Bazen bir cümle, sayfalarca anlatılabilecek bir hikâyeyi içinde taşır. Bir duvarın üzerine, belki bir kalemle, belki bir sprey boyayla yazılmış kelimeler, zamanla unutulmaz bir hafızaya dönüşebilir. Tıpkı bu söz gibi.
"Ben Gezi Parkı'nda kanat çırpan kelebeğin, kıtalar ötesinde yarattığı fırtınayım!"
Bir kelebek kadar naif bir hareket, bir fırtına yaratacak kudrette büyüyebilir. Virginia Woolf’un dediği gibi: “Küçük bir yaşam, bütün bir evrenin aynasıdır.” Bu söz, bireyin iradesi ile toplumsal vicdan arasındaki kırılgan ama güçlü bağı gösterir.
Gezi Parkı yalnızca ağaçların korunması için verilen bir mücadele değildi. O park, özgürlüğün, dayanışmanın, insan onurunun simgesi oldu. Bir kelebeğin kanat çırpışı gibi, küçük bir kıvılcım dalga dalga yayıldı; insanlar sessizliğe, korkuya, baskıya karşı bir araya geldi. Albert Camus’nün dediği gibi: “Başlangıçta isyan eden yalnızdır, ama sonunda insanlığın sesi olur.”
Bugün bu dalgalar sınırları aşmış durumda. ABD’nin İran’a yönelik saldırısı, dünyanın dört bir yanında protestolarla karşılık buluyor. New York’tan Los Angeles’a, Berlin’den Tahran’a milyonlar sokaklara dökülüyor. Ellerinde pankartlar, haykırdıkları sloganlar birer yankı, birer fırtınadır. Shakespeare’in dediği gibi: “Dünya bir sahnedir ve insanlar sadece oyuncudur.” Bugün sahne, sessizliğe başkaldıranların, korkuya direnlerin sahnesidir.
Tarih, küçük itirazların devasa dönüşümlere yol açtığını gösterir. Rosa Parks bir otobüs koltuğunda oturmayı sürdürdü; Berlin Duvarı’na ilk çekiç vuruldu; Tunus’ta bir seyyar satıcı kendini ateşe verdi. Hiçbiri dev bir hareket olarak başlamadı, ama her biri dalga dalga milyonları etkiledi. Bugün İran’a yönelik saldırıya karşı yükselen protestolar da aynı mantığın çağdaş yansımasıdır: küçük bir itiraz, küresel bir dayanışma fırtınasına dönüşüyor.
Bu fırtına yalnızca politik bir tepki değildir. James Baldwin’in dediği gibi: “Sessizlik, suyun durgunluğu gibi; altında öfke birikir.” Bugün sokaklara çıkan her birey, duvardaki cümlenin yankısıdır; her slogan, bir kelebeğin kanat çırpışıdır.
68 Kuşağı ruhu yeniden filizleniyor. Toprakta unutulmuş devrimler, sokaklarda tekrar yükseliyor. Genç bedenler, geçmişin direnişinden ilham alıyor; pankartlar, sloganlar ve adımlar, tıpkı o yıllarda olduğu gibi özgürlüğün ve dayanışmanın ritmiyle çarpıyor. Neruda’nın dediği gibi: “Sana inanan biri varsa, umut da vardır.” Bugün milyonlarca insan aynı inançla sokakları dolduruyor; umudun, adaletin ve insan onurunun sesi her zamankinden daha güçlü.
Gezi Parkı’nda çırpılan o kanatlar, bugün dünyanın dört bir yanında yankılanıyor. Bir pankartın köşesinde yazan basit bir cümle, sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf, binlerce insanın cesaretle sokaklara çıkmasına vesile oluyor. Çünkü mesele sadece bir politik kararın karşıtlığı değil; mesele sessiz kalmayanların, haksızlığa boyun eğmeyenlerin bir araya gelmesidir.
O duvara yazılan cümle hâlâ konuşuluyorsa, kelebeğin etkisi devam ediyor demektir. Özgürlük, adalet ve dayanışma arzusu bir fırtına gibi gelip geçmez; toprağa kök salar, yeni filizler verir. ABD’de, Avrupa’da, İran’da… Her protestocu, o duvardaki cümlenin bir yankısıdır; her slogan, bir kelebeğin kanat çırpışıdır. Toni Morrison’un dediği gibi: “Hikâyeler, insan ruhunun hatırlamak istediği şeylerdir.”
İşte şimdi, kelimelerin gücünü şiirle birleştirmenin zamanı. Bazen bir duvar yazısı, bir slogan veya bir cümle, bir şiire dönüşür; bir fırtınayı başlatan sessiz bir ses, ritim kazanır, çığlığa dönüşür. Her harf, her kelime bir kanat çırpışı gibidir; sessizliğe direnç, karanlığa ışık olur. Şimdi o fırtınayı kelimelerden şiire taşıyoruz.
Kelebeğin Fırtınası
Kanat çırptı bir kelebeğin öfkesi
Şehirler titredi
Rüzgâr yankılandı
Bir adım
Bir nefes
Bin ses birleşti
Dalga dalga
Yollar doldu
Ayak sesleriyle
Sokaklar şarkı söyledi
Özgürlüğün diliyle
Eller birleşti
Pankartlarda umut yazdı gökyüzüne
Gözler parladı
Direnişin ateşiyle
Her çığlık bir yıldız gibi parladı
Her adım toprağa çakılan bir yıldırım
Binalar nefes aldı
Dalgalar şehirleri sardı
Rüzgâr öfkeyi taşıdı uzak kıtalara
Sloganlar birleşti gökyüzünde
New York’tan Berlin’e
Tahran’dan Buenos Aires’e
Her pankart bir gemi
Her çığlık bir fırtınanın kıyısı
Filiz verdi umut
Yeniden doğdu cesaret
Kelimeler uçtu
İzleri kaldı
Toprağa kök saldı özgürlük
Gölgeler geriledi
Ayak sesleri ufku kesti
Rüzgârın melodisi
Direnişin şarkısına karıştı
Fırtına devam etti
Şehirler nefes aldı
Denizler yankılandı
Gökyüzü dalgalandı
Geçmişin sessizliğiyle birleşen her nefes
Geleceğin filizlerini taşıdı
Ve bir kelebeğin kanat çırpışı
Tüm dünyanın ritmine dönüştü