Siyasette koltuklar insanların karakterini ortaya çıkarır. Kimi halkın verdiği emanete sahip çıkar, kimi VURGUNLARI ortaya çıkınca ilk fırtınada kendisini kurtaracak liman aramaya başlar. İşte tam bu noktada bu tercihi yapanlardan çok, onları o yöne iten dalkavuklar ve çıkar tüccarlarının varlığını görürsün...
Siyasette oldum olası kaypaklardan, şakşakçılardan ve orta yol cambazlarından hoşlanmadım. Çünkü bunların bir davası, bir ilkesi, bir omurgası yoktur. Güç neredeyse oraya konuşlanır, çıkar neredeyse oraya yönelirler. Başımıza gelen birçok siyasi çürümenin arkasında da işte bu tipler vardır.
Özellikle belediye başkanlarının etrafını saran bu dalkavuk takımının en büyük marifeti korku satmaktır. Başkanın kulağına eğilirler; "Başın derde girebilir", "Yalnız kalabilirsin", "Kendini kurtaracak bir yol bul" diyerek akıl verirler. Verdikleri akıl ne halk içindir ne de demokrasi için. Tamamı koltuk ve çıkar hesabıdır.
İşin daha acı tarafı ise bazı başkanların bu seslere teslim olmasıdır. Kendilerini o makamlara taşıyan seçmeni, mücadele arkadaşlarını ve yıllarca savundukları değerleri bir anda unutmalarıdır. En kötüsü de; Bu Başkanlar rüzgârın yönüne göre saf değiştirir, bunu da siyaset diye bizlere yutturmaya pazarlamaya kalkarlar...
Bugün Mersin CHP'de yaşanan sessizlik bana çok acaip geliyor. Benim gibi herkes bekliyor, herkes izliyor. Bundan sonra da kimlerin halkın yanında duracağını, kimlerin ise kendini kurtarmak için başka limanlara yelken açacağını birlikte göreceğiz...
Bu arada, Ben sıradan insanların yanılmasını, saf değiştirmesini anlayabilirim. Ama halkın oyuyla seçilip, emamete ihanet eden, ilk fırtınada kendi seçmenine sırtını dönen devrimcileri de; onları bu yola iten dalkavukları da affedemiyorum.
Ya SİZ?