Ben, burada “mutlak butlan olmaz” demiştim.

Yanıldım.

Okuyucularımızdan özür diliyorum.

Neden olmaz demiştim?

Ülkede olup bitenlerin olacağını tahmin etmiş ve hiçbir ülke, demokrasi, hukuk, adalet, Dünya ilişkileri, ekonomik durum ve sosyal sonuçlar bakımından olağanüstü olumsuzluklar doğacağını tahmin etmenin ötesinde bilen sorumluların, ülkenin yaşayacağı bu kaosu göze alamayacağını düşünerek,

Dahası, dünyanın en önemli para babalarının böylesi bir kaosu sevmeyeceklerini de hesaba katarak,

Beş altı mahkemenin konuyu muhakeme etmeyi kabul etmediğini de göz önünde tutarak

“mutlak butlan” olmaz demiştim.

Doğrusu, fazla kaale almasam da ülkenin adı sanı belli hukukçuları, bizim yasalarımızın mutlak butlanı içermediği ya da bunun bizde uygulanabilirliğinin olmadığı gibi görüşlerini de duymuştum.

Sonuç: “Mutlak Butlan” kararı geldi.

İki olağanüstü ve bir olağan kongre ile seçilmiş parti yöneticilerine, “Seçildiğiniz kongreler şaibeliydi”, dedi, hepsine kapıyı gösterdi.

İlginçtir, partinin yönetimine partiyi 13 yıl, onlarca seçimde hezimete uğratmış yöneticileri görevlendirdi.; ama bu insanların kongrelerde seçilmişliğini onaylayan Yüksek Seçim Kurulu vardı, karalarına itiraz edilemeyen!

O da iş mi canım, yeni başkanın başkanlığında, CHP’li temsilcinin de azledildiği bir toplantıda aynı kurul önceki kararlarını yok saydı, oldu bitti.

Pekiyi, mutlak butlan kararı veren mahkemenin böyle bir karar vermesi ukuki midir?

Yüksek Seçim Kurulunun bu kararı hukuki midir?

Bu soruların iki yanıtı var:

  1. Hukuki midir bu kararlar, sorusuna hukukçular cevap verebilir. Benim aklım ermez.

  1. Bu karalrar siyaseten, insanî değerler bakımından, demokrasi ve demokratik teamüller bakımından doğru mudur?

Bu soruya Kılıçdaroğlu ve bir avuç kalan ekibinden başka “doğru” diyen var mı?