Devletin hasta ve engelliler için ayırdığı milyarlarca euro, bazı organize yapılar tarafından suistimal ediliyor.
Hollanda medyasına göre sistem, kara para aklama riskine açık hâle geldi.
Denetim zayıf, para büyük: Bir ev, birkaç hasta, yüz binlerce euro…
İşin içinde Türkler de var: Milyonlar aklandı…
Herkes suçlu değil ama sistem açık: Bakım yerine ihmal iddiası…
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie stat onderaan)

İlhan KARAÇAY yazdı:
Geçtiğimiz hafta yayınladığım ve aralarında Türkler’in de bulunduğu kaza sigortası aracılarının, “tek cent ödemezsiniz” söyleminin ardında nasıl milyonlarca euroluk bir kazanç düzeni kurulduğunu ortaya koyan haberim geniş yankı uyandırmıştı.
O haber, görünürde masum ve cazip bir sistemin perde arkasında nasıl büyük paraların döndüğünü gözler önüne seriyordu.
Ancak görünen o ki, bu sadece buzdağının görünen kısmıymış.
Şimdi karşımızda çok daha büyük, çok daha derin ve çok daha sarsıcı bir tablo var. Çünkü bu kez mesele sadece kazalar değil; doğrudan yaşlıların, hastaların ve en savunmasız insanların üzerinden işleyen dev bir ekonomik alan.
Devletin bakım için ayırdığı milyarlarca euroluk bütçenin, iddialara göre, bazı çevreler tarafından bir kazanç kapısına dönüştürüldüğü konuşuluyor. Yani bu defa mesele milyonlar değil, milyarlar. Görünürde şefkat, yardım ve bakım var. Ama perde arkasında dönen para trafiği, akıllarda ciddi soru işaretleri bırakıyor.
Ve şimdi, bu sistemin bilinmeyen yönlerini, konuşulmayan gerçeklerini ve çarpıcı iddialarını tüm açıklığıyla ortaya koyma zamanı.
YAŞLI VE HASTALARA YARDIM
Hollanda’da devletin hasta, yaşlı ve engelliler için ayırdığı milyarlarca euroluk bakım bütçesi, çok ağır iddiaların odağında.
Hollanda medyasına göre, bu dev sistem bazı organize yapılar tarafından suistimal ediliyor ve kara para aklama riskine açık hâle gelmiş durumda.

Hollanda’nın önde gelen gazetelerinden De Telegraaf’ta yayımlanan geniş dosyada, uyuşturucu ticaretinden elde edilen paraların bakım sistemi üzerinden “temizlendiği” öne sürüldü.
Haberde, özellikle kişiye bağlı bakım bütçesi olarak bilinen sisteminin, sistemli biçimde kötüye kullanıldığı vurgulandı.
Uzmanlara göre, sistemin temelinde büyük bir açık bulunuyor. Devlet, bakımı doğrudan organize etmek yerine, parayı bakım ihtiyacı olan kişiye veriyor. Bu da hem kontrolü zorlaştırıyor hem de kötü niyetli kişiler için fırsat yaratıyor.
KAĞIT ÜZERİNDE BAKIM, GERÇEKTE PARA TRAFİĞİ

