Dün yayımladığım “TÜRK VE MÜSLÜMANLARA SALDIRAN LALE GÜL’Ü YAZDIM, LAHEY BÜYÜKELÇİMİZ DEVAM ETTİ” başlıklı haberimde, mesleki dikkatsizliğin ötesine geçen ciddi bir yanlışlık yapılmıştır.
Dün yayımladığım “TÜRK VE MÜSLÜMANLARA SALDIRAN LALE GÜL’Ü YAZDIM, LAHEY BÜYÜKELÇİMİZ DEVAM ETTİ” başlıklı haberimde, mesleki dikkatsizliğin ötesine geçen ciddi bir yanlışlık yapılmıştır.

Haberde, Lahey Büyükelçimiz Sayın Fatma Ceren Yazgan’a ait olduğu belirtilen sert ve çarpıcı ifadeler, gerçekte kendisine ait değildir. O sözler bana aittir.
Bu ayrıntı, basit bir isim karışıklığı olarak görülemez. Çünkü söz konusu ifadeler, bir gazeteci kaleminden çıktığında anlaşılabilir olan, hatta mesleğin doğası gereği beklenen sertlikte cümlelerdir. Ancak aynı sözler, bir büyükelçinin ağzından çıkmış gibi sunulduğunda, doğal olarak “diplomatik üsluba yakışmayan” bir çıkış olarak algılanabilir.
İşte tam da bu nedenle yaptığım hata, yalnızca teknik değil, anlam ve bağlam bakımından da ağır sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
GERÇEK ŞUDUR:

Sayın Büyükelçi, LinkedIn hesabında yaptığı paylaşımda, benim kaleme aldığım metinden bir bölümü tırnak içinde alıntılamış ve hemen altına “Annesine ‘İrinli Hamam Böceği dedi” başlıklı yazımın bağlantısını (linkini) eklemiştir. Yani paylaşıma tıklayan herkes, bu sözlerin bana ait olduğunu açıkça görebilecek durumdadır.

Büyükelçimiz, bununla da yetinmemiş, kendisine mesaj göndererek bu ifadeleri öven ve hatta “bu bir ilktir” diyen Ali Tiryaki’ye verdiği yanıtta da şu cümleyi özellikle kurmuştur:
“Yanlış anlaşılmasını teyiden, yazan gazeteci İlhan Karaçay, ben alıntıyı yapmış oldum.”
Buna rağmen, gerekli dikkat ve teyidi göstermeden, bu sözleri Büyükelçimize atfettim.
ORTAYA ÇIKAN TABLO ŞUDUR:
Diplomasi geleneği içinde, ölçülü ve dengeli bir dil kullanması beklenen bir devlet temsilcisinin, gerçekte kendisine ait olmayan ifadeler üzerinden, alışılmışın dışında sert bir söylem benimsediği izlenimi yaratılmıştır. Bu, hem Sayın Büyükelçimize haksızlık olmuş hem de gerçeği okura eksik ve hatalı aktarmamıza yol açmıştır.
Bu nedenle, okurlarımızdan, Sayın Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan’dan,
ve mesleğimizin gerektirdiği etik hassasiyetten, içtenlikle özür diliyorum.
Söz konusu cesur ve sert ifadeler, bir diplomatın değil, benim kalemimin ürünüdür. Bu gerçeği, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyunun bilgisine sunmak, hem vicdani hem de mesleki bir borçtur.
Bu düzeltme, yalnızca bir hatayı telafi etmek değil, aynı zamanda “yanlışın üzerini örtmeden, doğrunun altını çizme” iradesinin ifadesidir.
BAZI MEDYACILARIN AYIBI…
Ayrıca altını özellikle çizmek zorundayım:
Bu yanlış yalnızca benimle sınırlı kalmamıştır. Haberi benden alan bazı portalların dışında, LinkedIn paylaşımını görerek konuya atlayan başka yayın organları da, gazetecilik etiğine yakışmayacak bir özensizlikle, haberin gerçek sahibinin şahsım olduğumu hiç anmamıştır.
Oysa söz konusu paylaşımın altında açık bir bağlantı vardır. Bu bağlantıya tıklayan herkes, haberinbana ait olduğunu net biçimde görebilmektedir. Yani bu yayın organları, ya linke hiç bakmadan haber yapmış ya da bakmalarına rağmen, kaynağı bilinçli biçimde görmezden gelmiştir.
Her iki ihtimal de vahimdir.
Birincisi, teyit zahmetine bile katlanmadan haber üretmek anlamına gelir.
İkincisi ise, bir gazetecinin emeğini yok saymak ve gerçeği bilerek eğip bükmektir.
Bu tutum, ne mesleki özenle ne de basın ahlakıyla bağdaşır.
Bugün burada kendi hatamla yüzleşirken, aynı zamanda bu özensiz ve hakkı teslim etmeyen yaklaşımı da kamuoyu önünde kınıyorum. Çünkü gazetecilik, yalnızca yazmak değil, doğruyu doğru kişiye ait kılarak yazmaktır.