"..Bir zamanlar kendi hayatımıza bakarak yaşardık. Şimdi başkalarının hayatlarına bakarak kendi hayatımızı ölçüyoruz. Perdeler açıldı..."

Mutlu olmayı insan ruhunun derinliklerinde aramaya gerek yok.
Çünkü mutluluk çoğu zaman, sizin baktığınız ve gördüğünüz yerdedir.
Hepimizin mutluluk anlayışı farklı. Kimimiz küçük bir tebessümden, sıcak bir çaydan, sevdiğimiz insanın sesinden mutlu oluruz. Kimimiz ise mutluluğu yıllardır rakamlarla, makamlarla, sahip olduklarımızla ölçmeye çalışıyoruz.
Peki sizi gerçekten ne mutlu eder?
Çok para mı?
Şan, şöhret mi?
Büyük bir ev, lüks bir araba, daha çok mal mülk mü?
Yoksa huzurlu, sevgi dolu ve başınızı yastığa koyduğunuzda içinizin rahat ettiği bir hayat mı?
Asıl mesele belki de mutluluk anlayışımızın ne zaman değiştiği...
Bir zamanlar kendi hayatımıza bakarak yaşardık. Şimdi başkalarının hayatlarına bakarak kendi hayatımızı ölçüyoruz.
Perdeler açıldı.
Başka hayatlar evlerimizin içine kadar girdi.
Özenti başladı, kıyas başladı, gösteriş başladı.
Başkasının sahip olduğuna bakıp kendi hayatımızı eksik görmeye başladık.
Ve insan, başkasının mutluluğuna uzaktan şahit oldukça kendi mutsuzluğuna daha fazla bahane buldu.
Artık mutsuz olmak için bahanemiz hiç bitmiyor.
Daha çok para...
Daha büyük ev...
Daha lüks hayat...
Daha pahalı araba...
Ama bütün bunların ortasında bir soru duruyor:
Gerçekten mutlu muyuz?
Belki de çağımızın en büyük çelişkisi bu.
Her şeye sahip olmak isterken huzuru kaybettik.
Daha çok görünür olurken kendimizi kaybettik.
Başkasının hayatını izlerken kendi hayatımızı yaşamayı unuttuk.
Belki herkes kendi perdesini biraz kapatsa, kimse kimsenin mahremiyetini hayatının ölçüsü haline getirmese, kıyas da sona erecek.
Çünkü insanın hayatı, başkasının hayatıyla ölçülecek bir cetvel değildir.
Geçmişte yaşayan hiç kimse gelecekteki mutluluğunu inşa edemez.
Hayat bugün yaşanıyor.
Ve unutmayın;
Para ile satın alamayacağınız iki şey vardır: Huzur ve gerçek mutluluk.
O yüzden geç kalmayın.
Başkasının hayatına bakıp kendi hayatınızı küçümsemeyin.
Çünkü sizin mutluluğunuz başkasının hayatında değil, sizin elinizde.