..Mersin siyasetinde kartlar yeniden dağıtılıyor. Bu kez partilerin gücü değil, adayların toplumsal karşılığı ve seçmenin tercihi de belirleyici olacak...

Türkiye siyasetinde yeni bir dönem başlıyor.
İttifaklar değişiyor. Siyasi yollar ayrılıyor. Yeni dengeler kuruluyor.
Bu değişimin Mersin'e yansımaması mümkün mü?
Elbette değil.
Çünkü Mersin, Türkiye siyasetinin küçük bir fotoğrafı…
2024 yerel seçimlerini hatırlayalım.
Vahap Seçer, yaklaşık yüzde 60 oy aldı. Bu, sıradan bir seçim başarısı değildi. CHP tabanının yanı sıra DEM Parti seçmeni ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlar aynı noktada buluştu.
Ortaya geniş bir toplumsal uzlaşı çıktı.
Peki bugün aynı tablo var mı?
Görünen o ki siyasi zemin değişiyor.
CHP ile Yeni Parti yollarını ayırdı. DEM Parti, Kent Uzlaşısı konusunda yeni bir yol haritası belirledi. Mersin'de CHP listelerinden seçilen DEM Partili meclis üyeleri de kendi siyasi kimlikleriyle hareket etme kararı aldı.
Diğer tarafta AK Parti ve MHP arasındaki Cumhur İttifakı birlikteliği sürüyor.
Bütün bunlar Mersin siyasetinde yeni bir dönemin işaretleri.
Peki bu tablo bize neyi hatırlatıyor?
1999 seçimlerini…
O yıllarda Mersin'de siyasi rekabet oldukça yoğundu. MHP, DSP, CHP ve HADEP farklı siyasi merkezler olarak yarışıyordu.
Seçmen tercihleri parçalıydı. Siyasi dengeler sürekli değişiyordu.
Bugün de benzer bir hareketlilik var.
Elbette 1999 ile bugünün koşulları aynı değil. Ancak çok aktörlü siyasi yapı ve değişen ittifaklar bakımından benzerlikler dikkat çekiyor.
O günün siyasi rekabetini bugünün aktörleriyle düşündüğümüzde, Mersin'in yeniden çok parçalı bir seçim tablosuyla karşılaşması ihtimal dahilinde.
Asıl mesele ise başka…
Vahap Seçer'in aldığı yüzde 60'a yakın oyun sahibi kimdi?
Bu oy CHP'nin miydi?
Seçer'in şahsi başarısı mıydı?
Yoksa farklı siyasi görüşlerin oluşturduğu Mersin uzlaşısı mıydı?
Bence üçüncüsü…
Çünkü o seçimde yalnızca partiler değil, farklı toplumsal kesimler de ortak bir tercihte buluşmuştu.
Bugün ise o siyasi birlikteliğin zemini değişiyor.
Ancak bu durum Seçer'in bütün desteğini kaybedeceği anlamına gelmez. Seçmen davranışı, genel merkezlerin kararlarından ibaret değildir.
Adayın karşılığı önemlidir. Yerel yönetimin performansı önemlidir. Güven önemlidir.
DEM Parti'nin yeni yol haritası da dikkatle okunmalı. Siyasi mesafenin artması, bütün ilişkilerin sona erdiği anlamına gelmez.
Önümüzdeki süreçte CHP kendi tabanını korumaya çalışacak. Yeni Parti yeni bir siyasi alan oluşturacak. DEM Parti kendi seçmeninin beklentilerine göre hareket edecek.
AK Parti ve MHP ise değişen dengeler içinde kendi stratejilerini belirleyecek.
İşte Mersin'deki siyasi mücadelenin yeni başlıkları bunlar.
2024'te yüzde 60'a yakın oyla oluşan geniş uzlaşı, önümüzdeki seçimde farklı adreslere mi dağılacak?
Yoksa yeni bir ortak zemin mi bulunacak?
Mersin yeniden 1999'un çok aktörlü siyasi rekabetine mi dönecek?
Bunun yanıtını bugünden vermek kolay değil.
Ancak bir gerçek var:
Mersin siyasetinde kartlar yeniden dağıtılıyor.
Bu kez yalnızca partilerin gücü değil, adayların toplumsal karşılığı ve seçmenin tercihi de belirleyici olacak.
Çünkü siyasetin hesabını genel merkezler yapar, son sözü sandıkta seçmen söyler.