Koca Mehmet Ragıp Paşa’nın güzel beyti, bir şiirin beyti olmanın ötesine geçmiş, deyimleşmiş. Eskiden “darb-ı mesel olmuş” derlerdi.

'Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler" i

Biz bu deyimleşmiş Koca Mehmet Ragıp Paşa dizesini neden anımsadık?

Kılıçdaroğlu ekibi, partinin önüne iki araba koydu. Haram parayla alınmışlar notuyla. Gerçek ortaya çıktı:

“Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm ETTİ kubhun” “Şecaat arz ederken DE sirkatini söyledi.“

Allah’ın parmağı yok ki gözlerine soksun.

Allah parmağını sokup gözlerini çıkarmıyor; ama işte böyle rezilliklerini ortaya koyuyor.

Bu konuyu kapatacakken aklıma bir başka deyimimiz geldi:

“Kılavuzu karga olanın burnu b.ktan çıkmaz”mış.

Bu güzel benzetmeli deyimi niçin anımsadım?

Partinin önüne iki araç koydular; İki aracın camına da “haram parayla alınmış” yazdılar. Açığa çıktı ki araçlardan birincisi CHP’ye ihanet eden birileri zamanında A.İ. Aktaş tarafından armağan edilmiş ve Genel Başkan bu araca iki yıl kadar binmiş. Diğeri ise yakın dönemde Ö.Özel yönetimince alınmış ve faturası dahil bütün evrakları genel merkezdeymiş.

Yani haram parayla alınmış diyenler almış öyle sıfatlandırdıkları arabayı o rüşvetçiden.

Gerçek ortaya çıkınca aklıma yine “Şecaat arz ederken hilkatini söyleyen merd-i kıptinin özelliği geldi.

İfadeye bakın: O ARAÇLAR, RAST GELE SEÇİLMİŞ araçlarmış. Yani partinin araçlarınım tamamı öyleymiş. İçlerinden ikisi rast gele seçilmiş; başka ikisi de seçilebilirmiş. Muhteşem dilimizi bilen herkes o cümleyi böyle anlar.

Özrü kabahatinden büyük olmak bu durumlar için mi kullanılır?

Yani yine sirkatlerini söylediler.

Özetlersek:

CHP’nin seçilmiş yöneticilerinin altını oymak için yaptıklarına dikkat edin, adamlar aslında Özgür Özel ekibinin değil, CHP’nin altını kazıyor.

Keşke biraz insan olsalar, biraz da utanabilseler…

i Beytin yer aldığı gazelin tamamı şöyledir: Harabatı görenler her biri bir haletin söyler Safâsin nakleder rindân zâhid sıkletin söyler Ser-âğâz eyledikçe bahse bülbül revnak-ı gülden Bezimde kulkul-i mînâ melek keyfiyyetin söyler Tecellî neş’esin ehl-i şikem idrâk kabil mi Behişt andıkça zâhid eki ü şürbün lezzetin söyler Ne zabt-ı hâkim-i şer’î ne hükm-i zâbit-i aklî Cünûn iklimini seyreyleyenler rahatın söyler Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin’ söyler Muvafıktır yine elbet mizaca şîve-i hikmet Tabibin olsa da kizbi marîzin sıhhatin söyler Perîşânî-yi hatır nükte-i ser-beste veş kaldı Ne kimse hikmetin anlar ne Râgıb illetin söyler