Hollanda’da 20 yıldır dil eğitimi veren Canan Gönençay, Türkçe ana dilli çocukların Türkçeyi bitirme sınavı dersi olarak seçebilmesi için çalışıyor.


İlhan KARAÇAY yazdı:

Değerli Okurlarım,

Bazı insanlar vardır, yaptıkları işi yalnızca meslek olarak görmezler. Kendilerine verilen görevin sınırları içinde kalmaz, karşılarına çıkan her çocuğun geleceğini kendi sorumlulukları gibi kabul ederler.

Bir çocuğun başarısızlığına “Yapamadı” diyerek sırtlarını dönmezler. Önce o çocuğun nereden geldiğini, hangi dili konuştuğunu, daha önce nasıl bir eğitim aldığını ve içinde hangi yetenekleri taşıdığını anlamaya çalışırlar.

Canan Gönençay işte böyle bir eğitimci…

Hollanda’da yetişen veya Türkiye’den yeni gelen Türkçe konuşan çocukların eğitim sisteminde kaybolmaması için yıllardır çalışan Gönençay, onların yalnızca Hollandaca öğrenmelerine değil, ana dillerini korumalarına ve Türkçeyi akademik bir başarıya dönüştürmelerine de yardımcı oluyor.

Kimi zaman bir öğrenciyi Hollanda eğitim sistemine hazırlıyor, kimi zaman Türkçe bitirme sınavı için ders veriyor, kimi zaman okul yönetimleriyle görüşüyor, kimi zaman da gençlerin kendi dillerini ve kimliklerini daha iyi tanımaları için projeler hazırlıyor.

Şimdi ise Hollanda’daki okul yöneticilerine çok açık ve somut bir çağrıda bulunuyor: “Türkçe ana dilli öğrencilerinize de, Hollandaca ana dilli öğrencilerle aynı fırsatları tanıyın. Türkçeyi bitirme sınavı dersi olarak seçebilmelerine imkân verin.”

TÜRKÇE, RESMÎ BİR BİTİRME SINAVI DERSİ

Hollanda’da Türkçe, yalnızca evde konuşulan veya hafta sonu kurslarında öğretilen bir göçmen dili değil. Aynı zamanda, belirli koşullar altında vmbo, havo ve vwo öğrencileri tarafından seçilebilen resmî bir sınav dersi.

Hollanda Eğitim Programlarını Geliştirme Enstitüsü SLO’nun verdiği bilgilere göre Türkçe; vmbo alt sınıflarında Fransızca veya Almancanın yerine ikinci yabancı dil olarak seçilebiliyor. Vmbo’nun üst sınıflarında ise belirli bölümlerde serbest alana yerleştirilebiliyor veya ek sınav dersi olarak sunulabiliyor.

Havo ve vwo öğrencileri de Türkçeyi, okul ve bölüm programlarının sağladığı imkânlara bağlı olarak zorunlu yabancı dil, profil seçmeli dersi veya serbest seçmeli sınav dersi olarak alabiliyorlar.

Yani hukuki ve eğitimsel imkân var. Fakat birçok öğrenci ve veli bu hakkın varlığından haberdar değil. Bazı okullar da öğretmen yetersizliği, bütçe, ders programı ve öğrenci sayısının azlığı gibi gerekçelerle Türkçeyi sunmuyor.

Canan Gönençay’ın mücadelesi tam da bu noktada başlıyor.

“BİR ÖĞRETİM YILINDA SINAVA HAZIRLAYABİLİRİM”

Canan Gönençay, okul yönetimlerine yaptığı son çağrıda, Türkçe ana dilli öğrencilerin hedefe yönelik ve yoğun bir çalışma programıyla bir öğretim yılı içinde Türkçe bitirme sınavına hazırlanabileceğini belirtiyor.

Üstelik okullara yalnızca “Türkçe dersi açın” demekle yetinmiyor. Eğitimden sınava kadar gerekli olan bütün çalışmayı üstlenmeye hazır olduğunu açıklıyor.

