"..Emin Ucuz’un; şimdiki atletizm pisti ile Macit Özcan Spor Tesisleri arasında kurduğu şantiye binasına, Başkan Özcan beni de götürdü..."
Emin Ucuz’u 1999 yılında, eski Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan’la tanıdım. O dönem ben, Mersin Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olarak görevdeydim.
Emin Ucuz’un; şimdiki atletizm pisti ile Macit Özcan Spor Tesisleri arasında kurduğu şantiye binasına, Başkan Özcan beni de götürdü. Başkan Özcan’la o dönemde aramızdan su sızmazdı. Hemen hemen her akşam içerdik. Kalbi temiz, kendine has neşeli bir insandı...
Hakkında açılan davaları takip etmek için Mersin–Ankara yolunu adeta su yolu yapmıştım...
Emin Ucuz da çok kibar, naif ve alçakgönüllülüğüyle bana oldukça sempatik gelmişti. Merhum Okan Merzeci’nin “Kuzey Mersin” adıyla oluşturduğu Yenişehir bölgesinin tüm plan görüntüleri, şantiyede duvara asılıydı. Bu bölgede büyük yatırımların yapılacağının ilk temelleri, işte bu şantiye binasında atıldı.
Emin Ucuz’a ve kardeşlerinin kurduğu MEFA şirketine; geçmişinden gelen ismiyle Macit Özcan Spor Tesisi ve otomobillerin içinden geçebileceği kadar devasa kanalizasyon ile yağmur suyu drenajları sayesinde Mersin’de sıkça rastladık. Emin Ucuz ve kardeşleri gerçekten aile terbiyesi almış, örnek iş insanlarıydı.
Dün, MEFA’nın 40. yıl gala gecesinde yıllar sonra yine karşılaştık. Yaşlanmış… Tokalaşma anında biraz durakladıktan sonra, “Seni ben özel çağırdım,” diyerek gülüştük.
Divan Otel’deki gecede eskilerle yeniler birbirine karıştı… Gecenin mottosu çok güzeldi; yüzlerinin aynasını tutmuşlardı:
“40 Yıl Birlikte Başardık. Birlikte Devam Ediyoruz.”
Güçlü bir aile şirketi portresini çok güzel yansıttılar.
Konuşmaları sırasında Emin Ucuz ve kardeşlerinin, vefat eden anne, baba ve kardeşlerinden bahsederken gözyaşlarını tutamamaları, tüm salonu derin bir hüzne boğdu. Böylesine zengin insanların konuşmaları sırasında duygularını gözyaşlarıyla ifade etmesi, boşuna değildir; vardır bir hikmeti.
“Hikmet” deyince rahmetli babam Hikmet’i hatırladım. Babam emekli olduğunda, televizyonda duygusal Türk filmlerini izlerken ağlardı. Ben de üzülürdüm.
— Baba, niçin ağlıyorsun?
— Oğlum, millî duygularım kabardı!
İnsanoğlu, Allah’ın verdiği güzelliklere şükrünü bazen elinde olmadan gözyaşlarıyla gösterir.
Ayrıca şirket ortakları olan kardeşlerin, 2. kuşak yöneticilerin birbirine ve çalışanlara plaket sunumu, aile bağlarının ne kadar kuvvetli olduğunu da gösterdi.
Tabii bu gecede sahneye davet edilen, salonun üzerindeki hüzün perdesini kaldıran; çok sevdiğim Mersin Ticaret Borsası Başkanı ve Emin Ucuz’un dünürü Abdullah Özdemir ile sanatçı Aşkın Nur Yengi arasındaki diyalog da çok güzeldi. Abdullah Başkan, salondakilere veda ederken, “Hepinizi her yerinizden öpüyorum,” esprisiyle salonu kırdı geçirdi…
80'ler, 90’lar müziğiyle coşan salonda, Aşkın Nur Yengi de hepimizin içinden geçti.
Çok güzel bir geceydi.
Eşim Deniz’in de doğum günü kutlamasını aradan çıkarmış oldum.
Emin Ucuz’u ve kardeşlerini tebrik ediyorum.
Mersin’de imzaları daha da çok olsun…