“Asiye Nasıl Kurtulur?”
1970’lerin başında yazılmış, daha sonra sinemaya da uyarlanmış önemli bir tiyatro eseridir. Film; ekonomik zorluklar, toplumsal önyargılar ve ahlaki ikiyüzlülük içinde sıkışmış bir kadının kurtuluş arayışını anlatır. Senaryo, Asiye’nin düştüğü bataktan çıkabilmesi için iki farklı yol önerir: Ya kendi ekonomik özgürlüğünü kazanacak ya da hapishaneye girerek sistemin dışına itilecektir.
Bugün yaşananlara bakınca, bu hikâye bir yönüyle CHP’nin içinde bulunduğu tabloyu da çağrıştırıyor. Teşbihte hata olmaz…
CHP bir yol ayrımında. Görünen o ki “uzlaşma”, her geçen gün anlamını yitiren bir kavrama dönüşüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun planını ve yol haritasını büyük ölçüde belirlediği anlaşılıyor. Ancak bu planın içinde, Özgür Özel’in birçok şeyden vazgeçmesi beklentisi var. Bu durum bir uzlaşmadan çok, bir biat düzenine benziyor.
“Ahlaki arınma” söylemiyle yola çıkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, öncelikle intikam duygusundan arınarak masaya oturması beklenirdi. Fakat görünen o ki bu arınma, yalnızca biber gazı ve plastik mermilerle dağıtılan genel merkezin görevliler tarafından temizlenmesiyle sınırlı kalacak.
Siyasi atmosfer giderek sertleşiyor. Söylemler dikkatsiz, kırıcı ve diplomasi dilinden uzaklaşıyor. Partinin deneyimli isimleri temkinli davranıyor; sürecin taşıdığı risklerin farkındalar. Ancak kurgulanmış hissi veren bu tablo karşısında onların da manevra alanı giderek daralıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kendi belirlediği şartların dışında bir kurultaya yanaşmayacağı artık net biçimde görülüyor. Bu nedenle kamuoyu bir süre iki farklı CHP görüntüsüyle karşı karşıya kalacak
Bir tarafta vekilleri, delegeleri ve üyeleri olmayan bir genel merkez; diğer tarafta ise genel merkezi olmayan vekiller, delegeler ve üyeler…
Ne kadar garip değil mi?
Örneğin CHP Genel Merkezi’nin TBMM’de fiilen temsil edilmediği, hatta grup kurmakta zorlanacağı bir tablo ortaya çıkabilir. Ardından il ve ilçe örgütlerine atamalar yapılabilir. Benzer gerilimler taşrada da yaşanabilir.
Kurultay öncesine dönülmesi halinde, yeni bir kurultayın mevcut delegeler eliyle şekillenmesi de mümkün olmayacaktır. Bir diğer önemli başlık ise Parti Meclisi… Kurultay öncesindeki Parti Meclisi aritmetik olarak dengeli bir yapı oluşturuyordu. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu bu dengeyi kendi lehine çevirebilirse, istediği kararları alabilecek bir güce ulaşabilir. İşte o noktada bugün yaşanan birçok gelişme daha net okunacaktır.
Asıl soru şu:
Bu güç gösterisi il ve ilçe örgütlerinde çözülmelere yol açacak mı, açmayacak mı?
Bekleyip göreceğiz.
Velhasıl kelam…
CHP nasıl kurtulur?
Görünen o ki Özgür Özel ve ekibi, uzun süredir konuşulan “mutlak butlan” ihtimaline yeterince hazırlıklı değildi. Bundan sonra çözümü daha çok sokakta arayacakları anlaşılıyor. Ancak yargının aldığı ve anayasal tartışma yaratan bir karara doğrudan müdahale etmeleri de mümkün görünmüyor.
Seçenekler giderek daralıyor.
“Ahlaki arınma” mottosuyla hareket eden Kemal Kılıçdaroğlu’na, eğer partide bir arınma ihtiyacı varsa demokrasiye uygun yöntemlerle yapılması gerektiğini anlatacak akil insanlara ihtiyaç var. Çünkü CHP; sandığa sırtını dönecek, demokratik siyasetten uzaklaşacak ya da siyasi iktidarın müdahaleleriyle şekillenecek bir parti değil.
Ve bu gerçeğin kendisine anlatılması gerekiyor.
Eğer diplomasi sonuç vermezse, Türk siyasi tarihi yeni bir partinin doğuşuna tanıklık edebilir.
Ve böylece biz “CHP nasıl kurtulur?” sorusuna cevap ararken, sürecin sonunda ortaya çıkan tablo belki de AKP’nin CHP’den tamamen kurtulması olacaktır.