MTSO’da yeni dönem…
Yukarıdaki başlık ilk bakışta klişe gelebilir. Hele ki bir seçim sonrasında kaleme alındığında…
Ama mesele yalnızca bir başkanlık seçimi değil.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, yeni bir başkan ve yeni bir yönetim anlayışıyla farklı bir döneme giriyor.
Çünkü Serdar Yıldızgörer, Hamit Hayfavi, Kadri Şaman, Şerafettin Aşut, Ayhan Kızıltan ve Hakan Sefa Çakır gibi isimlerden farklı bir profile sahip.
Farklı bir anlayıştan, farklı bir kültürden geliyor.
Daha muhafazakâr, sosyal ilişkileri daha sınırlı ve bir dönem MÜSİAD Mersin Başkanlığı görevini üstlenmiş olmasına rağmen kentin sosyal yaşamında bugüne kadar çok fazla görünür olmayan bir iş insanı.
Aslında bu durum yalnızca Serdar Başkan'a özgü değil.
Mersin'deki birçok iş insanında benzer bir tabloyu görmek mümkün.
Ancak şimdi Serdar Yıldızgörer'in önünde önemli bir sınav var.
Kendisinden beklentim, bu genel davranış biçiminin dışına çıkması ve bu sınavdan başarıyla çıkması.
Çünkü artık kendisi yalnızca bir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı değil.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı.
Bu iki tanım arasında önemli bir fark var.
Serdar Yıldızgörer'in bir iş insanı olarak ortaya koyduğu ekonomik başarı ise tartışılmaz.
Kendi markasını ve emeğini ihracata yansıtmış, önemli başarılara ve rekorlara imza atmış bir isimden söz ediyoruz.
Şimdi bu ekonomik başarıyı, sosyal ve kentsel bir sorumlulukla birleştirme zamanı.
Bence hedefi; daha pozitif, daha sosyal alanlarda görünür olan, üyelerine daha fazla kucak açan ve en önemlisi kayıtsız şartsız Mersin'den yana duran bir oda oluşturmak olmalı.
Yönetim şu anda bir koalisyon görüntüsü verse de aslında Serdar Başkan'ın farklı kesimlerle sosyal, kültürel ve insani bağlar kurabileceği bir aritmetik ortaya çıkmış durumda.
Zaten iki başkan adayını kendi listesinde buluşturması, bu işe ne kadar ciddi sarıldığının önemli bir göstergesiydi.
Adaylardan biri her ne kadar yönetim dışında kalmış olsa da bu durum Serdar Yıldızgörer'i başkan olmaktan alıkoymadı.
Diğer listeden yönetime dahil olan isimler de nihai hedeflerine, başka bir liste içerisinde olsalar bile ulaştılar.
Dolayısıyla yönetim nicelik olarak bir koalisyon görüntüsü verse de nitelik olarak uyumlu bir yapı ortaya çıkmış durumda.
MÜSİAD etkisi: Fırsat mı, risk mi?
Kamuoyunda konuşulan bir başka konu ise hükümete yakınlığıyla bilinen MÜSİAD'ın Mersin Ticaret ve Sanayi Odası üzerindeki etkisinin yeni dönemde daha fazla hissedileceği yönünde.
Bu konuyu hem müspet hem de menfi yönleriyle dikkatli değerlendirmek gerekiyor.
Kentin yatırımları, teşvikleri ve Ankara'dan beklentileri açısından bakıldığında bu etkinin Mersin'e ciddi katkılar sağlayabileceğini düşünüyorum.
Çünkü Mersin bugüne kadar lobi faaliyetleri konusunda zaman zaman parçalı, zaman zaman da Ankara ile ilişkilerinde istediği sonucu alamayan bir görüntü verdi.
MUSİAD da bu gücünü MTSO üzerinden Mersin'in yatırım taleplerinin karşılanması, kentin hak ettiği kamu yatırımlarından daha fazla pay alması ve Ankara ile ilişkilerin güçlendirilmesi için kullanmalı.
Ancak burada çok önemli bir ayrıntıyı da unutmamak gerekiyor.
MTSO'nun kendine ait yüz yılı aşkın bir geleneği ve kültürü var.
Bu kültürde her dinden, her etnik kökenden, her memleketten insana yer var.
Çünkü bu oda, Uray Caddesi'nin kültüründen geliyor.
Azakhan'dan geliyor.
Mersin'in mezarlığında medeniyetlerin buluştuğu bir kent kültüründen söz ediyoruz.
Bu birlikteliğin en önemli parametrelerinden biri de ticaret.
Çünkü Mersin'de ticaret hiçbir zaman yalnızca ticaret olmadı.
Ekonomi, bu kentin sosyal hayatının, ilişkilerinin ve kültürünün de önemli bir parçası oldu.
Başkanlık sadece ekonomi yönetmek değildir
İşte tam da bu nedenle MTSO Başkanlığı yalnızca ekonomik meseleleri yönetmekten ibaret değil.
Oda başkanının kentin sosyal hayatının da önemli bir parçası olması, farklı kesimlerle iletişim kurabilmesi, insanları bir araya getirebilmesi ve güçlü bir diplomasi yeteneğine sahip olması gerekiyor.
Mersin, Türkiye'nin küçük bir modeli gibidir.
Bu nedenle bu kentte görev yapan herkesin, Mersin'in yazılı olmayan kurallarını, hassasiyetlerini ve sosyo-kültürel yapısını bilmesi ve buna uygun bir duruş sergilemesi gerekiyor.
Biz gazeteciler de bu noktada yalnızca eleştiren değil, gerektiğinde uyaran bir sorumluluk taşıyoruz.
Kamu adına görev yapan insanların yanlış gördükleri noktaları dile getirmek de bizim toplumsal vazifemiz.
Serdar Yıldızgörer de artık bu sorumluluğu taşıyan isimlerden biri.
Çünkü oturduğu koltuk sıradan bir koltuk değil.
Bu koltuk, Mersin ekonomisinin önemli bir bölümünün sevk ve idaresinde söz sahibi olan bir makam.
Serdar Yıldızgörer başarılı bir iş insanıydı.
Şimdi bileğinin hakkıyla kazandığı bu başkanlığı da başarıyla sürdürmesini canı gönülden diliyorum.
MTSO'nun geleneğini ve duruşunu koruyarak;
Mersin'in bütünlüğüne,
birlik ve beraberliğine,
dayanışmasına,
yatırımlardan hak ettiği payı almasına
ve kentin tüm kesimlerinin kendisini bu odanın bir parçası hissetmesine katkı sağlayabildiği ölçüde başarılı olacaktır.
Biz de MTSO'nun geleneğini bozmadan, Mersin'in ortak çıkarlarından yana atacağı her adımda Serdar Başkan'ın yanında olacağız.
Olmalıyız.
Çünkü mesele Serdar Yıldızgörer'in başkanlığı değil.
Mesele Mersin.