CHP'nin Türkiye genelinde en sert siyasi mücadeleyi verdiği günlerde Mersin örgütünün sessizliği dikkat çekiyor. Parti içindeki gelişmeler karşısında suskunluk, tabanda rahatsızlığı büyütüyor.
Son günlerde kafamda dönüp duran sorular var. Her biri diğerini kovalıyor, her biri içimde büyüyen bir rahatsızlığı besliyor.
Asıl öfkem ise CHP Mersin örgütünün üzerine çöken o ağır sessizliğe...
Türkiye'nin dört bir yanında Cumhuriyet Halk Partisi en zorlu siyasi dönemlerinden birini yaşıyor. Genel Başkan Özgür Özel, iktidarın baskılarına karşı meydan meydan dolaşıyor, kürsü kürsü mücadele veriyor. CHP'nin kurumsal kimliğini, tarihini ve geleceğini savunmak için açık bir direniş sergiliyor.

Ancak aynı günlerde dönüp Mersin'e bakıyorum.
Ne CHP İl Başkanlığı'nın resmi hesaplarında ciddi bir refleks görüyorum ne de il yönetiminden güçlü bir siyasi duruş...
Ülke gündemini sarsan gelişmeler yaşanıyor, parti içinde kritik süreçler işletiliyor ama Mersin'den yükselen güçlü bir ses yok.
Daha da düşündürücü olanı ise Mersin'in yetiştirdiği önemli siyasi isimlerin yalnız bırakılmasıdır.
TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır hakkında yürütülen süreçler karşısında Mersin'den beklenen dayanışma görüntüsü ortaya çıkmıyor. Başarır, Ankara'da partisinin en ön saflarında mücadele verirken, memleketinden yükselen güçlü bir destek sesi duyulmuyor.
Benzer bir tablo Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer konusunda da yaşanıyor.
Hakkında disiplin süreci başlatılıyor, kendisini kamuoyu önünde savunmak zorunda kalıyor. Peki yanında kim var?
Kaç belediye başkanı açık destek veriyor?
İl yönetiminden kaç isim çıkıp güçlü bir dayanışma mesajı yayımlıyor?
Ne yazık ki kamuoyunun gördüğü tablo sessizlik...
Siyasette bazen söylenenler kadar söylenmeyenler de önemlidir.
Koltukları koruma kaygısı, siyasi reflekslerin önüne geçtiğinde örgütler güç kaybeder. Çünkü taban her şeyi görür. Kimlerin mücadele ettiğini de görür, kimlerin risk almaktan kaçındığını da...
Bugün CHP Genel Merkezi'nin içinde bulunduğu zorlu süreçlerde sessiz kalmak, yarın daha büyük kırılmaların önünü açabilir.
İstanbul İl Başkanı'nın binlerce insanı peşine takarak ortaya koyduğu mücadele ortadadır. Türkiye'nin birçok ilinde örgütler aktif bir siyasi duruş sergilerken, Mersin'in bekleme odasında kalması anlaşılır değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi, tarih boyunca sadece seçim kazananların değil, gerektiğinde bedel ödeyenlerin de partisi olmuştur.
Bu nedenle Mersin örgütünün önünde önemli bir tercih bulunmaktadır:
Ya gelişmeleri uzaktan izleyen bir yönetim anlayışı devam edecek...
Ya da parti tabanının beklediği güçlü, kararlı ve cesur siyasi duruş ortaya konulacaktır.
Çünkü Atatürk'ün kurduğu partide suskunluk hiçbir zaman erdem sayılmadı.
Hele ki böylesine kritik günlerde...
Dilsiz şeytanlara dönüşmek ise hiç yakışmaz.