Mut'ta yönetim anlayışı yeniden tartışılıyor. İlçenin geleceği için belirleyici soru gündemde: Kararları siyaset mi, yoksa ortak akıl mı şekillendirecek?
Mut’u seven herkesin üzerinde uzlaşacağı bir gerçek var. Mut, sahip olduğu tarımsal üretim gücüyle, tarihiyle, doğasıyla, insan kaynağıyla bugün bulunduğu noktadan çok daha ileride olmayı hak ediyor.
Peki neden olamıyor?
Neden yıllardır dönüp dolaşıp aynı sorunları konuşuyor ve dillendiriyoruz?
Neden her seçim döneminde aynı vaatler yeniden veriliyor?
Neden bir türlü çözülemeyen meseleler, seçimden seçime hatırlanıp sonra yeniden unutuluyor?
Bu soruların tek bir cevabı yok elbette.
Ancak önemli nedenlerden biri bana göre, Mut’un ortak aklını kullanamıyor olmasıdır.
Daha doğrusu, kullanabilecek mekanizmaları çalıştıramıyor olmasıdır.
Bugün Mut’ta birçok konu, daha konuşulmaya başlamadan siyasi kamplaşmaların içine çekiliyor. Kimin söylediği, ne söylediğinden daha fazla önem kazanıyor. Oysa Mut‘un geleceği, parti rozetleriyle değil; bilgiyle, liyakatle, görüş alışverişi ve danışmayla inşa edilebilir.
Liyakatin geri plana itildiği, uzman görüşünün yeterince dikkate alınmadığı, kurumların birbirinden kopuk hareket ettiği bir ortamda ise sorunlar çözülmez; sadece ertelenir.
Mut da uzun süredir tam bunu yaşıyor.
Oysa elimizde bunun ilacı sayılabilecek yasal bir mekanizma zaten var. 25 Mart 2022 tarihinde Mut Belediyesi öncülüğünde kurulan Mut Kent Konseyi. Kurulduğunda umut verdi. İlçenin hemen hemen bütün dinamikleri bu yapı içinde temsil edildi.
Kamu kurumları…
Meslek odaları…
Sivil toplum kuruluşları…
Muhtarlar…
Toplumun farklı kesimleri…
Herkes aynı masada buluştu.
Fakat bugün dönüp baktığımızda şu soruyu sormak zorundayız: Mut Kent Konseyi bugün gerçekten yaşıyor mu?
Eğer yaşıyorsa, Mut’un hangi temel sorununun çözümünde aktif rol oynuyor?
Hangi projeyi üretiyor?
Hangi raporu hazırlıyor?
Hangi yatırım konusunda kamuoyuna yol gösteriyor?
Hangi konuda ortak görüş oluşturuyor?
Vatandaşın büyük çoğunluğu bu sorulara somut yanıt veremiyorsa, ortada ciddi bir işlev sorunu var demektir. Oysa Kent Konseyleri, vitrin süsü olsun diye kurulmaz.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun öngördüğü Kent Konseyleri; merkezi idareyi, yerel yönetimi, meslek kuruluşlarını ve sivil toplumu aynı masa etrafında buluşturan, kentin geleceğini ortak akılla planlayan demokratik yönetim mekanizmalarıdır.
Yani görevi alkışlamak değil; üretmektir.
Onaylamak değil; önermektir.
Eleştirmek değil sadece; çözüm geliştirmektir.
Tam da bu yüzden Mut’un bugün her zamankinden daha fazla güçlü bir Kent Konseyine ihtiyacı var.
Çünkü artık kişilerin değil, kurumların konuştuğu bir Mut’a ihtiyaç var.
Çünkü artık siyasi reflekslerin değil, bilimsel verilerin yön verdiği bir karar kültürüne ihtiyaç var.
Çünkü artık “ben yaptım oldu” anlayışından “birlikte düşündük, birlikte başardık” anlayışına geçilmesi gerekiyor.
Ama ortak akıl cesaret ister
Ortak akıl demek, herkesin aynı düşünmesi demek değildir.
Tam tersine…
Farklı fikirlerin özgürce konuşulabildiği, eleştirinin düşmanlık sayılmadığı, liyakatin sadakatin önüne geçtiği bir yönetim kültürüdür. Mut’un buna ihtiyacı var.
Bir ilçe, aynı insanlarla aynı yöntemleri uygulayarak farklı sonuçlar bekleyemez.
Bugün tarımdan turizme…
Genç istihdamından göç sorununa…
Ulaşımdan sulamaya…
Kültürel mirasın korunmasından çevreye kadar onlarca konuda ortak çalışma grupları kurulabilir.
Üstelik bunun için büyük bütçeler de gerekmiyor. İrade gerekiyor.
Mut’un en büyük kaynağı insanıdır
Bugün Türkiye’nin ve dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan yüzlerce Mutlu akademisyen, mühendis, doktor, hukukçu, sanatçı, iş insanı ve Mut tutkunu bulunuyor.
Bu insanların bilgi birikiminden ne kadar yararlanıyoruz?
Neredeyse hiç.
Oysa işlevsel bir Kent Konseyi, ilçede yaşayanlarla dışarıdaki Mutluları aynı hedefte buluşturabilir.
Gönüllü uzman havuzları oluşturabilir.
Dijital çalışma grupları kurabilir.
Projeler hazırlayabilir.
Yatırımları takip edebilir.
Sorunlara bilimsel raporlar sunabilir.
İşte gerçek yerel kalkınma budur.
Kimse kaybetmez
Güçlü bir Kent Konseyinden kim rahatsız olur?
Hiç kimse.
Çünkü burada kazanan bir siyasi parti olmayacaktır.
Kazanan belediye de olmayacaktır.
Kazanan kaymakamlık da olmayacaktır.
Kazanan yalnızca Mut olacaktır.
Çünkü ortak akıl kimsenin rakibi değildir.
Tam tersine, herkesin işini kolaylaştıran en büyük destektir.
Bugün dünyanın başarılı şehirlerine baktığımızda ortak özellikleri şudur:
Katılımcılık…
Şeffaflık…
Liyakat…
Kurumsal iş birliği…
Ve ortak akıl.
Mut neden bunlardan biri olmasın?
Son söz
Belki de artık şu soruyu kendimize sormanın zamanı gelmiştir: Mut Kent Konseyi, sadece kurulmuş bir yapı olarak mı kalacak; yoksa Mut’un geleceğine yön veren gerçek bir ortak akıl merkezi mi olacak?
Çünkü mesele yalnızca bir konsey meselesi değildir.
Mesele, Mut’un geleceğini dar siyasi hesaplarla mı yöneteceğimiz, yoksa ortak aklın, liyakatin ve uzlaşının rehberliğinde mi inşa edeceğimizdir.
Unutmayalım…
Bir ilçeyi büyüten sadece üretim ve yatırımlar değildir.
Onu büyüten; farklı fikirleri aynı hedefte buluşturabilen yönetim anlayışıdır.
Mut’un artık buna ihtiyacı değil, mecburiyeti vardır.
YAŞAMDAN İZLER
İbrahim ARI
01082026