Hollanda medyasına yansıyan bilgilere göre, bazı durumlarda bakım hizmeti ya hiç verilmedi ya da son derece sınırlı kaldı. Buna rağmen sistemde her şey düzgün işliyormuş gibi fatura kesildi.
Uyuşturucu ticaretinden elde edilen gelirler, sahte bakım faturaları üzerinden sisteme sokuldu. Böylece kirli para, “temiz” bakım geliri gibi gösterildi.
Bu yöntemin basit bir dolandırıcılık değil, organize ve planlı bir yapı olduğu ifade ediliyor. Bakım şirketleri, vakıflar, taşeron bürolar ve sözde danışmanlık yapıları üzerinden karmaşık bir ağ kuruluyor. Hayalet şirketler aracılığıyla para akışı parçalanıyor ve iz sürmek zorlaştırılıyor.
Nakit ödemeler ve çok sayıda küçük işlem, sistemin denetimini daha da güç hâle getiriyor.
TÜRK KÖKENLİ AİLE DOSYASI GÜNDEMDE
Hollanda medyasına yansıyan en dikkat çekici örneklerden biri Utrecht’te yürütülen bir soruşturma oldu.
Mansfield soruşturması kapsamında, Türk kökenli üç kardeş ve toplam 11 aile üyesinin yer aldığı bir yapı üzerinden milyonlarca euroluk işlem yapıldığı iddia edildi.
Habere göre, bakım hizmetleri sahte şekilde faturalandırıldı. Sözde hastalara aylık yaklaşık 2.800 euro nakit ödeme yapıldı. Bu yöntemle toplamda yaklaşık 8 milyon euro sistem içinde döndü.
Soruşturma kapsamında bazı gayrimenkullere ve inşaat arazilerine el konuldu.
Dosyada yer alan mesajlaşmalarda, “İki yıl içinde patlayacağız, sonra daireleri satıp istediğimizi alacağız” ifadelerinin geçtiği de aktarıldı.
Gazete, bu konuda aynen şunları yazmış: Kara para aklamaya giden iz böyle ortaya çıktı. İlk olarak Utrecht’te Türk bakım mafyasına yönelik Mansfield soruşturmasında dikkat çekti. Bu yapı, üç kardeşten oluşan bir aile ve ayrıca on bir aile üyesinden meydana geliyordu. Milyonlarca euro dönüyordu. Bakım hizmetleri sahte şekilde faturalandırıldı. (Sözde) hastalara nakit para ödendi: kişi başı aylık 2.800 euro. Sekiz milyon euro bu işte kullanıldı. Türk bir konut kompleksi ve inşaat arazilerine el konuldu.
“Kardeş, iki yıl içinde patlayacağız. Sonra daireleri sattıktan sonra istediğimizi alabiliriz” diye mesajlaşmış kardeşler.
Dört yıla kadar hapis cezası aldılar, ancak kısa sürede ortadan kayboldular.
Ancak uzmanlar önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Bu tablo tüm bir topluma mal edilemez. Aynı sektörde binlerce dürüst Türk girişimci ve çalışan da hizmet veriyor. Sorunun kaynağı belirli organize yapılar ve denetim eksikliği.

Yukarıdaki temsili bu görselde, bir Türk ailesi etrafında şekillenen bir yapı dikkat çekiyor. Dosyalar, hesaplar ve para akışıyla birlikte sunulan bu tablo, bakım hizmeti adı altında işleyen sistemlerin perde arkasında neler olduğu sorusunu akıllara getiriyor.
BİR EV, BİRKAÇ HASTA, YÜZ BİNLERCE EURO
Bakım sisteminin nasıl işlediği, iddiaların neden bu kadar ciddi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Önce bir şirket ya da vakıf kuruluyor. Ardından çok odalı bir ev satın alınıyor ya da kiralanıyor. Beş altı odalı bir ev, kısa sürede küçük bir bakım merkezine dönüştürülebiliyor.
Bu yapının başına kağıt üzerinde bir sorumlu yönetici atanıyor. Bu kişi çoğu zaman “uzman” ya da “bakım koordinatörü” olarak gösteriliyor.
Daha sonra birkaç bakıcı ya da hemşire işe alınıyor. Böylece sistem resmî olarak hazır hâle getiriliyor.
Ardından bakım ihtiyacı olan kişiler bu eve yerleştiriliyor ya da sistemde kayıt altına alınıyor.
Her bir kişi için devletten ayrı ayrı bakım bütçesi geliyor.
Bu da tek bir ev üzerinden aylık on binlerce euro, yıllık ise yüz binlerce euroyu bulan bir para akışı anlamına geliyor.
Birden fazla ev ve daha fazla hasta söz konusu olduğunda, bu rakamlar milyonlara ulaşıyor.
Evde bakım sisteminde ise yapı daha da sade. Daha az personelle çok sayıda hasta üzerinden işlem yapılabiliyor. Kağıt üzerinde yoğun bakım verilmiş gibi gösteriliyor, ancak gerçekte hizmetin aynı düzeyde olmadığı iddia ediliyor.
Uzmanlara göre sistemin cazibesi tam da burada başlıyor.