Canan Gönençay’ın okullara sunduğu çalışma şu aşamaları kapsıyor:

*Program van Toetsing en Afsluiting olarak adlandırılan sınav ve değerlendirme programının hazırlanması,
*Yıllık ders planının oluşturulması,
*Derslerin verilmesi,
*Okul sınavlarının hazırlanması ve uygulanması,
*Okul sınavlarının değerlendirilmesi,
*Öğrencilerin merkezî bitirme sınavına hazırlanması.

Başka bir ifadeyle Canan Gönençay, “Öğretmenimiz yok, sınav programını nasıl hazırlayacağımızı bilmiyoruz” diyen okul yönetimlerine hazır bir çözüm sunuyor.

Canan Hanım’ın çağrısı şu sözlerle özetlenebilir: “Birlikte hareket ederek Türkçe konuşan öğrencilere, ana dillerini bitirme sınavı dersi olarak değerlendirme fırsatı verebiliriz. Bu, hem öğrenci hem de okul için kazançtır.”

20 YILI AŞAN EĞİTİM DENEYİMİ

Canan Gönençay, Marmara Üniversitesi Dil Fakültesi mezunu. Türkçe ve İngilizce öğretmenliği yapıyor; Türkçe konuşanlara Hollandaca eğitimi de veriyor.
Dil öğretimi, sınav hazırlığı ve kültürlerarası iletişim alanlarında 20 yılı aşkın deneyime sahip.

Amsterdam’daki çeşitli okullarda vmbo, havo ve vwo öğrencilerine Türkçe dersleri veriyor. Amsterdam dışında yaşayan öğrencilerini ise çevrim içi derslerle sınava hazırlıyor. Ayrıca devlet Türkçe sınavını seçen öğrencilere de rehberlik yapıyor.
PTA hazırlanması, okul sınavlarının oluşturulması ve merkezî Türkçe sınavlarının değerlendirilmesi alanlarında da deneyimli.

Canan Gönençay’ın eğitim yaşamı yalnızca sınıfta ders anlatmakla sınırlı değil. O, öğrenciyi sınava hazırlarken okul yönetimine yol gösteriyor, aileyi bilgilendiriyor, sınav sistemini takip ediyor ve Türkçenin Hollanda eğitimindeki görünürlüğünü artırmaya çalışıyor.

LEVENDE TALEN TÜRKÇE BÖLÜMÜ’NÜN EŞBAŞKANI

Canan Gönençay, Hollanda’nın en köklü dil öğretmenleri kuruluşlarından Vereniging van Leraren in Levende Talen bünyesindeki Türkçe Bölümü’nün eşbaşkanlığını da yürütüyor.

Kuruluşun 2025 yılı raporunda, Türkçe Bölümü’nün ülke genelinde Türkçe bitirme sınavını yaygınlaştırmaya öncelik verdiği belirtiliyor. Bu amaçla okullar; sınav imkânları, kayıt yöntemleri ve kullanılabilecek eğitim malzemeleri konusunda bilgilendiriliyor.

Çalışmalar yalnızca öğrencilere yönelik değil. Okul müdürlerine, eğitim yöneticilerine, rehber öğretmenlere ve ailelere ulaşmak için de iletişim faaliyetleri yürütülüyor.

Canan Gönençay’ın 2024 yılının temmuz ayında Türkçe Bölümü yönetimine eşbaşkan olarak katıldığı da kuruluşun yıllık raporunda yer alıyor.

13 OKULDA TÜRKÇE DERSİ VERİYOR


Canan Gönençay, öğrencilerine Orhan Pamuk’un “Kırmızı Saçlı Kadın” romanı üzerinden Türk edebiyatını anlatırken. Gönençay, Hollanda’da 13 ayrı okulun öğrencilerine yüz yüze ve çevrim içi Türkçe dersleri veriyor.

