Eskiden “Mazhar Osman’dan kaçmış” derlerdi böyle dediği boyunu aşmışlara.

Kalkmış, “Osmanlı coğrafyasına uzanmalıymışız. Büyümeliymişiz. Küçülerek büyüyemezmiş.”

Osmanlı önemli, haşmetli bir Türk imparatorluğudur, bunda kuşku yok, övünç var.

Ne oldu bu imparatorluğa?

Osmanlıdan hiçbir hizmet görmeyen Türk halkını bir Türk subayı örgütleyip yönettiği Ulusal Kurtuluş Savaşını kazanarak yeni bir Türk devleti kurdu.

100’üncü yaşını aşmış bu Türk devleti, kimsenin sayamadığı, adını koymadığı saldırılar altında.

Din ambalajıyla tarikatlar saldırıyor, yıkacaklar, yerine şeriat devleti kuracaklar—mış.

Birtakım etnik gruplar ülkeyi parçalayıp kendi egemenliklerinde, kendi devletlerini kuracaklarmış!

Birtakım fanatikler ırkçı devlet kuracaklarmış!

Saymakla bitmezler.

Bunları asla önemsemiyoruz, bunlardan çok daha kötü, çok daha tehlikeli, en gizlileri, en suret-i-haktan görünmeyi genel başkanı oldukları partiyi satıp muhaliflerine hizmet etmeyi ilke edinmişleri var ki onlar insanda kusma duygusu yaratıyorlar.

Bunlar yaşadıkları Cumhuriyeti kuranların “misak-ı milli”sini, “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini… hiçe sayarak bizi Osmanlı özlemlerine ortak etme çabasına girdiler dünün sosyal demokratları boyasına bulanmışlarına rağmen.

Bu politik amaçları için Osmanlı savunucularına iki sorum var:

1- Osmanlı kültür ve medeniyeti nedir? Değerli bilim Kadını Süreyya Farukî’nin “Saray Hayatı”adlı önemli çalışmasından başka bize bu kültür ve medeniyeti anlatan kaynak var mı??

2- Canım Anadolu coğrafyasında bana, birkaç savaş güzergahında Büyük Minar Sinan’a yaptırılmış birkaç köprüden başka Osmanlı’dan kalan kaç eser sayabilirsiniz; Selçuklınun yüzlercem eseri gibi, Mengüceklilerin yaptırdığı Dünya mirasına girmiş camii gibi….

Tarih cahili, siyaset fukarası birileri efendilerine yaranmak için olmalı, konuşuyor:

“Osmanlı coğrafyasına uzanmalıymışız. Büyümeliymişiz. Küçülerek büyüyemezmiş.”

Bizim ne işimiz olabilir kültürel bağları güncellemekten, yaratılmış kardeşliği yenilemekten başka Osmanlı coğrafyası ile?

Bayefendi, politik hırsı ile ipe sapa gelmez şeyler söylüyor. Ne yani biz, “irredantist” bir devlet mi olacsğız 21. Yüzyılda; üstelik halkının üçte birinden fazlası açlık sınırının altında yaşarken ve de Dünyanın gıda enflasyonunda sondan beşinci ükesi iken?

Hele de Yurtta sulh, Dünyada sulh” ilkesi sapasağlam dururken…

Merak ediyorum, Mazhar Osman hayatta olsaydı tedavi edebilir miydi böylelerini?

Ahmet Ümit Aloğlu, 21.09.2026, Kuzucubelen

: