Apeldoorn’daki Paleis Het Loo’da “Büyük merdiven” adlı duvar resminin restorasyonu izlenecek.

Hollanda’nın en büyük ikinci tablosuna bakanlar, Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürlerini görecekler.


17 Nisan’dan itibaren Paleis Het Loo, “Büyük Merdiven, Duvarlar Konuşabilseydi” başlıklı sergiyi açıyor. Bu görkemli duvar resminin restorasyonu, Hollanda’nın en büyük ikinci duvar resmine yakından bakmak ve onu bu kadar özel kılan hikâyeleri keşfetmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Sergi, 17’nci yüzyılda Kral ve Stadthouder Willem III’ün siparişiyle yapılan ve daha sonra Kraliçe Wilhelmina’nın talimatıyla aslına uygun biçimde yeniden onarılan bu eserin katmanlı tarihini ziyaretçilere anlatıyor. Nesiller boyunca Oranjeler bu büyük merdivenden çıkarken, duvarlar tüm yaşananlara tanıklık etti.

Afbeelding met kunst, trappen, overdekt, Symmetrie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

NEDEN ŞİMDİ?

Bu anıtsal resmin acilen restorasyona ihtiyacı var.
Restorasyon neden gerekli?
Sergide bu kültürel mirasın çarpıcı hikâyesi merkezde yer alıyor.

BÜYÜK MERDİVEN, DUVARLAR KONUŞABİLSEYDİ

17 Nisan’dan itibaren Paleis Het Loo’yu ziyaret edenler, “Büyük Merdiven”i dikkatle izleyecekler.
Yapının tam kalbinde yer alan görkemli bir merdivendir.
Toplam 36 basamağı vardır. Eski usul ve geniş basamaklar uzun etekler ve dar kostümler için uygundur.


Afbeelding met kleding, kunst, Menselijk gezicht, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Yukarı çıkan kişi ister istemez adımlarını yavaşlatır. Duvarlarda ve tavanda boyalı bir dünya açılır. Papağan, çiçek çelenkli vazolar ve bir korkuluğun arkasında sizi karşılıyormuş gibi duran Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürleri görülür. Hollanda’nın en büyük ikinci tablosuna bakarsınız. Tasarım Daniel Marot’a aittir.

KRALİYET MERDİVENİ

Büyük Merdiven etki bırakmak için yapılmıştır. İki bölümün birleşmesiyle oluşur, Kral ve Stadthouder Willem III’ün büyük salonuna çıkar. Willem III burada kabullerini yapardı. Heybetli duvar resmi merdivenin çevresini tamamen sarar. Willem III’ün ziyaretçileri için son derece görkemli ve etkileyici olmalıydı.

PALEIS HET LOO’DA RESTORASYON

Bu resim, çıkarılması giderek zorlaşan vernik tabakası nedeniyle zarar görme tehlikesi altındadır. Sergi sırasında restorasyona başlanacak ve vernik tabakası yenisiyle değiştirilecektir.

Yeni bir restorasyon sürecinin başlangıcında, “Büyük Merdiven” sergisi sizi 17’nci yüzyıldan bugüne uzanan tarih yolculuğuna çıkarır. Büyük Merdiven’in tüm sırlarını keşfedin ve restorasyonu adım adım izleyin.

Eğer bu sanat eserinin duvarları konuşabilseydi…
Üç yüz yılı aşkın süredir gördükleri hakkında ne anlatırlardı?
Bu merdivenden kimler geçti? Yüzyıllar boyunca neler yaşandı?

Eser bizi Veluwe’den Fransız Versailles Sarayı’na ve oradan da Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkenti İstanbul’a götüren bir hikâye anlatır. Oranjelerin diğer hanedanlarla kültürel ve siyasi bağlarını gösterir. Bu türde tek duvar resmi değildir.

Paleis Het Loo’daki bu sergide zaman yolculuğuna çıkarsınız. Merdivene anlam kazandıran insanlarla tanışırsınız. Sessizce hikâye anlatan sembolleri görürsünüz. Çok şey yaşamış duvarlara tanıklık edersiniz.

BÜYÜK MERDİVEN’İN TARİHİ

Orijinal duvar resmi 1690 ile 1694 yılları arasında Paleis Het Loo’nun banisi kral ve stadthouder Willem III’ün siparişiyle yapılmıştır. Fransız iç mimar Daniel Marot tasarımı yapmış, saray ressamı Robert Duval tasarımı sıva üzerine yağlı boya olarak uygulamıştır.