Canan Gönençay’ın çalışmaları artık Hollanda’nın ulusal medyasının da dikkatini çekti.
Hollanda Yayın Kurumu NOS’un, Türkçe ve Arapça bitirme sınavlarına yönelik ilgiyi ele aldığı haberinde, Gönençay’ın 13 ayrı okulda Türkçe dersi verdiği belirtildi. Bu derslerin bir bölümü okulda yüz yüze, bir bölümü ise çevrim içi gerçekleştiriliyor.

Den Haag’daki Johan de Witt okulunda bir sınıfın tamamına Türkçe dersi veren Gönençay’ın, Zwolle’deki Deltion Sprint Lyceum’da da yaklaşık 20 öğrencisi bulunuyor.

Bu sayıların önemi büyük. Çünkü Türkçe dersinin verilebilmesi için her okulda ayrı ayrı tam zamanlı bir Türkçe öğretmeni bulunması gerekmiyor. Bir öğretmen, farklı okullardaki öğrencileri yüz yüze ve çevrim içi yöntemleri birleştirerek sınava hazırlayabiliyor.
Böylece “Öğrenci sayımız az” gerekçesi de aşılabilecek bir sorun haline geliyor.

91 ÖĞRENCİDEN 338 ÖĞRENCİYE

Türkçe bitirme sınavına yönelik ilgi son yıllarda büyük bir artış gösterdi.
NOS’un College voor Toetsen en Examens verilerine dayanarak verdiği bilgiye göre 2022 yılında Türkçe bitirme sınavına giren öğrenci sayısı yalnızca 91’di. Son sınav döneminde bu sayı 338’e ulaştı.


Hollanda’da Türkçe bitirme sınavına giren öğrenci sayısı 2022’de 91 iken, 2026’da 338’e yükseldi. Dört yılda gerçekleşen bu büyük artış, Türkçeye yönelik ilginin giderek güçlendiğini gösteriyor. Grafik: NOS, kaynak: College voor Toetsen en Examens.

Bu, dört yıl içinde yaklaşık dört katlık bir artış anlamına geliyor.
Canan Gönençay’ın daha önce yaptığı bir açıklamada ise yaklaşık 400 öğrencinin vmbo 4, havo 5 ve vwo 6 düzeylerinde Türkçeyi seçmeli veya ek ders olarak aldığı belirtilmişti.

Artış sevindirici ama Hollanda’daki Türkçe konuşan yüz binlerce insan ve binlerce ortaöğretim öğrencisi düşünüldüğünde, 338 sınav adayı hâlâ çok düşük bir sayı.

Demek ki mesele öğrencilerin Türkçe istememesi değil. Asıl mesele, bu imkânın her okulda sunulmaması ve birçok ailenin böyle bir hakkın varlığından haberdar olmaması.

2026 SINAVLARINDA DİKKAT ÇEKİCİ BAŞARI

Canan Gönençay’ın paylaştığı 2026 yılı birinci dönem Türkçe merkezî sınav sonuçları, öğrencilerin başarı düzeyini de ortaya koyuyor.

Paylaşılan ortalamalar şöyle:
*Vmbo BB: 6,9
*Vmbo KB: 7,4
*Vmbo GT: 7,2
*Havo: 7,8
*Vwo: 7,9

Özellikle havo ve vwo öğrencilerinin elde ettiği sonuçlar, evde konuşulan Türkçenin doğru eğitimle akademik bir dile dönüştürülebileceğini gösteriyor.

Bir okul yetkilisinin, Canan Gönençay’ın sınav sonuçlarını paylaştığı mesajın altına yazdığı şu not da dikkat çekici: “Bizim iki vwo Türkçe öğrencimiz vardı. Birisi 10 aldı. Muhteşem bir başarı.”
Ancak bu başarı kendiliğinden gelmiyor.

