ABD’nin, Netanyahu gazına gelip pedofili sorununu da kapatmak için başlattığı İran saldırısı, Dünyamızın gündemine girince unuttuk şu Terörsüz Türkiye Komisyonunun raporunu.

Biliyorsunuz, konu, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin beklenmedik atağı ile başladı. Bahçeli başından itibaren “bebek katili”, “terörist başı” diye tanınan Öcalan’ı “kurucu önder” düzeyine yükseltti. Kuşkusuz 50 bini aşkın vatandaşın ölümüne sebep olan terör hareketini başlatan Öcalan’ın “lider” ve “kurucu önder” konumuna yükseltilmesi “tarifi imkânsız” büyük bir çelişkiydi.

Yaşayarak gördük.

Rapor, demokratikleşme yönünde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması gerektiğini ve uyulacağını belirtiyor.

AİHM ve AYM kararlarını uygulamayan kim?

Demek ki iktidar AİHM ve AYM kararlarına uyulmadığını kabul ediyor ve muhalefetmiş gibi bu kurumların kararlarına uyulmasını öneriyor.

Kuşkusuz bu tavır ve bu öneri önemli bir çelişki olduğu kadar halkın aklıyla alay etmektir.

Öne sürülen “Türk-Kürt-Arap kardeşliği” argümanı hemen anlaşılıyor ki Cumhuriyetin kuruluş felsefesine yurttaşlık anlayışına karşı bir argümandur.

Böylece, AKP’nin çok sevdiği “Osmanlı modeline” gönderme yapılırken raporun başlangıç bölümünde yer alan “Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi temel değerlerdir” düşüncesine karşı çıkılıyor.

Bu durum kuşkusuz raporun çok önemli bir çelişkisi olmaktan öteye Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun reddedilmesidir. 100 yıllık Cumhuriyete karşı bir tavırdır. Bu durum Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihiyle ilgilidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin inkâr edilmesi çok ciddi bir kırılma noktasıdır.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir bu duruma karşı çıkmıştır ancak bu karşı çıkış zayıf ve yetersiz kalmıştır.

***

CHP kendi tarihine sahip çıkmalı; bu duruma çok açık ve sert bir biçimde tavır almalıdır.

Atatürk Cumhuriyeti, önümüzdeki seçimleri kazanmak için her türlü formülü benimseyen AKP ve MHP görüşlerine kurban edilmemelidir.