Günlerdir bu köşede sorgulanan suskunluk yerini destek ziyaretlerine bıraktı. Ahmet Serkan Tuncer etrafında oluşan dayanışma, siyasette ilkelere sahip çıkmanın hâlâ mümkün olduğunu gösterdi.

Son birkaç haftadır bu köşede bazı konuları gündeme taşıdım.

İsim vermeden yazdım. Çünkü mesele kişilerden çok anlayıştı. Mesele makamlar değil, sorumluluktu. Mesele bir belediye başkanı ya da bir siyasi yönetici değil, ortaya çıkan tablo karşısında gösterilen tavırdı.

Yazılarımda sessizlikleri sorguladım.

Haksızlık karşısında konuşması gerekenlerin neden sustuğunu, dostlukların ve yol arkadaşlıklarının zor günlerde neden görünmez olduğunu ele aldım.

Bugün geldiğimiz noktada ise farklı bir tablo görüyoruz.

Milletvekilleri, il yöneticileri, gençlik kolları temsilcileri, belediye meclis üyeleri ve partinin çeşitli kademelerinde görev yapan isimler, Ahmet Serkan Tuncer'e destek ziyaretlerinde bulundu. Birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Bu gelişme beni sevindirdi.

Çünkü yazılarımın amacı hiçbir zaman birilerini hedef göstermek olmadı. Amacım, kamuoyunun vicdanında oluşan soruları dile getirmek ve dikkatleri eksik gördüğüm noktaya çekmekti.

Gazetecilik bazen haber vermektir.

Bazen de toplum adına soru sormaktır.

Kalemin gücü de tam burada ortaya çıkar.

Bir yazı tek başına hiçbir şeyi değiştirmez belki. Ama insanların düşünmesine, konuşmasına ve bazı konuların yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Eğer bugün daha fazla dayanışma konuşuluyorsa, daha fazla sahiplenme gösteriliyorsa, bundan memnuniyet duyarım.

Çünkü mesele kişiler değil, ortak değerlerdir.

Bu kentin gazetecileri olarak görevimiz alkışlamak kadar uyarmak, desteklemek kadar sorgulamak ve gerektiğinde kamu vicdanının sesi olmaktır.

Dün olduğu gibi bugün de aynı yerde duruyorum.

Ne kimseye karşı ne de kimsenin yanında...

Sadece doğru bildiğimin ve Mersin'in yanında.

Ancak ortaya çıkan bu dayanışma fotoğrafının yalnızca Ahmet Serkan Tuncer ile sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün aynı siyasi anlayışın önemli isimlerinden biri olan Ali Mahir Başarır için de benzer bir sahiplenme refleksi gösterilebilmelidir. Çünkü siyaset, kişilere göre değişen değil, ilkelere göre şekillenen bir duruş gerektirir.

Öte yandan geçmişte farklı tercihleri nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşen isimlerin de toplumun beklentilerini doğru okuması gerekir. Siyasetçi bazen kararlarının arkasında durur, bazen de tabanının sesine kulak verir. Asıl erdem ise gerektiğinde özeleştiri yapabilmektir.

Bugün sessiz kalan tüm ilçe belediye başkanlarının, büyükşehir yönetiminin ve partinin etkili isimlerinin de tavırlarını daha net ortaya koymaları gerektiğine inanıyorum. Çünkü belirsizliklerin arttığı dönemlerde sessizlik, çoğu zaman bir tercih olarak okunur.

Siyaset, zor zamanlarda konuşabilme cesareti gösterebildiği ölçüde anlam kazanır. Dostlukların, yol arkadaşlıklarının ve örgütsel dayanışmanın değeri de tam olarak böyle dönemlerde ortaya çıkar.