17 Nisan’dan 30 Ağustos’a kadar görülebilir.

BÜYÜK MERDİVENİN ARDINDAKİ GERÇEK HİKÂYE NEDİR?

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, tekening, kunst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Muhtemelen kral ve stadthouder Willem III bu duvar resmini etki bırakmak amacıyla yaptırmıştır. Duvar resimlerinde tasvir edilen Osmanlı İmparatorluğu’ndan erkek figürler yüksek statü sahibidir. Bunu giydikleri kıyafetlerden anlayabilirsiniz.

BÜYÜK MERDİVEN’E NE OLDU?

Afbeelding met overdekt, muur, interieurontwerp, kamer Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Büyük Merdiven çeşitli dönüşümler geçirmiştir. 1690 ile 1694 yılları arasında yapılan duvar resminin durumu yüz yıl sonra bozulmuştur. Fransız kralı Napolyon’un kardeşi Lodewijk Napoleon Bonaparte, Büyük Merdiven’in duvarlarını beyaz sıvayla kaplatmıştır. Yaklaşık 1890 yılında sıva duvarlardan dökülmüş ve Wilhelmina 1902 yılında resmi özgün tasarımına uygun biçimde restore ettirmiştir.

MEHMET TÜTÜNCÜ: BU MERDİVEN OSMANLI’NIN AVRUPA’DAKİ AĞIRLIĞININ SESSİZ TANIKLARINDAN BİRİDİR

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Tarih araştırmacısı Mehmet Tütüncü ise konuya çok daha derin bir perspektiften bakıyor.
Tütüncü’ye göre Büyük Merdiven’in resimleri, Karlofça Barışı’nın görsel bir yankısıdır. Ona göre Osmanlı figürlerinin bu denli görünür ve yüksek konumda tasvir edilmesi, dönemin siyasi gerçekliğinin bir yansımasıdır.

Tütüncü, “Bu resimleri doğru okumak için Osmanlı’nın 17. yüzyıldaki diplomatik ve bilimsel gücünü bilmek gerekir. Osmanlı sadece askeri bir güç değildi. Diplomasi, hukuk ve bilim alanında da belirleyici bir aktördü. Avrupa bunu biliyordu. Bu merdiven de bunu kabul ediyor.” diyor.

Tütüncü, geçmişte bu figürlerin doğru tanımlanamadığını, hatta bazı dönemlerde sıradan egzotik unsurlar gibi değerlendirildiğini hatırlatıyor. “Bu yaklaşım eksik ve yüzeyseldir” diyen Tütüncü şöyle devam ediyor:
“Osmanlı’nın Avrupa üzerindeki etkisi küçümsenerek bu eser tam anlamıyla çözülemez. Burada bilinçli bir temsil var. Osmanlı yüksek bir statüyle resmedilmiş. Bu, dönemin güç dengesinin açık bir göstergesidir.”

Tütüncü, sergide Osmanlı boyutunun daha güçlü vurgulanabileceğini de ifade ediyor. Ona göre bu konu, iki dünya arasındaki tarihsel bağları daha görünür kılmak için önemli bir fırsattır.

Tütüncü sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bu merdiven sadece Hollanda tarihinin değil, Osmanlı ile Avrupa arasındaki diplomatik ilişkinin de sessiz bir belgesidir. Duvarlar konuşabilseydi, bize güç dengelerini, barış müzakerelerini ve karşılıklı saygıyı anlatırdı.”

Bugün Paleis Het Loo’daki restorasyon, sadece bir sanat eserini korumuyor. Aynı zamanda Osmanlı’nın Avrupa tarihindeki yerini yeniden düşünmek için güçlü bir kapı aralıyor.

OSMANLI’NIN HOLLANDA’DAKİ İZİ SADECE PALEİS HET LOO’NUN DUVARLARINDA DEĞİL. LAHEY’DE ULUSLARARASI HUKUKUN KALBİNDE DE BİR OSMANLI İMZASI VAR.

Afbeelding met hemel, buitenshuis, toren, klok Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Osmanlı’nın Lahey Barış Sarayı’na hediye ettiği 114 yıllık Hereke halısı Türkiye’de restore edildi, törenle yerine geri kondu.

Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan ve uluslararası hukukun en önemli adreslerinden biri olan Barış Sarayı, sadece hukukun değil, kültürel mirasın ve diplomatik tarihî sembollerin de sergilendiği bir mekân.

