"..Ve unutmayın: Aşkı da devrimi de satmayanlar, Kaybetmiş gibi görünür. Ama aslında hiç yenilmez..."

Ortaokul yıllarımın başıydı.

İlk aşkla sersemlemiş, dünyayı unutmuş, yemek yiyemez olmuştum.

Zeki bir çocuktum.

Babam ablalarımın matematik sorularını bana çözdürürdü.

“Sen makine mühendisi olacaksın” derdi.

Aklıma, zekâma, geleceğime güvenirdi.

Ama benim aklımda plan yoktu.

Ben mahallemin kıvırcık saçlı, esmer güzeline aşıktım.

Kan kardeşim Süleymanların evlerinin damı onların evine bakardı.

Ders çalışmak için dama çıkardık.

Aslında amacım onu penceresinden izlemekti.

Üç yıl kendime gelemedim. Çift dikiş okudum.

Sonra bir gün anladım…

Benim yaşadığım şey sadece bir kız sevdası değilmiş.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları asıldığında anladım.

O gün yüreğim iki yerinden yandı.

Bir yanım aşkı.

Bir yanım memleketi düşünen

O pırıl pırıl devrimci gençleri…

— Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!

— Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

İşte o gün öğrendim:

Aşk da devrimcilik de, yürekle oluyor.

Ben o yaşta yüreğime ikisini birden sığdırdım.

O dur bu dur…

Yüreğim hep yandı.

Aşkla yandı.

Devrimle yandı.

Cezaevleri gördüm.

Aç kaldım.

İşsiz kaldım.

Satıldım.

İhanet gördüm.

Bunların hiçbiri devrimciliğimi bırakmam için yetmedi.

Yılmadım.

Devrimciliği süs yapmadım.

Yaşantıma kilitledim.

Çok çalıştım.

Öyle kapılar açıldı ki önüme…

Bir “tamam” desem,

Bugün kazada arabam pert olmuş diye üzülmezdim.

Ama ben

Aşkın ve devrimciliğin verdiği o temiz kalbi kirletmedim.

Çünkü devrimcilik;

Menfaatle aynı cümlede durmaz.

Bugün etrafıma bakıyorum…

Benimle birlikte gözaltına alınıp,

Sonra bülbül gibi ötenleri görüyorum.

O gün kısa pantolonla başka oyunlar oynayanları görüyorum.

El üstünde tutuluyorlar…

Artık herkesin gerçekle sahteyi ayırmasının vakti geldi.

Gerçek devrimciler kimseye zarar vermez.

Aç kalır, susar.

Ama eğilmez.

Allah’tan başka kimsenin önünde duruş bozmaz.

Yanlış yapanın karşısında

Yaşı kaç olursa olsun susmaz.

Kimseye eyvallah etmez.

Harama el uzatmaz.

Emaneti namusu bilir.

İhaneti affetmez.

Gerçek devrimcilerin tek acısı şudur:

Alan açtıkları, koltuğa oturttukları insanların

Bugün vefasızlığı.

Bakın şimdi…

Biz ve bizim gibilerle yürüseydiniz;

Korkmazdınız.

Tedirgin olmazdınız.

Yalnız kalmazdınız.

Ve unutmayın:
Aşkı da devrimi de satmayanlar,
Kaybetmiş gibi görünür
Ama aslında hiç yenilmez.

Sevin gerçek devrimcileri.

Ama öyle uzaktan değil…

Sıkı sıkıya sarılın.

Aşkı ve devrimi satmayanlara…