“KONUŞUYORLAR AMA OKUYUP YAZMAKTA ZORLANIYORLAR”

Türk ailelerinde zaman zaman şu düşünceye rastlanıyor: “Çocuğumuz zaten Türkçe konuşuyor. Türkçe sınavında zorlanmaz.”
Canan Gönençay’a göre gerçek hiç de öyle değil.
Gençlerin büyük bölümü günlük Türkçeyi konuşup anlayabiliyor. Fakat okuma, yazma, dil bilgisi, metin çözümleme ve düşüncelerini akademik bir dille ifade etme konusunda zorlanıyor.

Canan Hanım, öğrencilerinin bir bölümünün kendisine gelinceye kadar Türkçe bir kitap okumadığını söylüyor.
Türkçe sınavına hazırlanan bazı öğrenciler, Sabahattin Ali ve Zülfü Livaneli gibi edebiyatçılarla ilk kez bu dersler sırasında tanışıyor. Başlangıçta sınav zorunluluğu olarak gördükleri kitaplar, zamanla onların ailelerinin geldiği ülkeyi, kültürel geçmişlerini ve kendi kimliklerini daha iyi tanımalarını sağlıyor.

Canan Gönençay, Türkçe sınavına hazırladığı öğrencilerine Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanını anlatırken. Gönençay’a göre Türkçe eğitimi, gençlerin yalnızca ana dillerini geliştirmelerini değil, Türk edebiyatını ve kültürel köklerini tanımalarını da sağlıyor.

Canan Gönençay’ın anlatımıyla Türkçe, böylece ev içinde kullanılan bir konuşma dili olmaktan çıkıp, okunabilen, yazılabilen, yorumlanabilen ve sınavı verilen akademik bir dile dönüşüyor.

BİR SINAV DERSİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI

Türkçenin sınav dersi olarak seçilmesinin diploma açısından da somut yararları bulunabiliyor.

Levende Talen Türkçe Bölümü Başkanı Mehmet Uz’un NOS’a verdiği bilgiye göre, öğrenciler Türkçeden aldıkları yüksek notu, bazı koşullarda başka bir dersin düşük notunu dengelemek için kullanabiliyor veya eğitim programlarının izin verdiği durumlarda başka bir ders yerine Türkçeyi seçebiliyor.

Fakat Canan Gönençay için mesele yalnızca yüksek bir not almak değil.
Türkçe dersi öğrencinin kelime hazinesini geliştiriyor; okuma, yazma, konuşma ve tartışma yeteneğini güçlendiriyor. Türk edebiyatıyla, kültürüyle ve tarihiyle tanışmasını sağlıyor.

Çocuk, anne ve babasının dilini yalnızca konuşmakla kalmıyor; o dilde düşünmeyi, metin çözümlemeyi ve kendisini daha güçlü ifade etmeyi öğreniyor.

HOLLANDA’YA YENİ GELEN ÇOCUKLARIN ELİNDEN TUTUYOR

Canan Gönençay’ın çalışmaları yalnızca Hollanda’da doğup büyüyen öğrencilerle sınırlı değil.
O, Türkiye’den kısa süre önce Hollanda’ya gelen ve kendisini birdenbire tamamen farklı bir eğitim sisteminin içinde bulan çocuklarla da ilgileniyor.

Bu çocuklar çoğu zaman yalnızca Hollandaca bilmedikleri için gerçekte sahip oldukları bilgi ve yeteneklerin altında değerlendirilebiliyorlar. Öğrencinin Türkiye’de nasıl bir eğitim aldığı, hangi derslerde başarılı olduğu ve öğrenme kapasitesinin ne olduğu, dil engelinin arkasında görünmez hale gelebiliyor.

Canan Gönençay’ın kendi çalışmalarından verdiği 14 yaşındaki bir öğrencinin hikâyesi bu bakımdan çok çarpıcı.
Hollanda’ya geleli henüz bir ay olan bu öğrenci, dil sınıfı ile bireysel desteğin birlikte yürütülmesi sayesinde kısa sürede büyük ilerleme gösterdi. Bir öğretim yılı içinde vwo düzeyindeki eğitime geçmeyi başardı.

