Bir yanda Shakira mı dersin, Tarkan mı dersin, Kanye West mi dersin; en ön sıralar için on binlerce liralık ultra lüks konser biletleri... Diğer yanda sabah kahvaltısında birkaç zeytinin hesabını yapan emekliler, Kurban Bayramı'nda evine et götüremeyen aileler, ay sonunu nasıl getireceğini düşünen milyonlar...
Bir yanda sahnelerde milyonluk ışık gösterileri, dev ekranlar, gösterişli kostümler ve sosyal medyada milyonlarca izlenme... Bir zamanlar sokakta giyilmeye çekinilen kıyafetler bugün sahnelerde alkışlarla karşılanıyor. Dün ayıp denilenler bugün normalleşiyor, dün eleştirilenler bugün özgürlük ve gösteri adı altında sunuluyor.
Diğer yanda gençler iş arıyor, emekliler pazar tezgâhlarında fiyat karşılaştırıyor, aileler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele ediyor. Bir yanda bir gecelik eğlence için harcanan paralar, diğer yanda ay boyunca geçinmeye çalışan insanlar...
Bazen insan kendi kendine soruyor:
Nerede o eski sanatçılar?
Bir şarkıyla insanın içine dokunan, sahneye çıktığında sesiyle büyüleyen, gösterişten çok sanatıyla konuşulan sanatçılar...
Nerede o eski şarkılar?
Kasetlerin sarıldığı, radyoda sevdiğimiz şarkının çalmasını beklediğimiz, sözlerini defterlere yazdığımız günler...
Acaba biz mi yaşlandık?
Yoksa teknolojiye mi yenik düştük?
Belki de her şey çok hızlı değişti. Şarkılar kısaldı, gündemler hızlandı, insanlar birbirini dinlemeyi bıraktı. Eskiden bir şarkı yıllarca yaşardı, şimdi birkaç haftada unutuluyor. Eskiden sanatçıların sesi konuşulurdu, şimdi ise çoğu zaman kostümleri, magazin haberleri ya da sosyal medya paylaşımları gündem oluyor.
Elbette zaman değişir, insanlar değişir, müzik değişir. Ancak değişmeyen bazı şeyler vardır: İnsanın adalet arayışı, huzur isteği, geçim derdi ve daha güzel bir gelecek umudu...
Bugün bir ülkede emekli kahvaltısındaki zeytinin hesabını yapıyorsa, işçi ay sonunu düşünüyorsa, gençler gelecekten kaygı duyuyorsa; biraz durup düşünmek gerekir.
Çünkü mesele sadece konserler değildir.
Mesele sadece sanatçılar da değildir.
Mesele, aynı ülkede yaşayan insanların hayatları arasındaki giderek büyüyen farktır.
Bir yanda ışıklar altında eğlence, diğer yanda sessizce verilen yaşam mücadelesi...
Ve insan bazen kalabalıkların arasında bile geçmişi özlüyor.
Belki eski sanatçıları...
Belki eski şarkıları...
Belki de insanların birbirini daha çok anladığı, sofraların daha bereketli olduğu, yarınlara daha umutla bakıldığı günleri...
Kim bilir...
Belki de özlediğimiz şey geçmiş değil; kaybetmek istemediğimiz değerlerimizdir.
Metin, imla ve noktalama açısından düzeltilmiş; anlatım bozuklukları giderilmiş ve köşe yazısı akışına uygun şekilde daha akıcı hale getirilmiştir.