"..Aydıncık’ta planlanan yat limanı projesi, teknik bir yatırım tartışması olmaktan çıkalı çok oldu. Bugün mesele; kimin için, ne pahasına ve hangi bedelle yapıldığı sorusunda düğümleniyor..."
Aydıncık’ta planlanan yat limanı projesi, teknik bir yatırım tartışması olmaktan çıkalı çok oldu. Bugün mesele; kimin için, ne pahasına ve hangi bedelle yapıldığı sorusunda düğümleniyor.
Bir yanda CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, diğer yanda AKP cephesinden Ali Kıratlı. Tartışmanın özünde ise “kamu yararı” kavramı var.
Projenin yapılmasının planlandığı alan iki parselden oluşuyor. Parselin bir kısmı üçüncü derece sit alanı. Bir kısmında ise Aydıncık halkının kullandığı belediyeye ait sosyal tesisler bulunuyor.
CHP’li Gülcan Kış 'ın itirazı net:
Sosyal tesislerin yıkılması kamusal bir kayıptır.
AKP cephesi ise bunu reddediyor
Burada durup sormak gerekiyor:
Bir yat limanı, halkın halihazırda kullandığı sosyal alanların ortadan kaldırılması pahasına mı yapılmalı?
Üstelik mesele yalnızca beton ve tesis değil. Yat limanının planlandığı bölge, Akdeniz fokları ve caretta carettalar için doğal yaşam alanı. Yani konu, aynı zamanda geri dönüşü olmayan bir çevresel tahribat riski barındırıyor. Bugün “ekonomik katkı” denilen şey, yarın telafisi mümkün olmayan bir doğa kaybına dönüşebilir.
Bu noktada Mersin Marina örneği hafızalarda hâlâ taze. Başlangıçta yat limanı olarak sunulan proje, zamanla eğlence ve alışveriş merkezlerinin çevresinde dönen, kıyı kenar çizgisini zorlayan bir yapıya dönüştü. Halktan kopuk, daha çok belirli ve elit bir kesime hitap eden bir alan ortaya çıktı.
Bir benzeri de Davultepe'de bulunan 100. Yıl tabiat parkı idi. Carettalarin yuvalama alanı olan parkın özel teşebbüse verilerek rekreasyon alanına dönüştürülmek istenmesi geçmiş dönemlerde büyük tartışma konusu olmuştu .
Soru şu:
Aydıncık’ta da aynı senaryoyu mu izleyeceğiz?
Yat limanları kâğıt üzerinde “turizm yatırımı” olarak durabilir. Ancak pratikte çoğu zaman kamusal alanların daralması, kıyıların özelleşmesi ve doğanın geri plana itilmesi anlamına geliyor. Bu yüzden itirazlar ideolojik değil; yaşamsal.
Asıl mesele, yat limanı yapılıp yapılmaması değil.
Asıl mesele, kıyıların kime ait olduğu.
Ve bu soru, Aydıncık’ta hâlâ cevabını arıyor.