Canan Hanım bu örnekle şu gerçeğe dikkat çekiyor: “Hollanda’ya bir ay önce gelen bir öğrenci, otomatik olarak yıllarca geride kalmak zorunda değildir. Bazen onun gerçek yeteneğini ortaya çıkarabilmek için doğru zamanda doğru desteğin verilmesi yeterlidir.”

“ÖNCE ÇOCUĞU ANLAMAK GEREKİR”

Canan Gönençay’a göre yeni gelen bir çocuğa yardımcı olmak, yalnızca Hollandaca kelimeler öğretmek değildir.

Canan Gönençay’a göre başarılı bir eğitim, çocuğa yalnızca yeni bir dil öğretmekle değil, O’nu dinlemek, ana dilini, kültürel çevresini ve daha önce kazandığı bilgileri anlamakla başlıyor.

İyi bir eğitim desteği için:
*Çocuğu kendi ana dili ve kültürel çevresi içinde anlamak,
*Daha önce öğrendiklerini ve yapabildiklerini belirlemek,
*Hollanda eğitim sistemine geçişini kolaylaştırmak,
*Kendisine güvenmesini sağlamak,
*Bağımsız hareket edebilme yeteneğini geliştirmek,
*Zor bir başlangıç nedeniyle sahip olduğu yeteneğin kaybolmasını önlemek gerekiyor.

Bu yaklaşımın temelinde çok önemli bir düşünce bulunuyor:
Çocuğun Türkçe bilmesi bir eksiklik değil, üzerine yeni bilgiler inşa edilebilecek sağlam bir temeldir.

“İKİ DİL, İKİ DÜNYA” DİYEREK GENÇLERE MİKROFON UZATTI

Canan Gönençay’ın gençlerin Türkçeyle bağını korumak için verdiği mücadeleyi daha önce de sayfalarıma taşımıştım.
Levende Talen Türkçe Bölümü tarafından düzenlenen “İki Dünya Arasında: İki Dil, İki Ayrı Dünya” başlıklı podcast yarışması, 16 ile 21 yaş arasındaki gençlere kendi iki dillilik hikâyelerini anlatma fırsatı vermişti.

Gençlere şu sorular yöneltilmişti: “Evde Türkçe mi konuşuyorsun? Dışarıda Hollandaca mı düşünüyorsun? Rüyalarını hangi dilde görüyorsun? İki dillilik senin hayatında ne ifade ediyor?”

Canan Gönençay bu projeyle gençlere hazır cevaplar vermek yerine, onların kendi seslerini duyurmalarını istedi.
Çünkü Hollanda’daki Türk gençleri iki dil arasında sıkışmış bir kuşak değil; doğru eğitim verildiğinde iki dilin ve iki kültürün imkânlarından yararlanabilen zengin bir kuşaktır.

ELEŞTİRİLERE DE CEVAP VERİLMELİ

Elbette Hollanda’da Türkçe ve diğer ana dillerin okul programlarında yer almasına karşı çıkanlar da bulunuyor.
Bazıları Türkçe dersinin entegrasyona katkı sağlamadığını savunuyor. Bazıları da okullardaki zamanın yalnızca Hollandaca ve diğer temel dersler için kullanılması gerektiğini ileri sürüyor.
Bu eleştiriler yokmuş gibi davranmamak gerekir.
Ancak Canan Gönençay’ın savunduğu eğitim anlayışı, Hollandacanın yerine Türkçe koymayı amaçlamıyor. Tam tersine, çocuğun ana dilindeki bilgisinden yararlanarak hem Hollandacadaki hem de diğer derslerdeki gelişimini desteklemeyi hedefliyor.

