Yıllar önce, yaptığım lobi faaliyeti ile geri çekilen yasa taslağı, yıllar sonra yeniden gündeme geldi.

Türk Sivil Toplum Kuruluşlarına, yeni bir lobi faaliyeti çağrısı…

Şimdi 30,25 euro olan vergi 2027’de 70,00 euro olacak.

Afbeelding met hemel, persoon, buitenshuis, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Görevi yeni hükümete bırakan bundan önceki Hollanda hükümeti, son yıllarda tartışılan uçuş vergisi sisteminde köklü bir değişikliğe adım atmıştı.
Hazırlanan yasa taslağına göre, bugüne kadar tüm uçuşlara aynı uygulanan sabit vergi kaldırılacak ve yerine mesafeye göre değişen yeni bir vergi sistemi getirilecek. Bu düzenleme hayata geçtiğinde Türkiye ve Fas gibi orta mesafedeki ülkelere yapılan uçuşların maliyeti doğrudan artacak.

Mevcut sistemde Hollanda’daki bir havalimanından kalkan her yolcu için sabit bir uçuş vergisi alınıyor. Uçağın kısa ya da uzun mesafeye gitmesi vergi miktarını değiştirmiyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla bu vergi bilet başına 29,40 eurodan 30,25 euroya yükseltildi. Daha önceki Hükümet, bu uygulamanın çevresel etkileri yeterince yansıtmadığını savunuyordu.

Yeni yasa taslağı ile birlikte uçuş vergisinin tamamen yeniden şekillendirilmesi planlandırılmıştı. Temel değişiklik, verginin uçuş mesafesine göre belirlenmesi. Bu yaklaşımın gerekçesi, uzun mesafeli uçuşların daha fazla karbon salımı yapması ve çevreye daha büyük yük getirmesi.

Eski Hükümetin planına göre, 2027 yılından itibaren üç kademeli bir sistem yürürlüğe girecek. Buna göre kısa, orta ve uzun mesafeli uçuşlar farklı oranlarda vergilendirilecek. Nihai hedef, daha fazla emisyon üreten uçuşlardan daha yüksek vergi alınması.

Yasa taslağında yer alan hesaplamalara göre, kısa mesafeli uçuşlarda vergi bugünkü seviyeye yakın kalacak. Orta mesafeli uçuşlarda belirgin bir artış öngörülüyor. Uzun mesafeli uçuşlarda ise verginin ciddi şekilde yükselmesi bekleniyor.

Orta mesafe kategorisi özellikle dikkat çekiyor. Türkiye ve Fas gibi destinasyonlar bu gruba giriyor. Bu ülkeler Hollanda’dan yaklaşık 2.000 ile 5.500 kilometre mesafe aralığında yer aldığı için yeni sistemde otomatik olarak orta vergi dilimine dahil ediliyor.

Öngörülen hesaplamalara göre, orta mesafeli uçuşlarda vergi, bilet başına yaklaşık 47 euro düzeyine çıkabilir. Bu artış doğrudan yolcuya yansıyacak. Özellikle yaz sezonunda Türkiye’ye ve Fas’a giden gurbetçi yolcuların bilet maliyetlerinde belirgin artış yaşanabileceği ifade ediliyor.

Afbeelding met vlak, transport, hemel, vliegtuig Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

5.500 kilometrenin üzerindeki uzun uçuşlarda ise, verginin 70 euronun üzerine çıkabileceği konuşuluyor. Bu durum Amerika, Uzak Doğu ve Karayip destinasyonlarını doğrudan etkileyecek.

Yeni sistemin bir başka önemli yönü de, verginin aktarma yapılan havalimanına göre değil, yolcunun nihai varış noktasına göre hesaplanacak olması. Bu düzenleme ile vergi kaçırma yollarının da kapatılması amaçlanıyor.

Eski Hollanda hükümeti bu değişikliğin üç temel hedefi olduğunu belirtiyordu. İlk hedef çevresel etkileri azaltmak. İkinci hedef uçuşların gerçek maliyetini fiyatlara yansıtmak. Üçüncü hedef ise kamu gelirlerini artırmak.

