Mutlu Tablo: Kış Olimpiyadında 10 Altın ve çok sayıda gümüş ve bronz madalya alan sporcular karşılandı:

Mutsuz Tablo: “Gazze’deki Çocukları Kurtarın” çağrısı yapan Kırmızı giysililerin protestosu.

Tartışma: Kabinede, Savunma Bakanı olacak liyakatlı biri varken, Dilan Yeşilgöz neden Savunma Bakanı yapıldı?

Yavuz Nufel, Adnan Şahin ve Hollanda medyasından esintiler…

Hollanda’da yeni kabine göreve başladı. Ancak daha ilk günden tartışmaların gölgesinde bir başlangıç yapıldığı görülüyor. Savunma Bakanlığı tercihi, parlamentodaki kırmızı giysili protesto eylemi ve siyasi atmosferin genel tonu, hükümetin kolay bir dönem geçirmeyeceğini şimdiden gösteriyor.

ilhankaracay.com’da dün yayımlanan değerlendirmemde de belirttiğim gibi, bu azınlık hükümeti umut vermekten çok soru işaretleri doğuruyor.

Kabinenin kurulma sürecinde en çok konuşulan başlıklardan biri, Dilan Yeşilgöz’ün Savunma Bakanlığı konusundaki ısrarı oldu.
Kabinede, ordudaki geçmişi güçlü bir ismin, farklı bir göreve kaydırılması, buna karşılık doğrudan ordu (savunma) tecrübesi bulunmayan bir siyasetçinin bu koltuğa oturması, siyasi denge mi yoksa bilinçli bir tercih mi sorusunu beraberinde getirdi.

Diğer tarafta, yeni hükümet daha ilk Meclis oturumuna sivil toplum baskısıyla giriyor.
Gazze için kırmızı giysilerle parlamentodaki tribünlere çıkan gruplar, hükümete dış politika ve insani krizler konusunda ilk uyarıyı yaptı.
Bu tablo, yeni kabinenin yalnızca ekonomi ve güvenlik değil, aynı zamanda vicdani ve toplumsal başlıklarda da sınanacağını gösteriyor.

Afbeelding met kleding, persoon, person, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ancak tüm bu tartışmaların ortasında Başbakan Jetten için farklı bir tablo da oluştu.
Hollanda Kış Olimpiyatları’nda 10 altın madalya kazandı. Bunun yanında çok sayıda gümüş ve bronz madalya elde edildi. Jetten dün Başbakan olarak sporcu kafilesini karşıladı. Bu görüntü, yeni hükümet için moral veren nadir sahnelerden biri oldu.

Yeni kabine işte böyle bir atmosferde göreve giriyor.

Bir yanda siyasi gerilim.
Bir yanda toplumsal beklenti.
Bir yanda uluslararası krizler.
Diğer yanda başarıya susamış bir ülkenin ortak gururu.

Bu başlangıç, sıradan bir hükümet başlangıcı değil. Hollanda’nın önümüzdeki yıllarda hangi yöne yöneleceğinin ilk işaretlerini taşıyan bir eşik.

Asıl soru şu: Bu kabine krizlerle mi anılacak, yoksa başarı hikâyesi yazabilecek mi?
Cevabı, atılacak ilk adımlar belirleyecek.

LAHEY’DE KIRMIZI UYARI. YENİ HÜKÜMET İLK GÜNDEN SINANIYOR

Afbeelding met buitenshuis, persoon, kleding, weg Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bugün Hollanda Temsilciler Meclisi’nde yeni hükümetin ilk görüşmeleri başladı. Ancak daha ilk günden atmosferin sakin geçmeyeceği anlaşılıyor. Çünkü sivil toplum örgütleri Gazze gündemiyle parlamentoya geldi.

Sizler bu haber yorumu okurken, Lahey’de önemli bir hareket devam etmektedir. Meclisin halka açık tribünlerinde kırmızı giysiler giymiş bir grup yerini aldı. Amaçları nettir. Yeni hükümeti Gazze için yeni bir yol haritası belirlemeye çağırmak.

Afbeelding met buitenshuis, rood, veld Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İlk ihtar, Başbakan Jetten’e kırmızı giysili Save the Children grubundan geldi. Bu grubun içinde Türk kökenli isimler de bulunuyor. Bu da eylemin yalnızca bir siyasi tepki değil, toplumun farklı kesimlerinden gelen ortak bir vicdan çağrısı olduğunu gösteriyor.

Afbeelding met buitenshuis, kleding, hemel, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Tribünde yer alan isimler arasında Save the Children yöneticisi Pim Kraan, PAX temsilcisi Rolien Sasse, Oxfam Novib’den Michiel Servaes, The Rights Forum’dan Gerard Jonkman, Een Ander Joods Geluid’dan Jaap Hamburger ve BDS Netherlands’tan Maartje Eigeman bulunuyor.

Afbeelding met kleding, persoon, person, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bu kuruluşlara göre mevcut koalisyon anlaşması, Gazze’de yaşanan felaketi hafifletmek için yetersiz. Yeni hükümetin önünde yeni bir yol haritası çizmek için bir fırsat var. Yapılan bu eylemle, sivil toplum temsilcileri hükümetin gerçekten fark yaratabileceğini vurgulamak istiyor.

Geçen yıl yarım milyondan fazla insan Kırmızı Çizgi eylemine katılmıştı. Her birinin farklı inancı ve dünya görüşü vardı. Ancak tek bir ortak mesaj vardı. Bu zulüm durmalı.

Bugün tribünde yer alan örgütler de aynı çağrıyı yapıyor. O gün sokağa çıkan yüz binler gibi, şimdi hükümetten hem sözde hem eylemde bu çizgiyi çekmesini istiyorlar.

Bugün parlamentoda yalnızca bir hükümet programı konuşulmayacak. Aynı zamanda Hollanda’nın Gazze konusunda nerede duracağı da tartışılacak. İlk günden gelen bu sivil uyarı, yeni kabinenin önündeki en hassas başlıklardan birinin dış politika ve insani krizler olacağını açık biçimde gösteriyor.

SAVUNMA BAKANLIĞI KOLTUĞU VE AKILLARDAKİ SORU

Hollanda medyasında iki ismin tanıtımı yan yana konulduğunda ister istemez insanın aklına bir soru geliyor.

Bir tarafta Elanor Boekholt O’Sullivan.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, meisje Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Afbeelding met tekst, krant, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda basını onu, Konut ve Mekansal Planlama Bakanı olarak tanıtıyor. Doğum yeri İrlanda’nın Cork kenti. 50 yaşında. Eğitimi savunma alanında üst düzey formasyon ve İngiliz edebiyatı.
Uzun yıllar orduda savunma bünyesinde yöneticilik ve stratejik görevlerde bulunmuş. Hollanda Silahlı Kuvvetleri tarihinde korgeneral rütbesine yükselen ilk kadın.

Diğer tarafta Dilan Yeşilgöz.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, portret Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Afbeelding met tekst, krant, Lettertype, Publicatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda medyasında Savunma Bakanı olarak tanıtılıyor. Doğum yeri Ankara. 48 yaşında. Kültür, organizasyon ve yönetim eğitimi almış. Amsterdam’da güvenlik ve bakım alanında danışmanlık yapmış. Belediye meclis üyeliği, milletvekilliği, Ekonomik İşler ve İklim Bakanlığı’nda devlet sekreterliği, Adalet ve Güvenlik Bakanlığı görevleri ve 2023’ten bu yana VVD Meclis Grup Başkanlığı bulunuyor.

Tanıtımlar böyle.

Şimdi soruyu sormak gerekiyor: Savunma geçmişi, askeri strateji tecrübesi ve yıllarca süren kurumsal birikimi olan bir isim başka bir bakanlığa kaydırılırken, savunma alanında doğrudan tecrübesi bulunmayan bir siyasetçi neden Savunma Bakanlığı koltuğuna oturur?

Bu soru kişisel değildir. Bu soru siyasidir.

Koalisyon pazarlıkları siyasetin doğasında vardır. Bakanlık dağılımları çoğu zaman sadece liyakatle değil, güç dengeleriyle belirlenir. O halde şu ihtimali sormak yanlış mı olur?
Dilan Yeşilgöz Savunma Bakanlığı konusunda ısrar mı etti? Koalisyonun kurulabilmesi için bu tercih bir denge unsuru olarak mı kabul edildi?

Bu sorular sorulabilir. Sorulmalıdır da.

Dünkü haberimde yer verdiğim gibi, Hollandalı Gerard van Erp’in sosyal medyadaki eleştirileri yüzlerce tepki aldı. Van Erp, Yeşilgöz’ün güvenilirliğini sorguladı ve NATO çerçevesinde Türkiye ile aynı masada bulunacak bir Savunma Bakanı olarak etnik köken üzerinden değerlendirmeler yaptı.

Burada dikkat edilmesi gereken bir çizgi var.

Siyasi eleştiri demokrasinin parçasıdır. Ancak tartışmanın etnik köken zeminine kayması, Hollanda’nın çok kültürlü yapısına zarar verir. Bir Bakan, kökeni üzerinden değil; vizyonu, kapasitesi ve icraatı üzerinden değerlendirilmelidir.

Asıl mesele şudur.

