Bu can alıcı ve çok önemli sorunlarımızın belki de en başında içinde yaşadığımız “Plastik Çağı” ve bu çağın getirdiği çevre ve sağlık sorunları geliyor.
Plastik Çağı kavramı ve sorunları
İçinde yaşadığımız şu son günlerde, ünlü arabesk şarkıcısı Ferdi Tayfur’un, o çok meşhur “Durdurun dünyayı başım dönüyor” şarkısını anımsatan, yüksek gerilimli süreçlerden geçiyor ve çok yüksek tempolu bir gündeme ayak uydurmaya çalışıyoruz. Bir yanda ABD,İsrail-İran savaşı tüm hızıyla devam ediyor. Diğer yanda, savaşa Yemen’li Husi’lerin ve Suudi Arabistan’ın da katılmasıyla birlikte bu kanlı, acımasız ve asimetrik savaşın tüm Orta-Doğu ‘ya yayılması olasılığı güçleniyor. Öte yandan Hürmüz ve Babülmendep Boğazlarının kapanması riski nedeniyle petrol fiyatları aşırı derece yükseliyor ve böyle bir gelişme ise tüm dünya ekonomisi göstergelerini allak bullak ediyor. Ülke içerisinde ise “Barış Süreci” diye özetleyebileceğimiz sürece ilişkin yapılan sert tartışmalar, nerde sonlanacağı bir türlü belli olmayan, özellikle muhalif belediyelere yönelik şafak baskınları ve belediye başkanlarının ve çeşitli düzeydeki belediye çalışanlarının yargılanma süreçleri, uyuşturucu operasyonları, kadın cinayetleri, emekli eylemleri ve son olarak da henüz boyutlarının ve ucunun nerelere kadar uzanacağı belli olmayan katılım fonlarının içinin boşaltılması yoluyla binlerce vatandaşımızın mağdur edilmesi gibi can yakıcı gündemler, kamuoyumuzu bir hayli meşgul ediyor. Tabii bu yoğun gündem ve patırtı gürültü arasında bazen hepimizi çok yakından ilgilendiren ve yaşamsal derecede önemli olan bazı can yakıcı sorunları dikkatlerimizden ve gözlerimizden kaçırabiliyoruz. Bu can alıcı ve çok önemli sorunlarımızın belki de en başında içinde yaşadığımız “Plastik Çağı” ve bu çağın getirdiği çevre ve sağlık sorunları geliyor. Bazı bilim insanları ve düşünürler, dünyanın geçirdiği evreler sonucunda tüm dünyaya egemen olan karakteristik özelliklere göre çeşitli tanımlamalar yapabiliyorlar. Örneğin, tarihte kendisine özgü özellikleri olan sırasıyla gelmiş geçmiş bazı çağları Antik Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ gibi isimlendiriyorlar. Günümüzün dünyasına ise yerine göre Atom Çağı, Sibernetik Çağı, Bilgi Çağı ve Yapay Zekâ Çağı gibi çeşitli adlar veriliyor. Günümüz dünyasına bunlar gibi verilen adlardan birisi de özellikle 1950’li yıllarda icat edilen plastik kullanımının aklımıza gelebilecek her yerde ve hayatın her alanında yaygın olarak kullanımının ve ucuz olması nedeniyle aşırı derece yaygınlaşması sonucunda tüm dünyayı hem jeolojik ve hem de ekolojik olarak etkilemesi nedeniyle dile getirilen "plastik çağı" adıdır. Bilindiği gibi, "Plastik" sözcüğü Yunanca kökenli bir sözcük olup, "plastikos" ve "plastos" sözcülerinden türetilmiştir. Plastiğin ham maddesi genel olarak petrol ve petrol türevi olan ürünlerdir. Dökülebilirliği veya yoğrulabilirliği sayesinde plastik malzemenin film, elyaf, plaka, tüp, şişe ve kutu gibi daha pek çok şeye dönüştürülebilme, preslenebilme veya şekillendirilebilme özelliği vardır. Plastik kapların üretimi ve nakliyesi diğer malzemelerden yapılanlara göre daha kolay ve ucuzdur. İcat edilme süreci ve yaygınlaşması özetle şu aşamalardan geçmiştir. İngiliz kimyacı Alexander Parkes, parkesin adı verilen şekillendirilebilir plastiği üretmeyi 1862 yılında başarmıştır. Elde edilen bu şekillendirilebilir malzeme, ilk olarak düğme yapımında kullanılmıştır. Selüloit adlı malzeme ise 1869 yılında, John Wesley Hyatt tarafından icat edilmiştir. Hyatt, 1889 yılında selüloitten Kodak fotoğraf filmi yapımında kullanılacak malzemeyi üretmiştir. Daha sonra, bu malzeme bilardo toplarının yapımında kullanılmıştır. Plastiğin bir çeşidi olan bakalit, New York’ta 1907 yılında Loe Baekeland tarafından icat edilmiştir. Baekeland, kimyasal denemeler yaparken, basınç ve ısı kontrolünü sağlayan bakalizer denilen bir araç geliştirmiştir. Bu araç ve ekipmanı kullanarak tamamen sentetik reçineyi üretmeyi başarmıştır. Bakalit kolayca şekil alabilen, soğuduktan sonra şeklini bozulmadan koruyabilen ve biyolojik olarak parçalanamayan bir maddedir. Bakalit, elektrik akımını iletmeyen özelliği ile ışıklandırma, fiş ve priz yapımında ve üretiminde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’de 60’lı yılların sonunda üretilen Anadol marka yerli aracın kaportasında işte bu bakalit denilen madde kullanılmıştır. İşte, bir plastik türü olan bu bakalit maddesi, daha sonra geliştirilecek olan diğer sentetik plastiklerin de önünü açmıştır. Bakalit, kısa sürede sanayinin her alanında standart olarak kullanılan bir malzeme haline gelmiş ve 1930-1940’lı yıllardan itibaren de radyo ve plak yapımında kullanılmıştır. Günümüzde, adına plastik dediğimiz bu malzeme sağlıktan mutfağa ve sanayiye kadar sosyal hayatın hemen hemen her alanında kullanılmaktadır. 