İki dillilik, Hollandacayı daha az öğrenmek anlamına gelmiyor. Çocuğun iki dili de doğru, bilinçli ve akademik düzeyde kullanabilmesi anlamına geliyor.
Canan Hanım’ın hayatından verdiği örnek de dikkat çekici. Daha önce yaptığı bir açıklamada, kendi çocuklarının öncelikle Türkçeyi iyi öğrenmelerini sağladığını, onların daha sonra vwo eğitimine devam ettiklerini ve farklı dillerde başarılı olduklarını anlatmıştı.

“HER ÖĞRENCİ ANA DİLİNİ SINAV DERSİ OLARAK SEÇEBİLSİN”

Canan Gönençay’ın hayali yalnızca kendi öğrencilerinin başarılı olması değil.
O, Hollanda’nın hangi kentinde ve hangi okulunda okursa okusun, her öğrencinin kendi ana dilini sınav dersi olarak seçebilmesini istiyor.

Türkçe bugün Hollanda’da resmî olarak sınavı yapılabilen bir ders. Buna rağmen öğrencinin bu hakkı kullanabilmesi büyük ölçüde devam ettiği okulun imkânlarına ve yönetimin yaklaşımına bağlı.

Bir okul Türkçe için kapı açarken, birkaç kilometre ötedeki başka bir okul aynı imkânı sunmayabiliyor.
Canan Gönençay’ın itirazı bu eşitsizliğe…
Bir çocuğun ana dilini sınav dersi olarak seçebilmesi, posta koduna veya okul yönetiminin konuya gösterdiği ilgiye bağlı olmamalı.

OKUL YÖNETİMLERİNE, AİLELERE VE ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI

Canan Gönençay’ın son mesajı yalnızca okul müdürlerine değil, Türk ailelerine de yapılmış bir çağrı olarak okunmalı.
Veliler, çocuklarının okuluna Türkçe sınavı imkânını sormalı.
Öğrenciler, Türkçeyi seçmeli veya ek sınav dersi olarak alıp alamayacaklarını okul rehberleriyle görüşmeli.

Okul yönetimleri ise öğrenci sayısının azlığını veya öğretmen bulunamamasını hemen ret gerekçesi yapmadan önce, yüz yüze ve çevrim içi eğitimi birleştiren çözümleri araştırmalı.
Canan Gönençay, eğitim programının hazırlanmasından merkezî sınava kadar bütün süreci üstlenmeye hazır olduğunu açıkça belirtiyor.
Öyleyse şimdi sıra okul yöneticilerinde…

BİR ÇOCUĞUN GELECEĞİ BAZEN BİR ÖĞRETMENİN ISRARINA BAĞLIDIR

Canan Gönençay’ın yıllardır yaptığı çalışmaların ortak bir amacı var:
Türkçe konuşan hiçbir çocuğun, yalnızca başlangıçta yeterince Hollandaca bilmediği veya okulu Türkçe dersi sunmadığı için sahip olduğu yetenekleri kaybetmemesi…

O, kimi zaman Hollanda’ya yeni gelmiş bir çocuğun elinden tutuyor; kimi zaman Türkçe konuşabilen fakat okuyup yazmakta zorlanan bir genci sınava hazırlıyor; kimi zaman okul yönetimlerini ikna etmeye çalışıyor; kimi zaman da gençlere mikrofon uzatıp kendi hikâyelerini anlatmalarını sağlıyor.

Bir öğrencinin aldığı yüksek not, okuduğu ilk Türkçe roman, kazandığı diploma veya vwo’ya uzanan eğitim yolculuğu, Canan Gönençay için yalnızca meslekî bir başarı değil.
Bir çocuğun geleceğinin kurtarılmasıdır.
İşte bu nedenle Canan Gönençay için kullanılabilecek en güzel tanım, başlığımızda yer alan şu söz olsa gerek:

HAYATINI TÜRK ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNE ADAMIŞ BİR MELEK…