Evimde bir televizyonum var. Boş zamanlarımda elimdeki kumanda ile kanalları gezerim. Keyif bu ya bazen dinci kanalları izlerim. Bu kanallar neden bilmem beni yorar; çünkü çoğu yayınları akıl dışıdır. İzlerken söylenirim:

- Ne diyor bu sakallı moruk?

Eşim kızar bana;

-Hem izliyorsun hem de söyleniyorsun. Söylenme. Kumanda elinde, değiştir kanalı!

Bazen de bana hükmetmeye kalkar, açsana “bem kanalımı!”

En çok da buna kızarım.

- - Sana ne? Sana şu kanalı, bu kanalı, benim izlediğim kanalı izle diyor muyum?

Ben bir kanala “benim kanalım” diyor muyum, önüme gelen kanalı izliyorum. Kanalın haberleri yalan doluymuş, sana ne? Benim hoşuma gidiyor o yalanları izlemek. “Y” kanalı olayları abartıyormuş, kimi insanların duygularına, düşüncelerine, hata inançlarına uymayan yayınlar yapıyormuş. Ben işte bu nedenle seviyorum “Y” kanalını. Ben yalan söylemeyi beceremiyorum. Zeki insanlar becerir yalan söylemeyi. Ben hiçbir şeyi manipüle edemem. Bu nedenle seviyorum “Y” kanalını, başarısızlığımı kamufle ediyrum onu izleyerek. Hem bundan “sana ne?” İstemiyorsan sen izleme! Televizyonunun kumandası elinde değil mi? Bas düğmesine, değiştir kanalı.

Bak örneğin ben, “z” kanalını sevmem. O kanalda sakallı bir adam var, aydınlığın, bilimin, cumhuriyetin, Atatürk’ün düşmanı. Ağzı küfür dolu. İzlemekten vazgeçtim o kanalı ve o adamı. Beni mecbur eden yok onu izlemem için. Geçerken düğme beni o kanala getirmişse düğmeye ceza veriyorum, kafasına vuruyorum, kanal değişiyor.

TRT’yi de izlemiyorum. Benim vergilerimle bir eli yağda bir eli balda yaşıyor, benim bütün değerlerimi çiğniyor. Ona bir şey diyor muyum? TRT’yi kapatıyor muyum_ Hayır; önüme gelirse öfkemi kumandanın düğmesinden alıyorum.

Bir söyleşide bu düşüncelerimi anlattım köydeki komşuma, canım çarıklı erkan-ı harp ne dese beğenirsiniz?

“- Sen demokrat tavırlısın, ancak fazla övünülecek bir şey değil yaptığın; mesela ben de öyle yapıyorum.

- Ya siz?

-

Ahmeöt Ümit Aloğlu, 14 Ekim 2026, Kuzucubelen