“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ” NEDİR, BİLİMSEL BİR MÜFREDAT NASIL OLMALIDIR?
Millî Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredatını Resmî Gazete’ den okudum. Sekiz yıl MEB’de öğretmenlik yapmış biri olarak, müfredatın bir partinin propaganda malzemesi haline nasıl getirildiğini üzülerek okudum.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın bilimsellikten ve laik eğitimden uzak müfredatı, Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu makalede, Millî Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı müfredatın ana başlıklar altında eleştirilerini ve bilimsel bir müfredat nasıl olmalıdır, sorularına kısaca yanıt bulmaya çalıştım.
Başlarken şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. CHP’nin gölge MEB sadece bakanlık önünde bir açıklama yaptı. Gerisi yok. Kaldı ki, CHP’nin acilen öğretmen sendikaları, Üniversiteler, öğretim üyeleri, sivil toplum kuruluşlarını da harekete geçirerek bir Millî Eğitim Şûrası düzenleyip, laik ve bilimsel bir müfredatı ortaya koyması gerekirdi. Bu konuda sınıfta kaldıklarını belirtmek istiyorum.
Millî Eğitim Bakanlığı nasıl bir müfredat hazırladı, eleştiriler nelerdir?
Yeni müfredatta evrim teorisi biyoloji derslerinden çıkarıldı. Bu adım bilimsel gerçeklerin öğrencilerden saklanması anlamına geliyor.
Müfredatta fen bilimlerine ayrılan saatin azaltılması ve bazı konuların yüzeysel ele alınması, öğrencilerin bilimsel düşünme yeteneğinin geliştirilmesi açısından yetersiz.
Din kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin müfredattaki yerinin ve içeriğinin artırılması, laiklik ilkesine aykırıdır. Özellikle, belirli bir dini inancın diğer inançların önünde tutulması eleştirilere açık bir konudur.
Müfredatta laikliğe yeterince vurgu yapılmaması ve seküler eğitim anlayışının zayıflatılması, eleştirilerin odağında.
Müfredatın eleştirel düşünmeyi teşvik edici unsurlardan yoksun olduğu, öğrencilerin sorgulama yeteneğinin gelişmesini engellediği…
Dijital çağda önemli bir beceri olan medya okuryazarlığına yeterince yer verilmemesi, öğrencilerin bilgi kirliliği ile başa çıkma yeteneğini geliştirmesini engelliyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsiyet rolleri konularına yeterince yer verilmemesi, toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin gelişmesini engelliyor.
Türkiye’nin kültürel çeşitliliğinin yeterince yansıtılmadığı ve farklı etnik grupların, dillerin ve kültürlerin müfredatta yeterince temsil edilmediği…
Tarih derslerinde olayların tek taraflı olarak sunulması ve farklı perspektiflerin yeterince yer almaması… Bu durumun, öğrencilerin objektif bir tarih anlayışı geliştirmesini zorlaştırdığı…
Müfredat ezbere dayalı öğrenmeyi teşvik ediyor, öğrencilerin analitik ve problem çözme becerilerinin gelişmesini engelliyor.
Eğitimde teknolojinin etkin kullanılmaması ve dijital araçların yeterince entegre edilmemesi, öğrencilerin dijital çağa uyum sağlamasını zorlaştırıyor.
Daha kapsayıcı, bilimsel temellere dayanan ve çağdaş bir eğitim sistemi oluşturmak için müfredatın yeniden gözden geçirilmesi, eğitimde laiklik ilkesine, eleştirel düşünmeye, bilimsel bilgiye ve toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.
Laik bir eğitim müfredatının oluşturulması, eğitimde tarafsızlığı ve bilimsel temellere dayalı bilgiyi merkeze almaya gerektirir.
Laik bir eğitimin ana hatları şöyle olabilir:
Müfredat, bilimsel gerçeklere ve metodolojiye dayalı olmalıdır. Fen bilimleri, matematik, teknoloji gibi derslerde evrensel bilimsel prensipler esas alınmalıdır.
Öğrencilere insan hakları, demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet gibi evrensel değerler öğretilmelidir. Bu, öğrencilerin toplumsal duyarlılıklarını ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirecektir.
Tarih derslerinde, farklı perspektifler sunularak olayların nesnel bir şekilde aktarılması sağlanmalıdır. Tarihsel olayların yorumlanmasında tarafsız ve çok yönlü bir yaklaşım benimsenmelidir.
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri, tüm dinlere ve inançsızlığa eşit mesafede olmalı, belirli bir dini inancı empoze etmekten kaçınılmalıdır. Bu derslerde, farklı dinler ve inanç sistemleri hakkında bilgilendirme yapılmalı, öğrencilerin farklı inançlara saygı duyması teşvik edilmelidir.
Sanat, edebiyat ve kültür dersleri, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve estetik duyarlılıklarını geliştirmeyi hedeflemelidir. Bu derslerde, kültürel çeşitlilik ve sanatsal ifadelerin zenginliği vurgulanmalıdır.
Öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirecek etkinlikler ve medya okuryazarlığı dersleri müfredatın önemli bir parçası olmalıdır. Bu, öğrencilerin bilgiye eleştirel yaklaşabilmesini ve medyayı bilinçli bir şekilde tüketebilmesini sağlayacaktır.
Cinsiyet eşitliği konusunda bilinç oluşturacak ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulatacak eğitimler verilmelidir. Bu, cinsiyet ayrımcılığını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldırmaya yönelik bir adım olacaktır.
Çevre bilinci, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği gibi konulara müfredatta geniş yer verilmelidir. Öğrencilere, doğa ile uyumlu yaşam ve çevre koruma bilinci kazandırılmalıdır.
Küresel dünyada iletişimi ve kültürler arası anlayışı geliştirmek için yabancı dil eğitimi güçlendirilmelidir. Bu, öğrencilerin dünya ile entegre olmasını ve farklı kültürleri tanımasını sağlayacaktır.
Farklı disiplinlerin birbirine entegre edilerek öğretilmesi sağlanmalıdır. Örneğin, matematik ve fen dersleri ile teknoloji ve mühendislik uygulamaları birleştirilerek öğrencilere gerçek dünya problemlerini çözme becerisi kazandırılmalıdır.
Bu ilkeler, Türkiye'de laik ve çağdaş bir eğitim sistemi oluşturmak için bir temel teşkil eder. Eğitim, bireylerin eleştirel düşünme becerilerini, yaratıcılıklarını ve toplumsal duyarlılıklarını geliştirecek şekilde yapılandırılmalıdır.
****
Laik Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri olan 3 Mart 1924 tarihli ve 431 sayılı Devrim Yasası yürürlüktedir. Devrim yasası, teokratik monarşiden laik Cumhuriyete, ulusal ve üniter devlete geçişin ve tam anlamıyla çağdaş bir toplum olma yolunun en önemli aşamalarından biridir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye açıklanan model, laik Cumhuriyetin devrim kanunlarına, Türkiye'yi laikleştiren yasalara aykırıdır.
Zaman geçmeden bu modelin yürürlükten kaldırılması için mücadele edilmeli ve kaldırılmalıdır.
Titanik gemisi gibi olmaktan kurtulmalıyız. Gemi batarken bile odasını terk etmek istemeyen huysuz bir kaptan. Geminin battığını herkese duyurmak için çırpınan yolcular. Ve gemi batarken bile her şey normalmiş gibi çalmaya devam eden orkestra...