"..Ben, İlk oyumu 22 yaşımdayken Sivas’ta verdim, CHP’ye. Kent 11 vekil çıkarıyordu, 11’i de CHP almıştı o seçimde. Bu tercihim galiba yanlıştı; ama alternatifim yoktu..."
Ben, İlk oyumu 22 yaşımdayken Sivas’ta verdim, CHP’ye. Kent 11 vekil çıkarıyordu, 11’i de CHP almıştı o seçimde.
Bu tercihim galiba yanlıştı; ama alternatifim yoktu. Ülkede AP, CHP ve galiba sağ tercihli bir iki küçük parti daha vardı. Kime verecektim oyumu? Çaresiz CHP’ye vermiştim.
İlginçtir, bu ülke ve bu CHP her seçimde beni, çaresiz bıraktı. İktidardaki parti, ülkenin canına okuyor, çanına ot tıkıyor, geleceğini karartıyor, ulusal değerleri yok ediyor, ulusal kültürü ölüme sürüklüyor, ülkeyi karanlık bir ortama, Ortadoğu bataklığına sürüklüyor- say sayabildiğin kadar;- ama bütün bunları yeniden halkımın yaşamına katacak, onu daha da ileriye taşıyacak bir parti yoktu, eğer CHP’ye oy vermezsem her şey daha kötüye gidecekti, çaresizdim, ülke çaresizdi, CHP’ye oy vermeliydim.
Partimin Genel Başkanı bile partiyi terk etmek zorunda kaldı, gitti, DSP diye bir parti kurdu. Aman ya Rabbi, ne oligarşik bir partiydi. Liderinden ve onun eşinden başka kimsenin esamesi okunmuyordu partide. Parti için olumlu fikirlerim yoktu. Haklıymışım; Lider, adını dağlara taşlara yazan gençliği, seçildiği gün “Benim kimseye diyet borcum yok” diye dışlamıştı. Öyle inatlaştı ki o dönemin sağcı olmayanları, örneğin İstanbul Belediye Başkanı seçimlerinde basiretsiz, politikadan anlamaz muhterisler olduklarını kanıtlamak yarışına girdiler, üçe ayrıldılar; seçimi kendi tabanlarının oyunun üçte biri kadar oy alan, geleceğin cumhurbaşkanlığına hazırlasın diye sağın en sağında olan partinin adayına altın tepside sundular.
Bu partinin hiçbir üyesine bir tek sözcük söylenemez. Bakın dün, bir Genel Başkan Yardımcısı, bir Alevi dergahında Alevilere yağ çekti, “Hz. Hüseyin duruşu” diye bir kavram üretti. Tamam, biz, yani Anadolu halkı Hz. Hüseyin'i ve de kardeşi Hasan’ı – ehl-i beyt oldukları için severiz, sayarız. İyi de 21.yy’da ülkeyi yönetmeye talip partinin bir sözcüsü, din üzerinden, inanç üzerinden politika yaparsa ve Atatürk’ün partisinde Genel Başkan yardımcısıysa, onun, kazara seçim kazanırsa ülkeyi laik ilkelerle yönetebileceğine nasıl inanalım?
Benim bildiğim kadarıyla CHP’nin en önemli sorunu değil midir, “inandırıcı olmamak.”
Halkımız yıllardır neden soruyor: “Tamam da kime oy verelim?”