İşte bu sarayın en önemli kültürel miras eserlerinden biri olan 114 yıllık Hereke halısı, geçtiğimiz yıl Türkiye’de kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçirildikten sonra büyük bir törenle yeniden Barış Sarayı’na döndü. Halı, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1911 yılında saraya hediye edilmişti ve Türkiye dışında bulunan en büyük el dokuma halı olarak biliniyor.

Afbeelding met overdekt, Vloermateriaal, Tapijt, vloer Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bu muhteşem halı, yaklaşık 160 metrekarelik yüzeyi ve 13 milyon 704 bin 480 Türk düğümünden oluşan zarafetiyle Barış Sarayı’nın Japon Salonu’nun zeminini süslüyor. Bu salon, özellikle Daimi Tahkim Mahkemesi gibi uluslararası davaların ve konferansların yapıldığı bölüm olarak kurumun en görkemli alanlarından biridir.

RESTORASYON TÜRKİYE’DE YAPILDI

Afbeelding met kleding, person, persoon, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Barış Sarayı’nı yöneten Carnegie Vakfı arasında 2023’te imzalanan protokol çerçevesinde halı, restorasyon için Türkiye’ye getirildi. Halı önce Hollanda’da ön temizlik aşamasından geçirildi; ardından Aksaray’ın Sultanhanı ilçesinde uzman ekipler tarafından kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçti. Bu süreçte halı dijital ortamda bölümlere ayrıldı, hasarları titiz analiz edildi ve doğal boyalar ile geleneksel Türk düğümü teknikleri kullanılarak aslına uygun biçimde onarıldı.

Yetkililer, restorasyon boyunca halının hem dayanıklılığının hem de orijinal renk ve desen güzelliğinin korunmasına büyük özen gösterildiğini belirtti.

GÜNÜN TÖRENİ VE BAKAN KATILIMI

Afbeelding met kleding, persoon, overdekt, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijving

Restorasyon tamamlandığında, halının tekrar Hollanda’ya gönderilmesi vesilesiyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal ve diğer kurum temsilcilerinin katıldığı özel bir tören düzenlendi. Törende halı, Türkiye’nin Hollanda ile paylaştığı ortak kültürel mirasın ve barış vizyonunun somut bir nişanesi olarak vurgulandı.

Afbeelding met kleding, persoon, person, Formele kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dan sonra söz alan Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands, tören esnasında halının “iki ülke arasındaki ortak tarihin ve dostluğun kanıtı” olduğunu ifade etti. Bakan Yardımcısı Alpaslan ise bu eşsiz halının restorasyonunun, hem Türk el sanatının inceliğini hem de ülkemizin tarihî mirasına verdiği önemi gösterdiğini vurguladı.

OSMANLI’NIN HEDİYESİ OLARAK KÜLTÜREL DİPLOMASİ

Hereke halısı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1911’de Barış Sarayı inşası için çağrı yapıldığında bağışladığı eserlerden biri olarak tarihe geçti. O dönemde saraya yapılan katkılar arasında dünyadan çok sayıda eser vardı; Rusya’dan vazolar, İtalya’dan mermerler ve Japon duvar halıları gibi değerli parçalar bulunuyordu. Bu bağlamda Hereke halısı, Osmanlı’nın uluslararası barış ve işbirliği mesajının bir simgesi olarak sarayın kültürel dokusuna kazındı.

Bugün Apeldoorn’daki Paleis Het Loo’nun duvarlarında Osmanlı’nın diplomatik ağırlığını hatırlatan figürler yeniden görünür hale gelirken, Lahey’deki Barış Sarayı’nın zemininde Osmanlı’nın barışa ve uluslararası hukuka verdiği değeri simgeleyen Hereke halısı yeniden yerini almış durumda.

Biri 17. yüzyılın güç dengelerini anlatıyor. Diğeri 20. yüzyıl başının barış idealini taşıyor. Aradan geçen yüzyıllara rağmen ortak nokta değişmiyor: Osmanlı’nın Avrupa ile kurduğu temas sadece savaş ve rekabet üzerinden değil, diplomasi, kültür ve sanat üzerinden de şekillenmiş.

Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkiler, yalnızca siyasi açıklamalarla ölçülemez. Bazen bir merdivenin duvarındaki figürlerde, bazen de uluslararası mahkemelerin sessiz salonlarında serili bir halının ilmiklerinde saklıdır.

Duvarlar konuşsa tarih anlatır. Halılar konuşsa hafıza…
Ve her ikisi de bize şunu hatırlatır: Kültür, diplomasinin en kalıcı dilidir.