12 Eylül’den sonra bu ülkede her şey susturuldu.

İnsanlar, gazeteler, üniversiteler, şarkılar…

Ama yetmedi.

Sıra kelimelere geldi.

Darbecilerin gözü Kanlı Nigar’a takıldı.

Oyunda geçen “Paşam da paşam” sözü, tanktan daha tehlikeliydi onlar için.

Çünkü zorbalık, alaya dayanamaz.

Mizah, üniformanın en büyük düşmanıdır.

Toplandılar.

Düşündüler.

Ve her zaman yaptıkları şeyi yaptılar:

Yetkiyi, emirle yürüyen bir temsilciye verdiler.

Şehir Tiyatroları’na, rütbesi olan ama sözü olmayan biri gönderildi.

Görevi basitti:

Bir kelimeyi susturmak.

Zaten memlekette herkes biliyordu:

Emir demiri keser.

Keserdi de.

Münir Özkul hariç.

“Önce siz kimsiniz?” dedi.

Bu soru, darbelerin lügatinde yoktur.

Çünkü darbe rejimlerinde sorular değil, cevaplar hazırlanır.

“Burası benim yatak odam.”

Sanatçının sahnesi mahremdir;

İzinsiz girilmez.

Ve sonra, bugüne kadar kulağımızda çınlayan cümleyi kurdu:

“Ben bu faşist yönetimle tiyatro yapamam!”

O an mesele bir oyun olmaktan çıktı.

O an mesele bir replik değil, bir omurga oldu.

İlk istifası işleme konmadı.

Çünkü iktidar sanatçıyı sever;

Ama biat edenini.

O geri adım atmadı.

İkinci kez istifa etti.

Çünkü bazı insanlar rol yapmaz; bedel öder.

Filmlerde patrona posta koymak kolaydır.

Gerçek hayatta darbeciye koymak…

İşte orada karakter başlar.

Bugün dönüp bakıyoruz.

Kelime yasakları değişti sadece.

Aynı korku, başka kılıklar giydi.

Artık bir sahneye subay gönderilmiyor belki ama bir tweet “sakıncalı” bulunuyor, bir afiş indiriliyor, bir oyuncu “uygun görülmüyor”, bir şarkı “zamanı değil” denilerek susturuluyor.

Ve yine çoğunluk susuyor.

Çünkü emir…

Hâlâ demiri kesiyor.

Ama tarih şunu gösteriyor:

Demiri kesen emir değil, karakterdir.

Münir Özkul’u boş yere sevmedik.

O sadece iyi bir oyuncu değildi.

O, korkunun karşısında dikilen bir insandı.

Bazıları iktidarlarla fotoğraf verir.

Bazıları koltuklarıyla hatırlanır.

Bazıları da bir cümleyle…

“Ben bu faşist yönetimle tiyatro yapamam.”

Son söz

Bu ülkede darbeler gelir geçer.

Paşalar unutulur.

Genelgeler tozlanır.

Ama omurgayla söylenmiş bir cümle, kırk yıl geçse de iktidarların uykusunu kaçırır.

Çünkü kelimelerden korkanlar bilir:

Sahne bir gün mutlaka geri alınır.

Perde.