Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları ve tutuklamalar bir gerçeği daha hatırlattı: Her yiğidin bir yumuşak karnı vardır.

Zirveye oynayan, yaptığı hizmetlerle yalnızca Mersin’de değil, tüm ülkede adı anılan halkçı belediyeciliğin öncü isimlerinden Vahap Seçer’in hiç ummadığı bir anda ve hiç ummadığı bir yakınından sırtından hançer yemesi elbette ağır bir durumdur. Kolay değil… Yılların emeği, birikimi ve siyasi itibarı bir “yumuşak karın”dan çıkan yolsuzluk iddialarıyla ağızlara pelesenk edilmek. Bugün yaşananlar sadece bir belediye meselesi değildir. Aynı zamanda siyasetin içindeki zaafları da gözler önüne seren ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle CHP’li tüm belediye başkanlarının şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekiyor. Gördükleri, duydukları ve şüphelendikleri tüm “yumuşak karınlardan” kurtulmak zorundalar. Çünkü siyaset de belediyecilik de ancak gerçek devrimci, demokrat ve yurtsever kadrolarla yapılır. Yol da ancak onlarla yürünür. Bir büyükşehir vakası daha ne büyükşehirde ne de ilçe belediyelerinde yaşanmamalıdır. Avını bekleyen tilkilere fırsat verilmemelidir. Unutulmasın… Siyasette en büyük yıkım rakipten gelen saldırı değildir. En büyük yıkım, içeriden gelen ihanettir. Ve o ihanet, yılların emeğini bir gecede yerle bir edebilir.