Bazı insanlar makamlarıyla tanınır…

Bazıları ise duruşlarıyla.

Sinem Dedetaş ismi, bana makamdan önce emeği, unvandan önce liyakati ve siyasetten önce Cumhuriyet'in yetiştirdiği çağdaş Türk kadınını hatırlatıyor.
Cumhuriyet, kadına yalnızca seçme ve seçilme hakkı vermedi.

Cumhuriyet, kadına 'Sen yapabilirsin.' dedi.

O güvenle yetişen kadınlar mühendis oldu, doktor oldu, öğretmen oldu, bilim insanı oldu, belediye başkanı oldu.

Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk, güçlü bir Türkiye'nin ancak güçlü kadınlarla kurulacağını biliyordu.
Türk kadını...

Fırtınaya karşı eğilen değil, fırtınanın içinden yürüyendir.

Korkuyla geri çekilen değil, aklıyla ve emeğiyle yol açandır.

Sessiz kaldığında bile karakteriyle konuşandır.

İşte Cumhuriyet kadını budur.

Omurgasını makamdan değil, ilkelerinden alır.

Gücünü alkışlardan değil, vicdanından alır.

Ve en önemlisi...

Ne olursa olsun, dimdik durmayı bilir.
Hayat bazen insanları ağır imtihanlardan geçirir.

Bugün alkışlananlar yarın eleştirilebilir.

Bugün güçlü görünenler yarın zor günler yaşayabilir.

Ancak karakter, şartlara göre değişmez.

İnsanın gerçek kimliği, en zor zamanlarda ortaya çıkar.
Cumhuriyet'in yetiştirdiği kadınlar, yalnızca başarılarıyla değil; mücadele etme iradeleriyle de örnek olurlar.

Çünkü bilirler ki; makamlar geçicidir, ama onurlu bir duruş ömür boyu hatırlanır.
Türkiye'nin bugün her alanda daha fazla üreten, düşünen, yöneten ve sorumluluk alan kadınlara ihtiyacı var.

Kadınların cesareti, yalnızca kendi hayatlarını değil; toplumun geleceğini de şekillendirir.
Atatürk'ün 'Dünyada her şey kadının eseridir.' sözü, yalnızca geçmişe ait bir övgü değildir.

O söz, bugüne ve yarına bırakılmış bir emanettir.
Cumhuriyet kadını; korkunun değil cesaretin, öfkenin değil aklın, ayrışmanın değil ortak geleceğin temsilcisidir.

Ve tarih bize şunu defalarca göstermiştir:

Bir milletin gerçek gücü, kadınlarının omurgası kadar sağlamdır.

Burhan Savtekin
Siyasi Strateji ve Planlama Uzmanı