Dünya’da en çok ünvana sahip kişi olduğuna inandığım Günay Uslu paye toplamaya devam ediyor

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Numan Olcar, kutladığı Uslu ile sıkı bir işbirliğine girişeceğini belirtti.


İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da turizm ve seyahat dünyasının yakından tanıdığı isimlerden Günay Uslu, bir kez daha önemli bir göreve seçildi.
Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet eski Bakanı olan ve halen Corendon’un CEO’luğunu yürüten Uslu, bu kez Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’nin yönetim kuruluna girdi.

10 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen ANVR Genel Kurulu’nda alınan kararla, Günay Uslu ile birlikte Helen van Berkel de yeni yönetim kurulu üyeleri olarak seçildi. Böylece Uslu, Hollanda turizm sektörünün karar mekanizmalarında söz sahibi olan isimler arasındaki yerini daha da pekiştirmiş oldu.

Bu yeni yapılanmayla birlikte Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’in yönetim kurulu yeniden şekillendi ve tam kadro olarak görevine devam edecek.
Yönetimde Günay Uslu ve Helen van Berkel’in yanı sıra, sektörün önde gelen şirketlerinden temsilciler yer alıyor.
Kurulda TUI’den Arjan Kers, Schiphol Travel’dan Daan Lenderink ve Travix’ten Casper Maasdam gibi dikkat çeken isimler bulunuyor.
ANVR Direktörü Frank Radstake de yönetimin doğal üyesi olarak görev yapıyor.

Günay Uslu’nun bu göreve seçilmesi, hem Türk kökenli bir isim olarak hem de Hollanda’daki başarı hikâyesini sürdüren bir kadın yönetici olarak dikkat çekiyor. Uslu’nun kamu görevinden özel sektöre geçtikten sonra da etkisini artırarak sürdürmesi, kariyerindeki istikrarlı yükselişi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Turizm sektörünün en önemli çatı kuruluşlarından biri olan Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’de söz sahibi olacak olan Uslu’nun, önümüzdeki dönemde özellikle uluslararası seyahat politikaları ve sektörün geleceğine ilişkin kararlarda etkin rol oynaması bekleniyor.

NUMAN OLCAR, TÜRSAB'IN DAĞILMASI TURİZM KAZANIMLARINI YOK EDER - Mersin Kent Haber
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Numan Olcar, kutladığı Uslu ile sıkı bir işbirliğine girişeceğini belirtti.

GÜNAY USLU’DAN GENÇLERE DESTEKTE YENİ ADIM

Gunay Uslu, göçmen kökenli gençlerin gelişmesine katkı sağladığı çalışmalarıyla da biliniyor. İşte son gelişmelerden biri:

Hollanda’da iş dünyası ile kamu temsilcilerini bir araya getiren dikkat çekici bir buluşmada, Corendon Airlines CEO’su Günay Uslu ile gençlerin geleceğine yönelik önemli bir görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede, özellikle fırsatlara erişimde zorlanan gençlerin nasıl desteklenebileceği konusu ele alındı.

Toplantıya, Youssef Noudri, Faysal Settout, Azzdin El Hamdaoui ve Said Majiti (Gemeente ‘s-Hertogenbosch) katıldı. Ayrıca Ministerie van Onderwijs, Cultuur en Wetenschap bünyesinde görev yapan Çağrı Ekmen de toplantıda yer aldı.

Yapılan açıklamalara göre, taraflar yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmeyip somut adımlar üzerinde durdu. Gençlerin eğitimden iş hayatına uzanan süreçte daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi için yeni iş birlikleri ve projeler masaya yatırıldı. Görüşmede ayrıca bazı somut adımlar üzerinde mutabakata varıldığı ve bu adımların yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.

Uzmanlara göre, Hollanda’da özellikle göçmen kökenli gençlerin iş gücü piyasasına katılımı ve eğitimde fırsat eşitliği hâlâ önemli bir gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Bu nedenle kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi, çözüm açısından büyük önem taşıyor.

Gerçekleştirilen bu buluşma da tam olarak bu ihtiyaca işaret ediyor. Kurumlar arası sınırların aşılması ve ortak hedefler doğrultusunda hareket edilmesi, gençlerin geleceği açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Görüşmeye katılan isimler, gençlerin geleceğinin sözlerle değil, bugün alınan cesur kararlarla şekilleneceğine dikkat çekerek, bu tür iş birliklerinin artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Değerli Okurlarım,
Daha önce sizleri bıktırma derecesinde yazdığım Günay Uslu haberleri, Hollanda’nın ünlü söyleşi yazarı Maddie READTS’ın da dikkatini çekti.
…Ve READTS, Uslu ile alttaki röportajı yayınladı.

Maddie RAEDTS

Maddie Raedts was een pionier in de influencer marketing en deelt de… | Maddie Raedts

Hollanda’daki birçok kişi onu Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet eski Bakanı olarak tanıyor.
Bugün ise ülkenin en bilinen seyahat şirketlerinden biri olan Corendon’un CEO’su.

Ancak siyaset ve iş dünyasından önce Günay bir tarihçi ve akademisyendi. Kültür, kimlik ve toplumların nasıl evrildiği konularına derin ilgi duyan bir isimdi.

Onun hikâyesini benim için ilginç kılan şey, bu kadar farklı dünyalar arasında geçiş yaparken tutkuyla bağlı olduğu değerlerle bağını hiç koparmamış olmasıdır.

Bir şirketi yönetmenin yanı sıra Hollanda Film Festivali ve Hollanda’nın en büyük halk kütüphanesi ağı olan OBA’nın yönetim kurulunda yer alıyor. Daha önce EYE Film Müzesi’nin yönetim kurulunda bulundu, Rembrandt Derneği’ne danışmanlık yaptı ve Homeros, Truva ve Türkler üzerine doktora çalışmasını tamamladı. Gerçekten etkileyici.

Bu söyleşide Günay, göçmen bir ailenin çocuğu olarak büyümesini, akademi, siyaset ve iş dünyası arasında yaptığı geçişleri ve seyahat, kültür ve hikâye anlatımının dünyayı algılayışımızı nasıl şekillendirmeye devam ettiğini anlatıyor.

Maddie Raedts: Akademi, siyaset ve şimdi de Corendon’daki iş liderliği arasında geçiş yaptınız. Bu farklı dünyalar size kendiniz hakkında ne öğretti?

Günay Uslu: Geriye baktığımda bu dünyalar birbirinden uzak görünebilir. Ama benim için hepsi merak duygusu ve toplumların nasıl işlediğini anlama isteğiyle birbirine bağlı. Bir tarihçi olarak geçmişe bakmayı ve kimlik, güç ve kültür üzerine sorular sormayı öğrendim. Siyaset ise fikirlerin insanların günlük hayatını etkileyen kararlara nasıl dönüştüğünü gösterdi.
İş dünyasında, özellikle Corendon’da, odak daha hızlı ve daha pratiktir. Her gün insanlarla birlikte bir şey inşa edersiniz. Kendim hakkında öğrendiğim şey, fikirlerin eyleme dönüştüğü ortamlardan keyif aldığım. Düşünmeyi seviyorum ama aynı zamanda üretmeyi de seviyorum.
Bu dünyaların her biri bana farklı bir şey öğretti. Akademi derinliği, siyaset sorumluluğu, iş dünyası ise girişimciliğin ve ekip çalışmasının önemini her gün hatırlatıyor.

MR: Kendinizi “öncülerin kızı” olarak tanımlıyorsunuz. Büyüdüğünüz ortama baktığınızda bu size cesaret ve hırs hakkında ne öğretti?

GU: Ailem Hollanda’ya göçmen olarak geldi ve hayatlarını sıfırdan kurdu. Bu büyük bir cesaret gerektirir ama aynı zamanda sessiz bir kararlılık da ister. Çok çalışırsınız, uyum sağlarsınız ve belirsizlikler olsa bile yolunuza devam edersiniz.
Ailem için eğitim çok önemliydi. Oysa bu, onların kendi hayatlarında doğal bir şey değildi. Örneğin annem kırk yaşına doğru okumayı öğrendi. Bir anlamda birlikte okumayı öğrendik. Bu, o kuşağın kararlılığını çok iyi anlatır.
Okulda bir öğretmen bana çok düşük bir yönlendirme verdi. “Ülkenize döndüğünüzde işinize yarar” diyerek bir meslek öğrenmemi önerdi. Oysa ben Haarlem’de doğmuştum. Böyle deneyimler insanı kırabilir ama aynı zamanda motive de edebilir.
Bu ortamda büyümek, hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını öğretir. Fırsatlar garanti değildir ama yaratılabilir. Ailem her zaman merakı ve azmi teşvik etti. Benim için hırs sadece kariyer demek değildi. Topluma ve kültüre katkı sunmakla ilgiliydi. Bu bakış açısı bugün hâlâ yaptığım seçimleri şekillendiriyor.

