Cumhur ittifakını, özelde de Bahçeli ve Erdoğan’ı, TBMM’ye gönderdikleri (adını henüz öğrenemedim) Terörsüz Türkiye yaratmayı ön gören yasa taslağı için kutluyorum.

Cumhur ittifakı liderlerini ve de oy tabanlarını zaten öteden beri kutlarım; çünkü liderleri beyaza siyah derse bütün seçmenleri “siyah” diye, liderleri siyaha beyaz dese bütün seçmenleri “beyaz!” diye olanca sesleriyle onaylayıp alkışlarlar.

Örnekleyeyim:,

Avrupa birliğine gireceğiz, dediler, bütün seçmenleri alkışladı; çoğu “AB, Hristiyan kulübüdür” diyen mazisine rağmen.

AB’den vazgeçtiler; ama seçmenleri onlardan vazgeçmedi.

Vesayetten kurtulacağız, dedi iderler; sempatizanlar mutlulukla yeri göğü inlettiler; vesayet rejimi kutdular. Seçmenleri peşlerinde.

Suriye ile sarmaş dolaş olduk; neredeyse tek meclis, -tek devlet olacaktık. Esat kardeşimizdi, Reis alkışlandı, oy aldı. Ne olduysa oldu, Esad , Eset oldu. Suriye düşmanımız oldu, liderlerimiz lakışlandılar, oylarını aldılar.

Varlıklarını Kürt ve PKK karşıtlığı üzerine inşa ettiler. Bu zihniyetle seçim propagandaları yaptılar; seçmenleri onlara oy verdi.

Barış süreci başlattılar. Seçmenleri peşlerini bırakmadı.

Apo, bebek katiliydi, nefret objesiydi. Ondan olumlu bir sözcük kullanarak değil, ima ile söz edenler hapislerde süründürüldü, seçmenleri alkışladı.

Şimdilerde Apo “Sayın” oldu, “Kurucu Önder” oldu. İlginçtir ki seçmenleri peşlerini bırakmıyor.

Bu liderler ve liderlikleri alkışlanmaz da ne yapılır?