Ekonomik hesaplamalara göre, yeni sistem devlet bütçesine her yıl yüz milyonlarca euroluk ek gelir sağlayabilir. Bu gelirin önemli bir bölümünün, iklim politikaları ve sürdürülebilir ulaşım yatırımlarında kullanılacağı ifade edilmişti.

Yasa taslağı, ‘Belastingplan 2026’ olarak bilinen geniş vergi paketinin bir parçası. Hollanda parlamentosunun alt kanadı ve Senato sürecinden geçen bu düzenleme uygulamaya hazırlanıyor. 2027 yılı hedef tarih olarak gösteriliyor ancak uygulama takviminin ekonomik koşullara göre esnetilebileceği de belirtiliyor.

Aynı vergi paketinde turizm sektörünü ilgilendiren başka bir önemli karar daha yer aldı.
Otel konaklamalarında uygulanan KDV oranı, 1 Ocak 2026 itibarıyla yüzde 9’dan yüzde 21’e çıkarıldı. Bu kararın da turizm maliyetlerini artırması bekleniyor.

Uçuş vergisindeki değişiklik, kamuoyunda farklı tepkilere yol açmış durumda. Çevre örgütleri düzenlemeyi destekliyor. Havayolu şirketleri ise rekabet gücünün zayıflayacağını savunuyor. Özellikle gurbetçi yolcuların yoğun olduğu hatlarda, bilet fiyatlarının ciddi şekilde artabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre, bu düzenleme doğrudan bir ülkeyi hedef almıyor. Sistem tamamen mesafe esasına dayanıyor. Ancak Türkiye ve Fas gibi destinasyonlar coğrafi konumları nedeniyle orta vergi dilimine girdiği için fiilen etkilenecek.

Eski Hollanda hükümetinin uzun vadeli planları bununla sınırlı değil. İlerleyen yıllarda özel jetler ve iş amaçlı küçük uçaklar için çok daha yüksek vergiler getirilmesi de gündemde. Bu adımın özellikle yüksek gelir grubuna yönelik olacağı belirtiliyor.

Sonuç olarak, Hollanda’da turist vergisi değil, uçuş vergisinin yapısı değişiyor.
Yeni modelin temel mantığı açık. Uçuş ne kadar uzunsa ödenecek vergi o kadar yüksek olacak. Bu değişiklik hayata geçtiğinde Türkiye ve Fas gibi orta mesafeli destinasyonlara yapılan seyahatler daha pahalı hale gelecek. Bu durum en çok gurbetçi yolcuları ve yaz sezonunda memleketine giden aileleri etkileyecek.

UÇUŞ VERGİSİNDE YENİ DÖNEM VE ESKİ BİR MÜCADELENİN HATIRLATTIKLARI

Uuçuş vergisi tartışması Hollanda’da ilk kez yaşanmıyor.

Yıllar önce, Hollanda hükümeti uçak biletlerine bir ‘Uçuş vergisi’ koymak için bir yasa tasarısı düzenliyordu. Bu tasarıya göre, Atina’ya uçacak olan yolcu hiç vergi ödemeyecek, ama Ankara veya Antalya’ya uçacak olan yolcu 35 ila 50 euro arasında bir vergi ödeyecekti. Bu teklif yasalaşırsa, tatile gidecek Türk ailelerine büyük bir maddi külfet yüklenecekti. Bu duruma önce Hollanda Seyahat Acentaları Birliği ANVR, daha sonra çeşitli havayolu şirketleri itirazlarda bulundular. Corendon firması da girişimde bulundu ama fayda etmedi.