Hollanda önümüzdeki dönemde savunmaya 19 milyar euroluk ek bütçe ayırıyor. Bu devasa kaynağı yönetecek ismin stratejik derinliği nedir? NATO içinde nasıl bir ağırlık koyacaktır? Avrupa güvenlik mimarisinde Hollanda’yı hangi noktaya taşıyacaktır?

Savunma sadece askeri üniforma meselesi değildir. Savunma; diplomasi, ittifak yönetimi ve kriz zekâsı demektir.

Elanor Boekholt’un askeri ve stratejik geçmişi ortada. Dilan Yeşilgöz’ün ise güçlü siyasi deneyimi var.
Peki Savunma Bakanlığı için hangisi daha belirleyici olmalıydı?
Asıl tartışmamız gereken budur.
Kişiler üzerinden değil, ilke üzerinden konuşalım.
Savunma koltuğu bir siyasi ödül mü olmalı, yoksa stratejik bir sorumluluk mu?
Cevap, sadece bugünü değil, Hollanda’nın yarınını da belirleyecektir.

YAVUZ NUFEL’DEN GAZETECİLİKTE İNCELİK ÖRNEĞİ

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Kamuoyunda “Hollanda’nın konuşan adamı” olarak bilinen ve kendisini “HİÇ” simgesiyle ifade eden, fakat etkisi ve üretkenliğiyle aslında “HER ŞEY” olduğunu kanıtlayan Yavuz Nufel, zarif bir gazetecilik jestine imza attı.
Nüfel, kendi yayın organı N’aber’de, dün kaleme aldığım haberi ele aldı ve içten, övgü dolu sözlerle okuyucularına aktardı.
Nufel’in bu yaklaşımı hem meslektaş dayanışmasının güzel bir örneği oldu hem de basın dünyasında nezaketin hâlâ yaşadığını gösterdi.

BİR BAŞKA JEST DE GAZETECİ DOST ADNAN ŞAHİN’DEN

Adnan Şahin: Türk mutfağı için ortak aklın vakti gelmedi mi? Binlerce lezzetin ev sahibi ama değeri bilinmiyor… - Gıdatarım

Gazetecilik, yalnızca yazmakla sınırlı olmayan, emeğe sahip çıkmayı ve üretilen fikri büyütmeyi gerektiren bir meslek. Bu kez anlamlı bir katkı da değerli meslektaşım Adnan Şahin’den geldi. Yazılarımı dikkatle takip ettiğini belirten Şahin, özellikle “İftar Sofralarına Gitmeyeceğim” başlıklı yazım üzerine yaptığı değerlendirmeyle hem duygulandırdı hem de düşündürdü.

Şahin, mesajında Ramazan’ın anlamını anlatan satırlara özellikle dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ramazanla alakalı, yani ramazanın ne anlama geldiğini anlatan cümleler; beni diyen imamın kolay kolay yanyana getiremeyeceği çok kıymetli cümleler. Dolayısıyla onların bir kez okunup bir kenara bırakılması bana biraz ‘israf ediyoruz’ gibi geldi.”
Bu sözler, yazının yalnızca okunup geçilecek bir metin olmadığını, farklı mecralarda da yaşaması gerektiğini ortaya koyan çok kıymetli bir tespit oldu.

Bu düşünceden hareketle Adnan Şahin, yazının ruhunu daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla bir podcats çalışması hazırlamış ve bunu da samimi bir jest olarak bana göndermiş. Ben de bu anlamlı katkıyı karşılıksız bırakmadım ve söz konusu podcats çalışmasını yazıma ekleyerek okuyucularla paylaştım.

Meslektaş dayanışmasının ve fikre verilen değerin en güzel örneklerinden biri olan bu incelikli yaklaşımı için Adnan Şahin’e gönülden teşekkür ediyorum. Yazıya omuz veren, sözü çoğaltan her katkı, gazeteciliğin gerçek gücünü bir kez daha hatırlatıyor.

HOLLANDA MEDYASI DA YAZILARIMDAN ESİNLENDİ

Afbeelding met tekst, Lettertype, Graphics, logo Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Yazılarımın yalnızca dost çevresinde değil, Hollanda’daki kurumlar ve medya tarafından da dikkatle takip edilmesi ayrıca memnuniyet verici. Nitekim Trouw gazetesi, iftar konusundaki iki haberimden esinlenerek bir röportaj yayımladı. Ele alınan meselelerin farklı mecralarda karşılık bulması ve tartışmaya açılması, gazetecilik adına önemli bir kazanım. Bu ilginin, yazının yalnızca okunup geçilen bir metin olmadığını, aynı zamanda düşünce üreten ve gündem oluşturan bir kaynak hâline geldiğini göstermesi bakımından da anlamlı olduğunu düşünüyorum.