Mersin geçtiğimiz günlerde önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Eurocities ve B40 Balkan şehirleri ağından belediye başkanlarını Mersin’de ağırladı. Kent diplomasisinin, yerel yönetimler arası dayanışmanın ve şehirler arası iş birliğinin konuşulduğu bu toplantı aslında Türkiye açısından da önemli bir fırsattı.
Ancak toplantıda dile getirilen bir konu, Ankara’da bazı çevreleri fazlasıyla rahatsız etti.
Vahap Seçer konuşmasında tutuklu belediye başkanlarına değindi, demokrasi ve adalet sisteminin önemine vurgu yaptı. Bunun üzerine AKP Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyarak Seçer’i “Avrupalı meslektaşlarına Türkiye’yi şikâyet etmekle” suçladı.
Şimdi açık konuşalım.
Bir ülkede seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu olması konuşulamayacak bir konuysa, ortada zaten ciddi bir demokrasi sorunu var demektir. Bunu dile getirenleri “ülkeyi şikâyet etmekle” suçlamak ise sorunu çözmek değil, üzerini örtmeye çalışmaktır.
Demokrasi dediğimiz şey alkıştan ibaret değildir. Demokrasi, rahatsız edici soruların sorulabildiği, eleştirinin yapılabildiği bir sistemdir. Eğer bir belediye başkanı uluslararası bir toplantıda demokrasi ve adalet vurgusu yapıyorsa, bu ülkesini kötülemek değil, tam tersine ülkesinin daha iyi bir hukuk düzenine sahip olması gerektiğini savunmaktır.
Kaldı ki Türkiye’de siyasetçiler yıllardır uluslararası platformlarda konuşuyor. Avrupa’da, Amerika’da, uluslararası toplantılarda Türkiye’nin iç meseleleri sayısız kez dile getirildi. Bu durum yalnızca muhalefete özgü değil; iktidar temsilcileri de yıllardır uluslararası kürsülerde Türkiye’deki siyasi tartışmaları anlatıyor, kendi tezlerini savunuyor.
O zaman şu soruyu sormak gerekir: Aynı şeyi iktidar yapınca “diplomasi”, muhalefet yapınca mı “Türkiye’yi şikâyet etmek” oluyor?
Asıl mesele tam da burada.
Bir şehirde uluslararası belediye başkanları toplanmışken, yerel demokrasi konuşulmayacaksa ne konuşulacak? Yol, kaldırım ve asfalt mı? Kent yönetiminin en temel meselelerinden biri demokrasi ve hukuktur. Yerel yönetimlerin bağımsızlığı ve seçilmişlerin görev yapabilmesi de bunun ayrılmaz parçasıdır.
Bu gerçeği dile getiren bir belediye başkanını hedef almak, aslında tartışmanın özünden kaçmaktır.
Türkiye güçlü bir ülke olmak istiyorsa eleştiriden korkmamalıdır. Çünkü güçlü ülkeler eleştiriyi bastırarak değil, sorunları konuşarak güçlenir.
Bugün yapılması gereken, bir belediye başkanının sözlerini Meclis kürsüsünden hedef göstermek değil; neden seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanmasının uluslararası toplantılarda konuşulur hale geldiğini düşünmektir.
Gerçek rahatsızlık da tam burada başlıyor zaten.
Çünkü bazı gerçekler konuşulmadığında yok olmuyor. Sadece daha görünür hale geliyor.