"..Sevdiklerini o dört duvar arasına yakıştıramayan, her gün yollarını umutla gözleyen insanlar. Onların yüreğinde ahde vefa vardır. Sevdiklerini en zor günlerinde de yalnız bırakmazlar..."

Mersin’de, Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik operasyonu hep birlikte yaşadık.

Bugün kentin sevdiği belediye başkanları ve bürokratları cezaevinde. Başkanlar görevlerinden alındı. Belediyelerin iradesi, başkanlarıyla birlikte dört duvar arasına hapsedildi.

Cezaevinde yatanlar bilir; Allah kimseyi oraya düşürmesin. Orada bulunanlara da sabır ve sağlık versin.

Çocukluğumda, kan kardeşim Süleyman Duramaz’ın babası cezaevinden çıktığında duyduğum bir söz vardı. O günden bugüne kulağımdan hiç silinmedi:

“Cezaevine girerken han kapısı, çıkarken iğne deliği!”

Bu söz, cezaevine girmenin kolay, çıkmanın ise ne kadar zor olduğunu anlatır. Kimi için umutsuz bir bekleyiştir bu, kimi içinse günleri sayarak sürdürülen bir umut…

Dışarıda umutla bekleyenler Analar, babalar, eşler, çocuklar, dostlar… Sevdiklerini o dört duvar arasına yakıştıramayan, her gün yollarını gözleyen insanlar. Çünkü onların yüreğinde ahde vefa vardır. Sevdiklerini en zor günlerinde de yalnız bırakmazlar.

Şimdi Mersin’de önemli bir sınavın eşiğindeyiz.

Pazartesi ve salı günleri belediye meclis üyeleri, cezaevindeki başkanlarının yerine bir süreliğine vekillik edecek isimleri seçecek. Elbette meclisin iradesine saygımız var. Ancak bugün mesele yalnızca bir koltuğa kimin oturacağı değildir. Mesele, zor günde kimin kimin yanında duracağıdır.

Kendilerinin meclis üyesi seçilmesinde emeği olan, bir dediklerini iki etmeyen, birlikte yol yürüdükleri belediye başkanlarına karşı vefa gösterme günüdür bugün.

Ahde vefa, işler yolundayken değil, zor günlerde belli olur.

Belediye başkanlarının cezaevinden gönderdikleri mesajların CHP İl Başkanı Koral Ömür ve CHP Milletvekili Gülcan Kış tarafından bilindiği ifade ediliyor. Dolayısıyla bu mesajların, sosyal demokrat belediye meclis üyelerinin de bilgisi dâhilinde olduğunu düşünüyorum.

Bugün meclis üyelerine düşen görev, cezaevindeki başkanlarının iradesine kulak vermek, onların mesajlarına sahip çıkmaktır.

Bana ulaşan bilgilere göre, Mersin Büyükşehir Belediyesinde Vahap Seçer’in işaret ettiği isim, kent halkının da sevdiği, başarılı avukat Hamit Mert Avcı’dır.

Rahmetli babası Mehmet Avcı da kökeninden partili, devrimci bir insandı. Mert Avcı, onun biricik oğludur. Bugün adı geçen bu genç avukatın üzerinde yalnızca bir görev beklentisi değil, aynı zamanda kendisine güvenenlerin sorumluluğu da vardır.

Bir diğer isim de Çağdaş Dutlu…

Meclis üyeliği görevini sürdüren, vekillik ücretini almayıp dağıtan, kimseyi kırmamaya özen gösteren, pırıl pırıl bir sosyal demokrat genç avukat. O da Mert Avcı gibi aynı mesleği ve benzer bir siyasi sorumluluğu paylaşıyor.

Her ikisi de başkanlarının güven duyduğu, bilgili ve çalışkan gençler. Onların bugün vereceği sınav, yalnızca bir görevi üstlenmekle ilgili değil; kendilerine duyulan güvene ne kadar sahip çıktıklarıyla da ilgili.

Mezitli’de de durum farklı değil. Serkan Başkan kimi işaret etmişse, onun yerine vekillik görevini üstlenecek isim o olmalıdır.

Çünkü bugün başkan vekilliği, sıradan bir görev değişikliği değildir. Cezaevindeki bir başkanın emaneti, belediyenin yönetimi ve seçmenin iradesi söz konusudur.

Bugün siyasetin de insanlığın da gereği, bu emanete sahip çıkmaktır.

Nitekim Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de programlarına başlamadan önce Tarsus Cezaevi’ne giderek tutuklu üç belediye başkanıyla görüşmüş, dayanışma mesajı vermiştir. Bu akşam CHP Genel Başkan Yardımcıları Müslüm Sarı ve Mahir Polat’ın, yarın da Oğuz Kaan Salıcı’nın cezaevinde üç başkanı ziyaret etmesi bekleniyor.

Bütün bunlar, yaşanan sürecin siyasi ve insani boyutunu ortaya koyuyor.

Benim söylemek istediğim çok açık:

Ne CHP ne de Yeni Parti, dün birlikte yol yürüdükleri, aynı sofraya oturdukları, aynı mücadeleyi paylaştıkları belediye başkanlarının zor gününde ayrı düşmemeleridir.

Başkanların iradesine sahip çıkılmalı, onların işaret ettiği isimler etrafında kenetlenmelidir. Meclis üyeleri kendi aralarında bölünmek yerine, partilerinin ortak iradesini ve kendilerine duyulan güveni gözetmelidir.

Unutulmasın ki siyaset yalnızca iyi günlerde yan yana durmak değildir. Asıl mesele, zor gün geldiğinde birbirine sırtını dönmemektir.

Bugün cezaevinde olan başkanların da aileleri, sevenleri ve kendilerinden haber bekleyen yol arkadaşları var. Dışarıda her telefon sesinde umutlanan, her haberde sevdiklerinin adını arayan insanlar var. Bir de belediyelerin hizmet bekleyen halkı…

Verilecek kararlar yalnızca meclis salonlarında kalmayacak. Bugün atılacak adımlar, yarın vefanın mı yoksa siyasi hesabın mı ağır bastığını gösterecek.

Gün, koltuk hesabı yapma günü değil; emanete sahip çıkma günüdür.

Gün, dün birlikte yürüdüklerini bugün yalnız bırakma günü değildir.

Gün, kırılma değil kenetlenme günüdür.

Gün ihanet günü değil, ahde vefa günüdür!