1922’de Herman Standinger, plastik moleküllerin bir araya getirilmesiyle polimerler denilen bir plastik türü geliştirerek polimerizasyon işlemi ile kimya sanayinin hızla gelişmesine katkıda bulunmuştur. Böylece polimerler, İkinci Dünya Savaşı sürecinde plastik sanayinin gelişmesinde önemli bir etken olmuştur, 1930-1940’ll yıllarda petrokimya uzmanlarının bulduğu plastik türlerinden biri de polietilendi. Polietilen, oda sıcaklığında çözünmeyen, sağlam ve gaz geçişine dayanıklı bir madde olarak İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaş sanayinde önemli bir rol oynamıştır. Öte yandan 1950 yılından günümüze değin plastiklerin farklı türleri; otomobil yan sanayinde, bahçe mobilyalarında, paketleme işlerinde, elektronik ve beyaz eşyaların plastik kısımlarının üretiminde, pet, fiber kablo, diş fırçası kılları, misina, boru, profil, CD, gözlük, yiyecek paketleme, yapı ve inşaat malzemeleri, teflon tava, tıbbi malzeme ve fiber kablo üretimi gibi çok çeşitli ürünlerin üretiminde yoğun bir şekilde kullanılan temel bir malzeme haline gelmiştir Özellikle plastik ambalajlı ürünlerin raf ömrünün uzun olması, ürünlerin taşınmasında sağladığı kolaylıklar ve maliyetinin düşük olması gibi nedenlerle kullanımını hızla yaygınlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Plastik üretimindeki artışların 1950’den sonra yeni bir ivme kazandığı ve özellikle 2000’li yıllardan sonra bu ivmenin daha da hızlandığı görülmektedir. Bu alanda yapılan bir araştırmaya göre, plastiklerin yıllık küresel üretimi 1950'de yaklaşık 2 milyon tondan 2026 yılında yaklaşık 460 milyon tonu aşmış bulunmaktadır. Plastiklerin doğada yok olması çok uzun zaman almaktadır. Bu nedenle plastik atıklar özellikle denizlerde ve okyanuslarda canlı yaşamını tehdit eden buz dağı misali büyük adacıklar oluşturmuştur. Bu nedenle, çok ciddi çevre sorunlarına yol açmaktadır. Okyanuslardaki balıklarda ve hatta bazı ülkelerde insan kanında ve çeşitli organlarında bile mikro plastik denilen kanserojen maddelere rastlanmaktadır. Günümüzde, dünyanın her ülkesinde İnsanların plastikleri kullanırken ve tüketirken çok sorumlu ve bilinçli bir şekilde davranmaları gerekmektedir. Devletlerin ve her düzeydeki üreticilerin de plastiğin kullanılması konusunda çevre dostu politikalara yönelmeleri, artık bir tercih değil zorunluluk haline gelmiştir. Ayrıca, plastik kullanımının çevre ve halk sağlığı açısından oluşturduğu tehditleri göstermek amacıyla okullarda sürekli ve düzenli eğitim programları düzenlenmelidir. Böylelikle çevre bilinci ve atık yönetimi ilkelerinin küçük yaşlardan itibaren öğrencilere öğretilerek çevre bilincinin oluşmasına, yaygınlaşmasına ve içselleştirilmesine özen gösterilmelidir. Bazı ülkeler plastik üretimini ve tüketimini yasaklamış ve bunun yerine kâğıttan ve pamuktan üretilmiş malzemelere dönüş yapmıştır. Bu kadar katı olmasa bile plastik üretim ve tüketimine mutlaka makul bir sınır getirilmelidir. Plastik atıkların geri dönüşümüne sağlayacak teknolojilerin, yöntem ve tekniklerin geliştirilmesine öncelik ve önem verilmelidir. Plastik atıkların çevre ve halk sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini azaltabilmek için plastik kullanımına çok katı engeller getiren yasal düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır. Aksi takdirde; tek kullanımlık plastik ürünlerin giderek artan tüketimi sonucunda, plastik atıkların ekosisteme verdiği zararlar daha da artacaktır. Bu tüketim eğilimi aynı şekilde devam ettiği sürece, yalnız halkımızın değil tüm insanlığın çok büyük boyutlu çevresel sorunlarla ve plastik kirlilikten kaynaklanan çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya gelmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bugün geldiğimiz noktada plastik kirlilik, tüm insanlığın varlığını ve geleceğini tehdit eden çok büyük bir küresel sorun ve çok ciddi bir afet haline gelmiştir.
MEÜ. E. Öğr. Gör. Uzm. Celal TEZEL