"..Peki şimdi ne yapacak Mansur Yavaş? Bence bir süre daha tarafsız bölgede kalmayı sürdürecek. Dün olduğu gibi…"

Evet…
Mansur Yavaş da istifa etti.
Üçüncü yolcular arasında ismi geçiyordu. Zaten hem CHP’de hem de Yeni Parti’de tartışılan bir isimdi. Üstüne bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşünce tartışmaların tam odağına yerleşti.
“Acaba AK Parti’ye mi geçecek?” sorularını kucağında buldu.
9 Eylül’deki CHP’nin kuruluş yıl dönümü kutlamalarına da katılmayınca, el bombasının pimi çekilmiş oldu.
Gövdesi CHP’de olsa da ruhu çoktan partiden ayrılmış olan Yavaş, kendisi hakkında yapılan açıklamaları gerekçe göstererek ayrılığını resmiyete kavuşturdu.
Aslında Mansur Yavaş hiçbir zaman klasik anlamda bir CHP’li olmadı.
Dönemin en flaş transferiydi sadece…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun merkez sağa açılan kapısıydı.
Ve yıllar sonra o kapılar, aynı Kılıçdaroğlu’nun yüzüne kapandı.
Değişen Yavaş mıydı, yoksa Kılıçdaroğlu mu?
Onun cevabını size bırakıyorum.
Mansur Yavaş, Türkiye’deki klasik siyasi profillerin dışında bir kimlikti aslında.
Çoğu zaman konumu ve statüsü gereği apolitik davranmayı tercih etti. Çünkü o bir belediye başkanıydı.
Gerçekten rozetini çıkaranlardandı.
Siyasi polemiklerden kaçınmaya, kendi alanını korumaya özen gösterdi.
Parti içinde arabulucu, akılcı ve rasyonel düşünen birkaç isimden biriydi.
Ama siyasetin acımasız çarkları onu taraf olmaya, slogan atmaya ve siyasi kamplaşmaların içine çekmeye çalıştı.
O ise buna direndi.
Ve bertaraf oldu.
Aslında toplum nezdinde Cumhurbaşkanı Erdoğan profilinin adeta anti tezlerinden biriydi. Hatta kendi partisindeki Ekrem İmamoğlu figürünün de…
Dedim ya…
Siyaset, her tip insanı kolay kolay kabul etmez.
Hele ki kaos kronikleşmişse…
Böyle dingin ve kontrollü insanları ya değiştirir, ya içine döndürür ya da sistemin dışına iter.
CHP’de artık kronik hale gelen kaos ortamı da Mansur Yavaş gibi bir siyasi profili bünyesinde tutamadı.
Ve istifa, bu hikâyenin olağan bir sonucu oldu.
Peki şimdi ne yapacak Mansur Yavaş?
Bence bir süre daha tarafsız bölgede kalmayı sürdürecek.
Dün olduğu gibi…
Erdoğan’la verdiği görüntünün, AK Parti grup toplantısında takılacak bir parti rozetine dönüşeceğini düşünmüyorum.
Yavaş, CHP’deki bu kaosun bitmesini ve kurultay sonucunun kendisine nasıl bir mesaj vereceğini bekleyecek.
Bu arada AK Parti ve MHP dışındaki merkez sağ partilerin doğal Cumhurbaşkanı adayı olarak görüldüğünü bilen Yavaş, Yeni Parti’nin bu oluşuma destek verip vermeyeceğini de izleyecek.
Ve Özgür Özel’in, zamanında Kılıçdaroğlu’nun yaptığı gibi, Cumhurbaşkanlığı adaylığını bir “müktesep hak” olarak görüp görmeyeceğini de…
Yavaş, siyasi yaşamını bir süre bağımsız ve partisiz bir belediye başkanı olarak sürdürebilir.
Ama tartışmaların odağındaki isim olmaya devam edeceği kesin.
Anlayacağınız…
Mansur Yavaş, bonservisi elinde, boşa çıkmış bir yıldız futbolcu gibi.
Transfer döneminde kendisine yapılacak teklifleri değerlendirecek.
Ya yeni takımıyla yeniden sahalara dönecek…
Ya da erken bir jübile yaparak siyasi sahalara veda edecek.