“Yapma yapma” deyip “dırbo dırbo” diyenlerin dünyası. Batı dünyasından, sözde kınama, gerçekte destek.

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, Menselijk Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı: (Yıl:1960)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı sürdürdükleri insanlık dışı bombalamalara karşı cılız ve korkak reaksiyon gösteren ülkeler için çok ilginç ve esprili bir anım var.

Mersin’deki çocukluk yıllarımda mahallemizde Arap asıllı bir genç ile Roman bir genç kavga ediyordu. Toz kalkmış, bağrışmalar yükselmişti. Araya giren Arap asıllı bir başka genç yüksek sesle “Yapma yapma” diyordu.
Ama aynı anda Arapça bir şey mırıldanıyordu: “Dırbo, dırbo…”

Mahalledeki Roman genç, iç içe yaşadıkları komşularının dilini az da olsa biliyordu.
“Dırbo”nun “Vur” demek olduğunu hatırlıyordu.
Roman kökenli genç dayanamadı ve Roman şivesi ile bağırdı:
“Aaaa… Hem yapma yapma dersin, hem de dırbo dırbo dersin!”

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

O gün mahallede herkes gülmüştü. Çünkü dalavere ortadaydı. İki yüzlülük saklanamıyordu.
Dünya siyasetine bakıyorum.
Aynı sahne.
ABD ve İsrail İran’ı vuruyor.
Bombalar düşüyor.
Siviller ölüyor.
Şehirler sarsılıyor.
Anneler çocuklarını enkazdan çıkarıyor.
Duman göğe yükseliyor.

Afbeelding met persoon, kleding, Officieel, stropdas Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bir kısım devlet başkanları ekrana çıkıyor.
“Gerilim artmasın.”
“Taraflar itidalli olsun.”
“Uluslararası hukuk gözetilmeli.”

Sözler süslü. Ton ciddi. Yüz ifadeleri kaygılı.
Ama aynı devletlerin hava sahaları açık.
Askeri anlaşmaları yürürlükte.
Silah ticareti sürüyor.
Stratejik iş birlikleri tıkır tıkır işliyor.

Yani devlet başkanları ve başbakanlar kürsüde “Yapma yapma” diyorlar.
Koridorlarda ise “Dırbo dırbo.”
Bu kadar net.
Bu kadar çıplak.

İran’da bir rejim var. Eleştirilebilir. Tartışılabilir. Hatta sert biçimde karşı çıkılabilir.
Ama bir rejimi hedef aldığını söyleyip bir halkı bombalamak hangi vicdana sığar?

Bir ülkeye demokrasi götürmenin yolu füze midir?
Çocukların üzerine yağan bombalar mıdır?
Gece yarısı düşen ateş topları mıdır?

Eğer gerçekten bir değişim isteniyorsa; büyükelçilikler geri çekilir.
Ticaret kesilir.
Uçuşlar durdurulur.
Ekonomik ve diplomatik izolasyon uygulanır.
Rejim uluslararası alanda yalnızlaştırılır.

Afbeelding met buitenshuis, hemel, persoon, vuur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ama hayır.
Bombalar yağıyor.
Sonra mikrofon başına geçiliyor: “Biz aslında gerilim istemiyoruz.”

Mahalledeki Roman gencin itirazı hâlâ geçerli: “Yapma yapma dersin, bir de dırbo dırbo dersin.”

Bugün İran üzerinden oynanan oyunda mesele sadece bir ülke değil.
Mesele, dünyanın gözüne baka baka sergilenen bu ikiyüzlülük.
Açıkça destek veremeyenler yarım ağızla kınıyor.
Kınar gibi yapıp alan açıyor.
Üzülür gibi yapıp lojistik sağlıyor.
Barış derken mühimmat gönderiyor.

Live | President Iran zegt dat zijn land harde aanvallen zal blijven uitvoeren - NU.nl

Bir de ABD ve İsrail bombalamalarının akabinde ellerine ABD bayrağı alarak Hamaney’in ölümü karşısında sevinç gösterileri yapan sözde İranlılar var.
Rejim diktatör diye ülkelerini bombalayanlara karşı hayranlık duyan insanlara insan denir mi?

Bir ülkenin yönetimini beğenmeyebilirsiniz.
O rejime karşı demokratik mücadele verebilirsiniz.
Sokağa çıkarsınız. Sandığa gidersiniz. Boykot yaparsınız. Tepki gösterirsiniz.
Ama ülkenizin üzerine bomba yağdıran güce alkış tutmak, özgürlük talebi değildir.
Bu, kendi toprağına yabancılaşmaktır.

Diktatör rejimi devirmek için demokratik mücadele şarttır.
Uluslararası kurallar nettir.
Birleşmiş Milletler Şartı açıktır.
Hiçbir devlet, başka bir devlete rejim değiştirmek amacıyla saldırı düzenleyemez.
Hiçbir ülke, “ben beğenmedim” diyerek başka bir ülkenin liderini hedef alamaz.
Egemenlik ilkesi vardır.
Toprak bütünlüğü ilkesi vardır.
Devletlerin iç işlerine karışmama kuralı vardır.
Bu kurallar zayıf ülkeler için yazılıp güçlü ülkeler için askıya alınamaz.

Eğer bugün “rejimi beğenmiyorum” bahanesiyle bombalama meşru sayılırsa, yarın aynı gerekçe herkes için kullanılabilir.
O zaman uluslararası hukuk diye bir şey kalmaz.
Sadece güç kalır.
Sadece füze kalır.
Sadece korku kalır.

Mahalledeki Roman gencin feraseti, dünya siyasetinden daha dürüsttü.
Çünkü o, iki yüzlülüğü anında yakalamıştı.
Bugün de tablo değişmedi.

Kürsülerde: “Yapma yapma…”
Arka odalarda: “Dırbo dırbo…”
Ve dünya, bu mırıltının bedelini insan hayatıyla ödüyor.
Mahalle kavgasında bile bu kadarına kimse inanmazdı.
Ama dünya siyasetinde herkes rolünü oynamaya devam ediyor: “Yapma yapma…”
Ve alçak sesle: “Dırbo… dırbo…”

‘Yapma’ diye bağırıp ‘dırbo’ diye fısıldayanlar, insanlığın vicdanında mahkûm olmaya mahkûmdur