Günümüzde, "cumhuriyet" terimi “hükûmet sistemi”ni ifade eder; meşruiyetini ve gücünü mirastan, ahlaktan, Allah’tan değil, insanlardan/ halktan alır. Bu güç, halk tarafından, daha yaygın uygulamasıyla halkın temsilcileri tarafından kullanılır. Monarşilerden bu yapısıyla ayrılır.
Halktan aldığı gücü kullanacak olan temsilciler, seçimle belirlenir. Seçimlerde kimlerin oy kullanacağı hep tartışılmıştır. MÖ doğrudan kent halkının iradesiyle yürütülen yönetim, giderek onun temsilcileri vasıtasıyla hayata geçmiştir.
Cumhuriyet terimi, İtalya’da (Roma’da) MÖ 509'da kralların devrilmesinden MS 27'de İmparatorluğun kurulmasına kadar süren Antik Roma Cumhuriyeti ile insanlığın siyaset literatürüne girmiştir.
Günümüzde ise bu terim, genellikle bir hükûmet sistemini ifade eder.
İşte Atatürk, elinde her türlü olanak varken, kendisine de bu vadide telkinlerde bulunulmuş olduğu halde kurduğu devletin adını ve şeklini “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vecizesinde ifade edilen anlayışla gücün kaynağını da içeren “cumhuriyet” terimi ile tariflemiştir.
Günümüzde sahip çıkmamız gereken Cumhuriyet, salt bir rejim değil; kendi egemenlik hakkımızı ifade ettiği için önemlidir. Atatürk’ü ve cumhuriyeti savunmasız bırakırsak oligarklar tepemize biner, kendi teokratik monarşilerini hayata geçirirler.
Oraya doğru gidiyoruz.
Uyarması benden…