Afbeelding met tekst, person, persoon, poseren Automatisch gegenereerde beschrijving

Utrecht Turizm Fuarı’nın açılış arifesindeydik. İşçi Partisi milletvekili olan eski dostum ve Hastalık Sigortası Agis’in Eski Genel Başkanı Eelke van der Veen’i aradım. Durum hakkında birşeyler yapılması gerektiğini söyledim. O da beni, bu tasarının hazırlayıcısı olan Paul Tang’a yönlendirdi. Aynı akşam Paul Tang beni aradı ve ne istediğimi sordu. Ben de kendisine, iki gün sonra açılacak olan Turizm Fuarı’nda buluşma teklifinde bulundum. 6 Türk tur operatörü ve birkaç basın mensubu arkadaşım ile, Turizm Müşavirliğimizin standında buluştuk. Turizmci dostlar, biletlere eklenecek olan ‘Uçuş vergisi’nin yolcular için ağır bir yük olacağını anlattılar. Paul Tang da, alınacak olan vergilerin, uçakların kirlettiği çevre için harcanacağını belirterek, çevre temizliliğinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştı.

Afbeelding met tekst, persoon, mensen, groep Automatisch gegenereerde beschrijving

Toplantının sonucunda, fikir değişikliği olmadığı kanaatine vardım.

Ben de, “Mademki bu işler siyasetle ve oy hesabıyla çözümlenir, o halde ben de bu işi bu yolla halletmeliyim” diye düşündüm ve Paul Tang’ı tren istasyonuna kadar yolcu ederken konuşmaya başladım ve “Bak Paul, sizin partiniz geçen seçimlerde, Ermeni davasını körü körüne desteklediğiniz için Türkler’den oy alamadı. Kaldı ki, bugüne kadar, sağcı olsun veya solcu olsun Türkler hep sizin partiye oy veriyorlardı. Şimdi bu uçak vergisi yüzünden Türk aileler size yine kızacak ve oy vermeyecekler. Sana tavsiyem, başkanınız Wouter Bos ile konuş ve bu durumu izah et” dedim.

Paul Tang aynı akşam beni aradı ve Parti lideri Wouter Bos ile görüştüğünü, Maliye Bakanı ile de bu konuda randevu alındığını söyleyerek iyiye doğru bir işaret verdi.

Seyahat dalında faaliyet gösteren dostlara bunu anlattığım zaman bana, “Boş ver abi, bu iş böyle kalır” diye umutsuz yanıtlar vermişlerdi.

Paul Tang ile konuşmamız ocak ayında yapılmıştı. Mayıs ayı başında Mersin’deyken akşam telefonum çaldı. Hatta Paul Tang vardı. “Müjde Karaçay, uçak vergisi tasarısını geri çektim.” diye iyi haberi verdi.

Bu anlattıklarım, pek çok işin lobi faaliyeti ile nasıl çözümleneceğinin bir örneğidir.
Bu örnek, Hollanda’da birçok kararın yalnızca teknik hesaplarla değil, lobi faaliyetleri ve siyasi denge arayışlarıyla şekillendiğini açık biçimde gösterdi.

Bugün yeniden gündeme gelen, mesafeye dayalı uçuş vergisi modeli, o dönem geri çekilen tasarının farklı bir versiyonu olarak görülüyor. Aradan geçen yıllarda hükümetler değişti, çevre politikaları sertleşti ve kamu gelirleri üzerindeki baskı arttı.

Şimdi gözler yeni kararın nasıl uygulanacağına çevrildi.
Önceki gün göreve başlayan şimdiki hükümetin bu düzenlemeyi aynı çizgide ilerleyip ilerlemeyeceği belirsiz. Çünkü Hollanda’da vergi politikaları çoğu zaman siyasi dengelere göre yeniden şekillenebiliyor.

Sonuç olarak, uçuş vergisi tartışması yalnızca ekonomik veya çevresel bir mesele değil. Aynı zamanda siyaset, lobi ve seçmen davranışlarının iç içe geçtiği bir alan.

Yıllar önce bir yasa tasarısının geri çekilmesini sağlayan süreç bunun en somut örneklerinden biri olarak hafızalarda duruyor.

Bugün atılan adımın kalıcı olup olmayacağını ise zaman ve siyasi irade belirleyecek.