MR: Siyaseti bırakıp CEO’luk görevine geçmek büyük bir değişim. Bu geçiş sizden

GU: Siyaset ve iş dünyası çok farklı tempolarda işler. kişisel olarak ne talep etti?Devlette kurumlar, prosedürler ve kamu tartışmaları içinde çalışırsınız. İş dünyasında tempo daha hızlıdır ve kararların sonuçları çoğu zaman hemen görülür.
Benim için bu geçiş, politika odaklı kamusal bir rolden, çok sayıda yetenekli meslektaşımla birlikte bir organizasyonu kurmaya ve yönetmeye odaklanan bir liderlik rolüne geçmek anlamına geldi.
Ama bazı yönleri şaşırtıcı şekilde benzer. Liderlik her zaman dikkatle dinlemeyi, farklı görüşleri tartmayı ve birçok insanı etkileyen kararlar almayı gerektirir. Her iki dünyada da dayanıklılık gerekir. Çünkü alınan her karar kolay ya da herkes tarafından kabul edilebilir değildir.

MR: Seyahat Corendon’un merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda insan olarak bizim de özümüzde var. Sizce seyahat arzusu tatilin ötesinde neyi temsil ediyor?

GU: Seyahat sadece tatil demek değildir. Merak demektir. Kendi bildiğiniz çevrenin dışına çıkmak ve dünyayı başka gözlerle görmek demektir.
İnsanlar seyahat ettiğinde farklı kültürlerle, yaşam biçimleriyle ve coğrafyalarla karşılaşır. Bu deneyim çoğu zaman kendi hayatınıza bakışınızı da değiştirir. Empati ve anlayış geliştirir.
Elbette birçok insan için tatil aynı zamanda dinlenme ve mutluluk anıdır. Bu da çok önemlidir. Yoğun bir dünyada insanların yeniden enerji toplaması, aileleriyle ve arkadaşlarıyla zaman geçirmesi ve birlikte anılar oluşturması gerekir. Corendon’da her gün bu anların insanlar için ne kadar değerli olduğunu görüyoruz.

MR: Corendon’u yönetmenin yanı sıra Hollanda Film Festivali ve OBA gibi kurumlarla da yakın çalışıyorsunuz. Kültüre, kitaplara ve hikâye anlatımına olan bu güçlü bağınız nereden geliyor?

GU: Kültürle bağım akademik geçmişime ve tarih sevgime dayanıyor. Hikâyeler kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi anlamamıza yardımcı olur. Kitaplar, filmler ve sanat bize başka dünyaların kapılarını açar.
Büyürken kütüphaneler ve kitaplar hayatımda önemli bir yer tutuyordu. Keşif ve hayal gücü alanlarıydı. Daha sonra tarihçi ve araştırmacı olarak hikâye anlatımı mesleki hayatımın da bir parçası oldu.
Bugün iş dünyasında bile hikâye anlatımı önemini koruyor. Her kurumun bir hikâyesi vardır ve her kültür bu hikâyelerin paylaşılacağı ve korunacağı alanlara ihtiyaç duyar. OBA ve Hollanda Film Festivali gibi kurumlar bu açıdan büyük rol oynar. İnsanları fikirler, yaratıcılık ve hayal gücü üzerinden birbirine bağlar.

MR: Anne olmak, hırs ve liderlik anlayışınızı etkiledi mi?

GU: Anne olmak bakış açımı kesinlikle etkiledi. Ancak bu sorunun neredeyse sadece kadınlara yöneltildiğini de fark ediyorum. Denge sağlamak için aynı sorunun babalara da sorulması gerekir.
Annelik insanı doğal olarak uzun vadeye ve gelecek nesillere bırakılacak topluma odaklar. Sorumluluk duygusunu derinleştirir ve kararların etkisini daha geniş bir perspektiften görmenizi sağlar.
Ayrıca liderliğin sadece vizyon ve kararlılıktan ibaret olmadığını da hatırlatır. Sabır, dinleme ve başkalarının gelişmesine alan açmak da en az bunlar kadar önemlidir. Liderlik böylece bireysel bir performans olmaktan çıkar ve ortak bir üretim sürecine dönüşür.

MR: Kariyerinize baktığınızda sizi gerçekten sınayan ya da değiştiren bir an oldu mu?

GU: Belirleyici anlardan biri girişimcilikten kamu hizmetine geçişimdi. Girişimcilikte odak kurmak, risk almak ve hızlı hareket etmektir. Kamu hizmetinde ise alınan her karar toplumun farklı kesimlerinde, kurumlarda ve uzun vadeli sonuçlarda yankı bulur.
Bu deneyim liderlik anlayışımı değiştirdi. Liderlik artık kişisel inisiyatiften çok kamu yararına hizmet etmek, dikkatle dinlemek ve farklı bakış açılarını dengeli şekilde değerlendirmek anlamına geliyordu. Bana, etkinin sadece kararlılıkla değil, iş birliğiyle de ortaya çıktığını öğretti.