BİR BU EKSİKTİ. BU DA İLAHİ ANKETİ

Muhafazakar kesimin destekleriyle Ramazan ayında yıldızı parlayan Celal Karatüre’nin davet edildiği iftar programı için 300.Bin TL, mekanda tanıtım için ise 800.Bin TL ücret talep ettiği, ücret almadan Külliye haricindeki hiçbir etkinliğe katılmadığını Gazeteci Adem Demir yazdı. Celal Karatüre’nin seslendirdiği ‘Kabe’de Hacılar Hu der Allah’ ilahisi ile ilgili Areda Survey de bir araştırma yapmış. Bu araştırmayı da Saraya çok yakın yazarlardan Ahmet Hakan sanki çok önemli bir konu gibi köşesine taşımış. Araştırmada “Ramazan ayında her yerde dinlenen Celal Karatüre’nin ilahisini nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorulmuş.

Cevaplar şöyle gelmiş:

- YÜZDE 84.1: Çok beğeniyorum, ramazan ruhunu yansıtıyor.

- YÜZDE 9.8: Beğenmiyorum.

- YÜZDE 6.1: Kararsızım. Tabi ki tam da yazmaya çalıştığım gibi bu anket hangi kesimde hangi yöntemle yapılmış, onunla ilgili bir bilgi verilmemiş.

Bu sonuçları Ahmet Hakan şöyle yorumluyor;

- Bu ilahiyle kavga eden siyasiler, baştan kaybederler.

- Bu ilahiyle barışık olanlar, toplumla barışık olurlar.

Ahmet Hakan’ın en merak ettiği konu ise;

“Bakalım ilk hangi CHP’li bu ilahiyi söyleyecek?” 9 Mart Pazartesi sabahı itibariyle bu ilahiyi söyleyen bir tek CHP’li çıkmadı. Bayrama 10 gün kaldı, bakarsınız bu 10 günde söyleyen CHP’li birileri çıkar mı? Pek sanmıyorum ama yine de bekleyelim bakalım. Belli mi olur.

Ülkenin başta ekonomi olmak üzere onlarca sorunu dururken, bunları görmezden gelerek, hemen her gün Karatüre’nin söylediği ilahi üzerine yazmak, ilahi ile ilgili anket yapmak/paylaşmak ancak 2 kelimeyle yorumlanabilir. CAMBAZA BAK.’

EMEKLİ İKRAMİYELERİ BİLDİĞİNİZ GİBİ. Emeklilere ödenen bayram ikramiyelerinde artış yapılmayacak.

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, 20 Mart Cuma günü başlayacak Şeker Bayramı öncesinde SGK Emeklilerine ödenecek olan bayram ikramiyesinde artış yapılmayacağını açıkladı. Kaynak üretmede zorlandıklarını belirten Abdullah Güler bütçe disiplinine dikkat edilmesi gerektiğini, bütçede yeterli ödenek olmadığından dolayı da bayram ikramiyelerinin geçen yıl olduğu gibi bu yılda 4.000 TL olarak ödeneceğini ifade etti. Bu durum emeklilerin siyasi parti tercihlerine nasıl yansıyacak? Yanıtını ilk yapılacak seçimde göreceğiz.

EMEKLİLER HANGİ PARTİYE OY VERECEK?

TÜİK verilerine göre yaklaşık 17,5 Milyon civarında maaş alan EMEKLİ bulunuyor. Emeklilerin oransal olarak aylık maaş tutarlarını irdelediğimizde, emeklilerin % 90’ının 25.000 TL’nin altında maaş aldığı ortaya çıkıyor. Asgari ücretinde altında maaş alan yaklaşık 15 Milyon civarındaki emekli ilk yapılacak Genel Seçimlerde hangi partilere oy verecek. Yoksulluk ve açlık sınırının altında maaş alan emeklilerin siyasi parti tercihleri de bir anlamda hallerinden memnuniyetini ortaya koyacak. Bunun yanı sıra emeklilerin bayram ikramiyelerinde artış yapılmaması da emeklilerin siyasi parti tercihlerinde etken rol oynayacak gibi görünüyor. Zira Emekliler kendilerine yapılan bu zulmü unutmayacaklarını, önlerine sandık gelince de İktidara gereken yanıtı vereceklerini söylüyorlar. Ülkenin en önemli sorununun ekonomi olduğu yapılan anketlerde bariz bir biçimde gözlemleniyor. Bu nedenle bugünkü ekonomik koşulların sandığa açık ve net biçimde yansıyacağı da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Sonar Araştırmaya göre Yurttaşların % 60’ı erken seçim istiyor. Ekonomideki bu gidişata göre erken seçim beklentisinin önümüzdeki süreçte daha da artacağı tahmin ediliyor.

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüydü. Bu anlamı çok büyük günü kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin son bulması umuduyla kutluyor, yitirilen tüm emekçi kadınları saygıyla anıyorum.

Münif APARI