Bunca toplumsal muhalefete rağmen atanmış bir genel başkanının hala peşinden gitmek akıl tutulmasıdır!
Kılıçdaroğlu'nu savunan görüşlere katılmıyorum!
Bugün Türkiye sıradan bir siyasi tartışmanın içinde değil. Demokrasi, hukuk ve halk iradesi ciddi bir sınavdan geçiyor. Böylesi bir dönemde, rejim değişikliğini kalıcı hale getirmek isteyenlerle aynı çizgide görünmek, CHP gibi köklü bir partinin ruhuyla bağdaşmaz.
Daha da vahimi, milyonlarca insanın değişim talebine rağmen, atanmış bir genel başkanın yeniden partinin başına getirilmesini savunmaktır. Bu yalnızca siyasi bir tercih değildir; tabanın sesine sırt çevirmektir. Halkın iradesi yok sayılarak kazanılmış hiçbir siyasi zafer yoktur.
CHP'nin sahibi koltuklar değildir.
CHP'nin sahibi üyeleridir.
CHP'nin sahibi yıllardır sandık başında mücadele eden, umut taşıyan, değişim isteyen milyonlardır.
Siyaset bazen zor kararlar almayı gerektirir. Geçmişe teşekkür edilir ama geleceğe yürünür. Sürekli geriye bakarak yol alınamaz. Toplum değişim istiyorsa, siyasetçinin görevi o değişimi engellemek değil, ona öncülük etmektir.
Bugün CHP'nin ihtiyacı yeni bir iç savaş değildir.
Yeni kırgınlıklar değildir.
Yeni hesaplaşmalar hiç değildir.
İhtiyaç duyulan şey; birlik, mücadele ve iktidar yürüyüşüdür.
Bu nedenle Özgür Özel'e desteğim tamdır. Çünkü mesele yalnızca bir isim meselesi değildir. Mesele, değişim iradesine sahip çıkma meselesidir. Mesele, milyonlarca insanın umudunu koruma meselesidir.
Unutulmamalıdır ki siyaset, halka rağmen yapılmaz.
Halkın sesini duymayanlar günü kurtarabilir.
Ama tarihi asla yazamaz.