DENETİM ZAYIF, PARA BÜYÜK
Hollanda’da 70 bin ile 80 bin arasında bakım şirketi faaliyet gösteriyor.
Bu büyüklükte bir yapının her aşamasını denetlemek oldukça zor.
Yetkililere göre organize suç artık sistemin dışından değil, doğrudan içinden hareket ediyor.
Karmaşık şirket yapıları, kısa ömürlü firmalar, isim değişiklikleri ve taşeron ilişkileri sayesinde iz sürmek güçleşiyor.
Bir savcılık uzmanının ifadesi durumu net şekilde ortaya koyuyor.
“Bu, organize suçun sağlık sistemini içten çökertmesidir.”
Uzmanlar, özellikle nakit ödeme yöntemlerinin ve kayıt dışı işlemlerin sistemi daha da riskli hâle getirdiğini belirtiyor.
BAKIM YERİNE İHMAL İDDİASI
Denetim eksikliği sadece mali bir sorun yaratmıyor. Aynı zamanda ciddi bir insanlık sorununa da yol açıyor.
Uzmanlara göre bazı bakım sağlayıcıları yeterli personel çalıştırmıyor, bakım hizmetini eksik veriyor ya da tamamen ihmal edebiliyor.
Yetersiz gözetim, düzensiz ilaç takibi ve profesyonel bakım eksikliği, hastaların hayatını doğrudan riske atıyor.
Geçmişte ihmaller nedeniyle ağır sağlık sorunları yaşandığı ve bazı vakalarda ölümlerin meydana geldiği de dile getiriliyor.
Bu nedenle konu sadece para meselesi değil.
İnsan hayatı söz konusu.
BAKIM SİSTEMİ NASIL İŞLİYOR?
DEVLET KİME, NASIL PARA ÖDÜYOR?
Hollanda’da bakım sistemi, ihtiyaç sahibi kişilerin günlük yaşamlarını sürdürebilmesi için devlet tarafından finanse edilen geniş bir yapıdır.
Birincisi evde bakım hizmetleridir. Temizlik, yemek ve kişisel bakım gibi günlük ihtiyaçlar bu kapsama girer.
İkincisi daha ağır bakım hizmetleridir. Sürekli hemşirelik, gözetim ve özel bakım gerektiren durumlar bu gruptadır.
Üçüncüsü ise gündüz bakım ve destek hizmetleridir. Özellikle yaşlılar ve zihinsel engelli bireyler için sosyal ve günlük aktiviteler sağlanır.
Bu hizmetler ya doğrudan kurumlar aracılığıyla verilir ya da kişiye bağlı bütçe sistemi ile finanse edilir.
PGB NEDİR VE NASIL ÇALIŞIR?
Kişiye bağlı bakım bütçesi yani pgb sisteminde devlet, parayı doğrudan bakım ihtiyacı olan kişiye verir.
Kişi bu bütçeyle kendi bakımını organize eder. Bir bakım şirketiyle anlaşabilir, bireysel bakıcı çalıştırabilir ya da yakınlarından destek alabilir.
Bu sistem, kişiye özgürlük sağlamak amacıyla kurulmuştur. Ancak aynı zamanda denetim zafiyeti nedeniyle risk de taşımaktadır.
PGB İLE NE KADAR PARA ALINIYOR?
SAYILARLA SİSTEM
Bakım ödemeleri ihtiyacın derecesine göre değişir.
Basit desteklerde aylık birkaç yüz euro ödenir.
Daha yoğun bakım gerektiren durumlarda bu rakam aylık 2.000 ile 5.000 euro arasında değişir.
Ağır bakım ve sürekli gözetim gereken durumlarda yıllık bütçe 80.000 ile 100.000 euroya kadar çıkabilir.
Bu da tek bir kişi üzerinden çok büyük bir para akışı anlamına gelir.
Birden fazla kişi üzerinden çalışan yapılarda ise bu rakam milyonlarca euroya ulaşabilir.
3 ADIMDA SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Başvuru yapılır.
Devlet bütçe ayırır.
Bakım alınır ve fatura kesilir.