Bu düzenleme hayata geçtiği takdirde, ortaya çıkacak tablonun yalnızca bilet fiyatlarının artmasıyla sınırlı kalmayacağı açıktır. Gurbetçi ailelerin önemli bir bölümü, artan maliyetler nedeniyle uçak yerine otomobil ile memlekete gitmeyi tercih etmek zorunda kalacaktır. Bu ise her yaz döneminde zaten yoğun ve riskli olan Avrupa otoyollarında trafiği daha da artıracak, kazaları çoğaltacak ve hem maddi hem de manevi kayıpları büyütecektir. Yani kağıt üzerinde çevre ve gelir dengesi gözetilerek hazırlanan bir vergi modeli, sahada insan hayatını doğrudan ilgilendiren başka sonuçlar doğurabilecektir. Yıllar önce geri çekilen benzer bir tasarının yeniden uygulamaya konması halinde, bunun yalnızca ekonomik değil, sosyal ve insani etkilerinin de çok iyi hesaplanması gerekir. Aksi halde alınan karar, gurbetçi aileler için ağır bir yük haline gelirken, yolları daha tehlikeli ve sonuçları daha acı bir sürecin kapısını aralayacaktır.

Şimdi asıl sorumluluk, Hollanda’daki Türk Sivil Toplum Kuruluşlarının omuzlarındadır. Çünkü bu mesele yalnızca bir vergi artışı değil, yüzbinlerce gurbetçi ailenin bütçesini, yol güvenliğini ve memleketle bağını doğrudan ilgilendiren bir konudur. Geçmişte şahsımın yürüttüğü kararlı ve bilinçli lobi faaliyeti nasıl ki geri adım attırdıysa, bugün de aynı irade ve aynı dayanışma ruhu ortaya konulursa bu yasa taslağının yeniden gözden geçirilmesi ve hatta geri çekilmesi mümkündür.

Unutulmamalıdır ki Hollanda’da karar mekanizmaları sadece teknik raporlarla değil, toplumsal sesle ve örgütlü duruşla da şekillenir. Eğer Türk toplumu ortak akıl etrafında birleşir, temsilcileriyle temas kurar ve meseleyi siyasi muhataplara güçlü biçimde anlatırsa, sonuç almak hayal değildir. Dün başardıysak bugün de başarabiliriz. Önemli olan dağınık tepki vermek değil, planlı ve kararlı bir lobi sürecini yeniden hayata geçirmektir.

Bu mesele yalnızca bir vergi artışı değildir. Bu mesele, gurbetçinin memleketiyle kurduğu bağın maliyetidir. Bu mesele, yaz aylarında yollara düşen ailelerin güvenliğidir. Bu mesele, alınan bir siyasi kararın sahadaki gerçek hayata nasıl yansıyacağının hesabıdır.

Yıllar önce nasıl ki kararlı bir lobi faaliyeti sonuç vermişse, bugün de aynı bilinç ve dayanışma ile hareket edilirse bu taslağın yeniden değerlendirilmesi mümkündür. Hollanda’daki Türk Sivil Toplum Kuruluşları bu konuda suskun kalmamalıdır. Çünkü örgütlü ve planlı bir girişim, siyasi dengeleri etkileyebilir. Bunun örneği vardır ve yaşanmıştır.

Eğer gerekli adımlar atılmazsa, artan bilet fiyatları binlerce aileyi otomobille yola çıkmaya zorlayacak, Avrupa otoyollarında her yaz zaten yaşanan acı tablolar daha da ağırlaşacaktır. O zaman mesele sadece ekonomi değil, can güvenliği meselesi haline gelecektir.

Bugün yapılacak olan şey nettir. Tepki göstermek değil, organize olmak. Şikayet etmek değil, muhataplarla temas kurmak. Dağınık konuşmak değil, ortak bir dosya ile kapı çalmak.

Dün başardıysak bugün de başarabiliriz. Yeter ki irade olsun.