Keyfilik daha fazla keyfiliği, hukuksuzluk hukuksuzluğu, yolsuzluk yolsuzluğu, gelir adaletsizliği yoksulluğu, ideolojik dayatma kurumsal yozlaşmayı, baskı ve şiddet daha fazla baskıyı ve şiddeti besliyor. Huzursuzluk, karmaşa, ön görememe girdap olup çevredeki herkesi, her şeyi içine çekiyor.

Bu gidişe direnebilecek güçlü bir dalga yaratmak lazım. Ancak bu sayede bu ürkütücü süreçten çıkabilir, normal işleyişin sularına kendimizi atabiliriz.

Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti toplumu bu karmaşadan çekip çıkarabilir.

Her karabasan, birleşik demokratik dalganın gücünü bölmek için yalancı dalgalar yaratır. Yakanıza bir rozet takarlar, ağzınıza bir sakız verirler. Siz “Çözüm” diye, “arınma” diye ağzınızdaki o sakızı çiğnemeye devam ederken, girdabın oluşturduğu anafor sizi dibe çekmeye devam eder, farkında bile olmazsınız.

Demokrasi mücadelesi verene arka çıkmak, destek olmak bu koşullarda tutulacak en doğru yoldur. Bu, çocuklarının geleceğini dert edinen sağduyulu vatandaşın en başta kendi vicdanına karşı sorumluluğudur.

Demokrasi dalgasının güçlenerek yoluna devam edebilmesi için koşullar neler olabilir? Bu işi kendine dert edinen bence bu soruyu kendine sormalı.

Öncelikle Butlan CHP sinde kendini bulan, toplumsal çöküş girdabına gönüllü katılan kimi vekilleri, başkanları, eski yol arkadaşlarını (en başta Lütfü Savaş’ı) o yetkili ve etkili yerlere kim getirdi? Öncelikle bu soruyu Yeni Parti yöneticilerinin kendilerine sormaları lazım.

Demokrasi mücadelesine mücadeleci, kararlı ve analitik düşünen yol arkadaşları lazım. Anket yaptırarak, parası olanı listenin önüne alarak doğru ekip kuramazsınız.

İkincisi herkese mavi boncuk dağıtarak da bir yere varamazsınız. Sosyalisti, Sosyal demokratı çağırdığınız kulvara Milliyetçiyi, Muhafazakarı da çağırırsanız samimiyetiniz sorgulanır, o kulvar büyümez.

Milliyetçilerin güvenlik kaygılarını gidermeye çalışırsınız, demokrat olmanın gereği olduğu için inançlara saygılı davranırsınız. Bu kesimleri temsil eden muhalif partilerle de iktidara karşı uzlaşma noktaları ararsınız. Bunlar tamam. Fakat bu grupları ideolojik paydaş olarak tanımak başka bir şeydir. Bu sizi popülist yapar, ilkesiz yapar. Bir taraftan eşit vatandaşlığı savunurken diğer yandan Türk Milliyetçisinin sırtını sıvazlamak olmaz.

Radikal Sol da olanlar dahil ideolojik takılan bütün partilere bakın; aynı kulvarda birbirinden farklarını ayırt etmekte güçlük çekeceğiniz kırk tane parti, tarikat bulursunuz. Oysa her birine sorun samimiyetle bölünmeye karşı çıkarlar.

İki yıldır yakalarında Öcalan rozeti ile dolaşan DEM’lilerin başına gelecek olan da korkarım bu olacak. Sayın Demirtaştan gelen son mektubun satır aralarını bence iyi okumalılar.

Yöneticileri, vekilleri delege yerine üyeye seçtirmek parti içi demokrasi yolunda önemli bir adım olabilir. Ama parti içi demokrasiyi sadece buna bağlamak doğru değildir. Parti içi demokrasi bir kültürdür; gelenekten, sağ duyudan, fırsat eşitliğinden, özeleştiriden, dayanışmadan, yoldaşlıktan, iç hukuku doğru işletmekten beslenir; zamanla sağlamlaşır, köklenir.

Yeni Parti kongre sürecine giriyor. İl ve ilçelerdeki bütün kurucu yöneticileri, büyük olasılıkla üyeler yeniden seçeceklerdir. Burada yöneticilere önemli iş düşüyor. Liderlik, sağduyu ile davranmayı, parti içi ilişkileri doğru analiz etmeyi, insanlara fırsat vermeyi, güvenmeyi, gerektiğinde risk almayı gerektirir.

CHP, Deniz Baykal tarafından iğdiş edilmiş bir partiydi. CHP-SHP birleşmesi sonrasında hizipçi müdahaleler, rant peşinde, kariyer peşinde koşmayan, ayak oyunlarından, parti içi kısır çatışmalardan bıkan namuslu, demokrat pek çok insanı partiden soğuttu. Bu insanlar bugün Yeni Parti’ye geliyor. Yeni Parti deneyimi olan bu insanların kıymetini bilmeli.

Demokrasi mücadelesi verecek kitlesel bir dalga yaratmaya ihtiyaç var. Yeni Parti bunu başarabilir. Bir Özgür Özel’i ülkenin dört bir yanını karış karış gezdirerek bu iş olmaz. Her ilde her ilçede birkaç Özgür Özel bulmak, onun arkasında durmak gerekir.

Ekonomik, toplumsal, sosyal, siyasal, hukuksal huzursuzluk, karmaşa her geçen gün artıyor. Ödeyeceğimiz faturada her geçen gün giderek katlanıyor. Yitirilecek fazla zaman kalmadı.