Dünya “savaş” konuşuyor.
Atamız öğretti bize, Dünyanın herhangi bir yerinde bir sorun varsa o
sorunun bizim de sorunumuz olduğunu öğretti:
• Dünyamıza savaş var, hem de kapı komşumuzda. Bizi çok
yakından ilgilendiriyor.
• Dünyamızda hemen her devlet ekonomik sıkıntılar yaşıyor; en
çok da biz…
• Dünyamızda hemen her devlet, en çok da biz gıda enflasyonu
yaşıyoruz.
Yaşadığımız bütün sorunları yazsam birkaç gazete sayfası tutar,
özetleyeyim:
Türkiye neyden kurtulmak ihtiyacındadır?
Ekonomisi iflasın eşiğindeymiş, ekonomistlerin yayınlarına göre.
Enflasyonda Dünya birincisiymişiz. (Pardon Avrupa birincisi imiş.)
İşsizlikte,
Cari açıkta,
Gıda enflasyonunda,
Borçlanmada,
Dolayısı ile faiz ödemede…
Say gitsin, her türlü ekonomik ölçütte Avrupa birincisiymişiz.
Bu kadarını anladık da iki soru var sorulası:
1- Bunca verimli topraklarına, genç ve çalışkan nüfusuna, coğrafi
konumuna… rağmen,
2- Dünyanın en çok vergi ödeyen ülkesi olmamıza rağmen neden
bu kadar acınası durumundayız?
Sebeplerini biliyorum, ama söylemeyeceğim.
Pekiyi bu çukurdan nasıl çıkacağız?
Bu sorunun cevabı çok basit: Paramızı kimler çaldı, belirleyeceğiz,
uluslararası yargı organlarında bunu kanıtlayacağız, çalınan
paralarımızı yurdumuza getirteceğiz, borçlarımızı ödeyeceğiz; ülkenin
tüm gelirlerini ülkenin kalkınmasına kullanabilmek için çocuklarımızı
hurafelerden uzak tutup bilimsel verileri kullanabilecek bireyler olarak
yetiştireceğiz; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanların yaptığı gibi.
Özetleyeyim:
1- Çaldırmayacağız.
2- Çalınan paralarımızı alacağız.
3- Çocuklarımızı teknoloji üretecek bireyler olmak üzere eğiteceğiz.
Hepsi bu!