Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in tutuklanması, kentte yalnızca belediye yönetimlerini değil, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi de tartışmaya açtı.

Elbette hiçbir belediye başkanı hukukun üzerinde değildir. İddialar araştırılmalı, varsa suçlar yargı önünde kanıtlanmalıdır. Ancak soruşturulmak başka, suçlu ilan edilmek başkadır. Tutuklamanın peşin cezaya dönüşmemesi, masumiyet karinesinin ve savunma hakkının korunması gerekir.

Bu süreçte sorulması gereken önemli sorulardan biri de şudur: Seçilmiş yöneticilerin görevden uzaklaştırılmasının demokratik sonuçları ve seçmen iradesinin korunması nasıl ele alınacaktır?

Mersin’de kadınların yerel yönetim tarihinde yeni bir sayfa

Vahap Seçer’in İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından 13 Ekim’de yapılan seçimde Gülşah Yıldırım Genç, Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliğine seçildi. Bu gelişme, kent siyaseti açısından kadınların temsili konusunda da önemli bir dönüm noktası oldu.

Kadınların yerel yönetimlerde sorumluluk üstlenmesi yalnızca temsili bir mesele değildir. Bu, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması, eşit fırsatlara sahip olması ve kamusal yaşamda etkin rol üstlenmesi açısından da önemlidir.

Ancak Genç’in üstlendiği görev, olağan koşullarda gerçekleşen bir görev değişimi değil. Bu nedenle sorumluluğu, belediye hizmetlerini sürdürmenin yanı sıra kurumsal devamlılığı ve halkın iradesine duyulan güveni korumayı da kapsıyor.

Mersin’de yaşananlar bize bir kez daha gösteriyor ki demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Hukukun herkese eşit uygulanması, seçmen iradesinin gözetilmesi ve kadınların yönetimde hak ettikleri yeri alması da demokrasinin ayrılmaz parçalarıdır.

Bizim itirazımız, iddiaların araştırılmasına değil; adaletin herkes için eşit ve güvenilir biçimde işlemesine yöneliktir.

Mersin’in ihtiyacı; adaletin, demokrasinin ve eşit temsilin birlikte güçlendiği bir yönetim anlayışıdır.