"..Birine rozet takılırken diğerine kelepçe takılması da bu yeni siyaset anlayışının en çarpıcı görüntülerinden biri..."
Mersin yeniden dizayn ediliyor
Farkında mısınız bilmiyorum ama Mersin yeniden dizayn ediliyor.
Kentin yalnızca siyasi dengeleri değil, sosyolojik kimliği de değişiyor.
Vahap Seçer'in yıllar içerisinde oluşturduğu toplumsal mutabakatın siyasi iktidar açısından artık ciddi bir siyasi ağırlığa dönüştüğünü anlamak hiç de zor değil.
Bir anda üç belediye başkanının tutuklanması, yalnızca hukuki zeminde değil, politik sonuçları ve siyasi parametreleri açısından da değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Adalet penceresinden baktığımızda ise durum gerçekten vahim.
Artık Adalet Heykeli'nin gözleri bağlı değil, anlaşılan.
En büyük güvencemiz olması gereken adalet, bugün bir tanığın ya da itirafçının ifadeleri üzerinden tartışılır hale geliyor.
Bir kişinin verdiği ifade, bir soruşturmanın yönünü, hatta insanların siyasi ve hukuki kaderini değiştirebiliyor.
İşte Olcay Tok örneği...
Yıllarca aynı siyasi yolun içerisinde bulunan, aynı çalışma düzeninin parçası olan insanların bir anda birbirlerinin karşısına geçmesi, yalnızca hukuki değil, vicdani bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Etkin pişmanlık hukukun bir parçasıdır elbette.
Ama kamuoyunun da şu soruyu sorma hakkı var:
Birini kurtaran ifade, kimi yakıyor?
Ve daha önemlisi:
O ifade ne kadar gerçeğin, ne kadarı sorumluluktan kurtulma çabasının ürünü?
Bunu hukuk ortaya çıkaracak.
Ancak siyasetin hesabı çoktan görülmeye başlandı bile.
Vahap Seçer, yedi yıllık belediye başkanlığı döneminin özellikle ikinci yarısında artık yalnızca bir belediye başkanı değildi.
Bir lider profiline dönüşmüştü.
Partisi içerisindeki bütün kırılmalara rağmen sakin kalan, akıl üreten, uzlaşmacı davranan ve farklı siyasi kesimlerle konuşabilen bir isimdi.
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı da bu siyasi ağırlığı daha görünür hale getirdi.
CHP ile Yeni Parti'nin birbirine sert sözler söylediği bir dönemde, iki tarafın da kapısını tamamen kapatmadığı ender siyasi aktörlerden biriydi.
Daha da önemlisi, siyasetin geleceğinde farklı kesimlerin üzerinde uzlaşabileceği bir genel başkan profiline dönüşme ihtimali vardı.
Dağınık sol muhalefeti aynı zeminde buluşturabilecek, farklı siyasi tabanlardan oy alabilen ve Mersin'de yüzde 60'lara ulaşan bir toplumsal desteğe sahip olan bir isimden söz ediyoruz.
Böyle bir siyasi ağırlığın bazı dengeleri bozması kaçınılmazdı.
Bugün Seçer, soruşturma kapsamında suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik, rüşvet ve irtikap gibi ağır suçlamalarla tutuklu bulunuyor.
Ancak kamuoyunun zihnindeki soru işaretlerinden biri de şu:
Belgelerde imzası bulunmadığı belirtilen bir belediye başkanı tutuklanırken, belgelerde imzası bulunan bir yöneticinin sorumluluğu üst makama atfetmesi ve etkin pişmanlıktan yararlanarak serbest kalması...
Hukuk bunun cevabını verecek.
Ama siyaset başka bir soru soruyor:
Bu süreç Mersin'in siyasi dengelerini kimin lehine değiştirecek?
Çünkü Seçer'in yüzde 60'lara ulaşan toplumsal desteği yalnızca CHP seçmeninden oluşmuyordu.
Farklı siyasi partilerden gelen seçmenlerin oluşturduğu geniş bir mutabakat vardı.
Şimdi o mutabakatın parçalanması ihtimali doğuyor.
Farklı partilerden Seçer'e gelen seçmen kendi siyasi adresine dönecek, CHP ve Yeni Parti kendi tabanlarını konsolide etmeye çalışacak.
Böylece bazı siyasi yapılar, oylarını artırmadan bile yerel iktidara yaklaşabilecek.
İşte siyaset mühendisliği dediğimiz şey tam da burada başlıyor.
Artık siyaset yalnızca sokakta yapılmıyor.
Milletvekili ikna ederek, belediye başkanı ikna ederek, meclis üyesi ikna ederek de siyaset yapılıyor.
Birine rozet takılırken diğerine kelepçe takılması da bu yeni siyaset anlayışının en çarpıcı görüntülerinden biri.
“AK Partili yöneticiler sokağa çıkamıyor” diyenlere de şunu söyleyebilirim:
Belki de çıkmaya gerek duymuyorlar.
Çünkü siyaset artık yalnızca sokakta kazanılmıyor.
Masa başında da kazanılıyor.
Mersin'de yaşananları sadece bir operasyon, bir soruşturma veya birkaç tutuklama olarak okumak bu nedenle eksik kalır.
Burada daha büyük bir siyasi tablo var.
Mersin yeniden dizayn ediliyor.
Kim kazanıyor?
Kim kaybediyor?
Kim masada?
Kim dışarıda?
Asıl sorular bunlar.
Çünkü siyasette bazen görünen operasyon, asıl operasyon değildir.
Asıl operasyon, dengelerin değiştirilmesidir.
Ve Mersin'de bugün tam olarak bunu konuşuyoruz.
Sahada kazanmak yetmiyor. Masada da güçlü olmak gerekiyor.