"..Toroslar’ın zirvesinde düzenlenen 2. Kardeş Göçerler Yörük Etkinliği, kültürün, dayanışmanın ve üretimin yanında Mersin siyasetinin de önemli gündemlerinden biri oldu..."

Siyasette taraf olmak kolaydır. Asıl mesele, taraf olduğunuz yerde neyi savunduğunuzdur.

Mersin, hafta sonu yalnızca bir Yörük etkinliğine ev sahipliği yapmadı. Toroslar’ın zirvesinde düzenlenen 2. Kardeş Göçerler Yörük Etkinliği, kültürün, dayanışmanın ve üretimin yanında Mersin siyasetinin de önemli gündemlerinden biri oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun etkinliğe katılması ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tarafından karşılanması, doğal olarak siyasi çevrelerin dikkatini çekti.

Çünkü bugün CHP içerisinde ciddi bir siyasi tartışma yaşanıyor.

Seçer ise bu buluşmada CHP’ye bağlılığını açıkça ortaya koyarak siyasette durduğu yeri de netleştirmiş oldu.

“CHP’li olmaktan övünç duyuyoruz” mesajı, yalnızca bir kürsü cümlesi olarak görülmemeli. Belli ki Seçer, siyasette hangi çizgide durduğunu kamuoyuna göstermek istedi.

Bunun ardından farklı çevrelerden eleştirilerin gelmesi de siyasetin doğasında var. Ancak burada başka bir noktayı da teslim etmek gerekiyor.

Vahap Seçer’i yalnızca bugün yaşanan siyasi tartışmalar üzerinden değerlendirmek, Mersin’de yaptığı belediyecilik çalışmalarını görmezden gelmek olur.

Seçer döneminde Mersin Büyükşehir Belediyesi; ulaşım ve altyapı yatırımlarından kırsal kalkınmaya, üretici desteklerinden sosyal belediyeciliğe, kadınların ekonomik hayata katılımından ilçelere yayılan hizmetlere kadar birçok alanda çalışmalar yürütüyor.

Son dönemde 13 ilçeye yayılan yeni yatırım ve hizmet projeleri açıklanırken, ulaşım altyapısına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Kadın üreticilere yönelik girişimcilik, e-ticaret ve kooperatif destekleri de belediyenin sosyal ve ekonomik politikalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Bunları görmezden gelmek de doğru değil.

Eleştirmek başka, hakkını teslim etmek başka.

Bir belediye başkanının siyasi tercihlerini eleştirebiliriz. Aldığı siyasi pozisyonu sorgulayabiliriz. CHP içerisindeki tartışmalarda hangi tarafta durduğunu konuşabiliriz.

Ama bütün bunları yaparken Mersin için yapılan işleri de hakkaniyetle değerlendirmek gerekir.

Çünkü Mersinlinin gündemi yalnızca parti içi hesaplaşmalar değil.

Mersinlinin gündeminde ulaşım var.

İş var.

Aş var.

Üretici var.

Kadınların ekonomik özgürlüğü var.

Gençlerin gelecek kaygısı var.

Kırsalda yaşayan vatandaşın beklentisi var.

Dolayısıyla siyasetin asıl sınavı, kimin hangi liderin yanında fotoğraf verdiği değil; kimin Mersinlinin yanında durduğu olmalıdır.

Bugün CHP içerisinde taraflar konuşuluyor.

Kılıçdaroğlu’nun Mersin’e gelişi konuşuluyor.

Seçer’in karşılaması konuşuluyor.

Seçer’in verdiği siyasi mesaj konuşuluyor.

Ardından gelen eleştiriler konuşuluyor.

Bunların hepsi siyasetin parçası.

Ama Mersin bundan çok daha büyük bir şehir.

Bu kent; yalnızca siyasi dengelerin değil, emeğin, üretimin, göçün, tarımın, turizmin, limanın ve farklı kültürlerin buluştuğu bir kent.

Yörüklerin yaylada kurduğu sofradan kent merkezindeki esnafın dükkânına kadar aslında aynı mesele konuşuluyor:

Geçim.

O yüzden siyasilerin kendi aralarındaki hesaplaşmalarından önce vatandaşın hesabına bakmak gerekiyor.

Kim ne yaptı?

Kim neyi değiştirdi?

Kim hangi sorunu çözdü?

Kim hangi sorunu hâlâ çözmek zorunda?

İşte gerçek siyaset burada başlıyor.

Seçer’in CHP içerisindeki siyasi tercihi elbette tartışılabilir. Ancak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığı çalışmalar da eleştirisiyle, takdiriyle ve eksikleriyle ayrıca değerlendirilmelidir.

Çünkü demokrasi sadece alkışlamak değildir.

Eleştirmek de demokrasidir. Ama eleştirinin de adil olması gerekir.

Bugün Mersin siyasetinde yeni bir dönem başlıyor olabilir. Kartlar yeniden dağıtılıyor, insanlar safını belirliyor olabilir.

Fakat bir şeyi unutmamak gerekiyor:

Siyasetçilerin tarafı olabilir.

Partilerin tarafı olabilir.

Liderlerin tarafı olabilir.

Ama Mersinlinin de bir tarafı var: Kendi hayatının tarafı.

Ve sandık geldiğinde Mersinli, bütün bu tartışmaların içinden kendi cevabını verecektir.

Çünkü fotoğraf kareleri unutulur.

Siyasi sloganlar değişir.

Liderler değişir.

Ama yapılan hizmet de yapılmayan hizmet de vatandaşın hafızasında kalır.

Mersin’in asıl meselesi kimin kimin tarafında olduğu değil; kimin Mersin’in tarafında olduğudur.