"..İl Sekreteri Eren Yücesoy’un koruması (!) olarak lanse edilen kişinin havaya ateş açtığı öne sürüldü. Peki silah neden ateşlendi?..."

Türkiye’de sol siyaset hiç bu kadar deforme olmamıştı.
Akıl alır gibi değil!
İktidar resmen sol siyasete istikamet belirliyor. Allah için, onlar da üzerlerine düşeni yapıyor. Hakkını veriyorlar!
Anlaşılan iktidar, bu işin sosyolojik tahlilini de yapmış.
Mühendislik harika!
Biliyorlar ki sağdaki bölünme ve doğurganlık, soldaki gibi değil.
Yüzdelik hesap belli.
Sağ ikiye bölünse, bölen de bölünen de bir sol ile mücadele edebiliyor.
Ama sol ikiye bölünse, bu bölünme sağı net olarak iktidara taşıyor.
Matematik basit.
Düşünün…
Bu matematik bile sol kesimi tartışmadan, kaostan ve kendi içindeki mücadeleden alıkoymaya yetmiyor.
Neyse…
Kafanız karışmasın.
Bakın Mersin’e.
Daha doğrusu, bakın Mezitli’de olanlara…
Yeni Parti, Mezitli’de ilçe başkanlığı için iki aday çıkardı.
Biri Mehmet Kara, diğeri Buğra Baran…
Demokratik bir şekilde mücadele ettiler.
Kara kazandı.
Ama demokrasi adına yapılması gereken bir seçim, bir kurşunla adeta kara güne dönüştü.
İl Sekreteri Eren Yücesoy’un koruması (!) olarak lanse edilen kişinin havaya ateş açtığı ve seçim sırasında arbede yaşandığı öne sürüldü.
Peki bu silah neden ateşlendi?
Bu kurşun bir anlık öfkenin ürünü müydü?
Yoksa bunun bir hikâyesi var mıydı?
Ve her şeyden önce…
Bir siyasi tartışmanın tarafı olmak, tehdit edilmeyi ya da tehdit etmeyi gerektirir miydi?
Devam ediyorum…
Mezitli’de Yeni Parti’ye vandallık yaparak mı egemen olunacaktı?
Bu görüntü mü sizi iktidara taşıyacaktı?
Sorular…
Sorular…
Mezitli’deki tabloya yeniden bakalım isterseniz.
Partisiz kalmış bir belediye başkanının, ilçe başkan adayı olmuş eski kayınbiraderi…
Eski kayınbiraderinin rakibi Mehmet Kara’ya destek veren ve korumayla seçime geldiği öne sürülen bir il sekreteri…
CHP’den henüz ayrılmamalarına rağmen Yeni Parti’nin seçim çalışmalarına katılan belediye meclis üyeleri…
Ve kurşunlanan, ne gariptir ki, yaklaşık bir hafta sonra kamuoyuna yansıyan Yeni Parti binası…
Tuhaf değil mi?
Tıpkı Da Vinci’nin Şifresi gibi…
Her ayrıntı başka bir soruyu beraberinde getiriyor.
Gelinen bu nokta, nereden bakarsanız bakın, bir dağılmışlığın ve siyasi savrulmanın fotoğrafı.
İktidara yürümeye başlayan bir siyasi yapının kendi içindeki mücadelesi, kurşunların değil, alkışların gölgesinde olmalıydı.
Bu seçmen böyle bir görüntüyü hak etmiyordu.
Mezitli bu görüntüyü hak etmiyordu.
Yazık…