"..Yıllar içerisinde toplumda oluşan kanaat çok netti: 'Vahap Seçer belediyenin parasına tenezzül etmez.'..."

Mersin 1 Ekim sabahına şafak operasyonuyla uyandı.
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişi gözaltına alındı.
Gerekçe olarak kamu zararına neden olma, ihalelerde usulsüzlük ve evrakta sahtecilik gibi ciddi iddialar ortaya konuldu.
Bunlar ağır iddialar.
Ve elbette karşılığı hukuk önünde aranmalı.
Ama Vahap Seçer söz konusu olduğunda mesele sadece bir soruşturma dosyasından ibaret değil.
Çünkü burada sınanan sadece bir belediye başkanı değil, yıllar içerisinde oluşturulmuş bir güven.
Seçer, Türk siyasetinde kendisine farklı bir alan açtı.
Siyaseti bağırarak değil, daha çok akılla ve sağduyuyla yapmaya çalışan bir profil çizdi.
Uzlaşmacı oldu.
Farklı kesimlerle konuştu.
Sert siyasi kamplaşmaların içinde bile iletişim kanallarını kapatmadı.
Mersin’de de yalnızca seçim sonuçlarıyla değil, zaman içerisinde oluşturduğu siyasi ve sosyolojik karşılıkla kendisine güçlü bir alan kurdu.
Fakat Seçer denildiğinde bunlardan belki daha önce akla gelen bir başka özellik vardı:
Ekonomik bağımsızlık.
Yıllar içerisinde toplumda oluşan kanaat çok netti:
“Vahap Seçer belediyenin parasına tenezzül etmez.”
İşte bugün yaşananların Seçer açısından en can alıcı tarafı tam da burası.
Çünkü bugün yönettiği belediye üzerinden kamu zararına yol açıldığı iddiaları gündemde.
Yani yıllardır oluşturduğu güven duygusunun tam karşısında duran bir tabloyla karşı karşıya.
İşte asıl sınav burada başlıyor.
Seçer’in gözaltına alınmasının ardından ortaya çıkan siyasi tablo ise ayrıca dikkat çekici.
Destek yalnızca CHP’den gelmedi.
Daha önce aynı siyasi zeminde yol yürüdüğü isimlerin oluşturduğu YENİ Parti cephesinden de destek açıklamaları geldi.
CHP’den istifa ederek bağımsız yoluna devam eden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Seçer için açıklama yapan ilk isimler arasında yer aldı.
Bu destekleri hukuki bir aklama olarak görmek elbette mümkün değil.
Ancak siyasi açıdan önemli bir fotoğraf ortaya çıkıyor:
Seçer’in oluşturduğu güven, partisinin sınırlarını aşmış durumda.
Tam da bu nedenle, bugün yaşananları yalnızca bir belediye soruşturması olarak okumak eksik kalabilir.
Çünkü Seçer’in siyasi kimliği de masada.
Ve bir başka mesele daha var.
Servis edilen görüntüler.
Şafak operasyonunun ardından kamuoyuna yansıyan bazı görüntüler, soruşturmanın kendisi kadar tartışma yarattı.
Burada açık konuşmak gerekiyor:
Kamuoyunun bilgi alma hakkı vardır.
Ama insanların mahremiyetinin de bir sınırı vardır.
Bir soruşturma yürütülüyor diye insanların özel alanlarına girilmesi, kameraya alınması ve bu görüntülerin daha yargılama başlamadan kamuoyuna servis edilmesi ciddi biçimde sorgulanmalıdır.
Çünkü görüntü, bazen belgeden daha hızlı hüküm verir.
Saniyeler içinde milyonlara ulaşır.
Ve insanlar daha mahkeme karşısına çıkmadan kamuoyunun gözünde mahkûm edilebilir.
İşte burada hukuk kadar vicdan ve ahlak da devreye girmelidir.
Soruşturma yapılır.
Belgeler incelenir.
Deliller değerlendirilir.
Varsa kamu zararı ortaya çıkarılır.
Sorumlular kimse belirlenir.
Ama bunu yaparken insanların onuru, itibarı ve mahremiyeti bir kenara bırakılamaz.
Çünkü hukuk devleti yalnızca suçun peşinden gitmek değildir.
Suçlu olup olmadığı henüz belli olmayan insanın hakkını da koruyabilmektir.
Vahap Seçer bugün siyasi hayatının en önemli sınavlarından birinden geçiyor.
Üstelik hayatının belki de en ironik sınavı.
Çünkü onu yıllardır güçlü kılan özelliklerden biri olan ekonomik bağımsızlık, bugün hakkındaki soruşturmanın merkezindeki tartışmanın konusu.
Seçer şimdi en güçlü olduğu yerden sınanıyor.
Bundan sonrası siyasetçilerin açıklamalarından, sosyal medya kampanyalarından ya da servis edilen görüntülerden çok daha önemli.
Belgeler konuşacak.
Deliller konuşacak.
Ve sonunda hukuk kararını verecek.
Ama Mersin’in hafızasında bir başka soru da kalacak:
Bir insanın yıllar içerisinde oluşturduğu itibar, birkaç görüntü ve birkaç manşetle yıkılabilir mi?
İşte asıl sınav belki de burada.
Hem Seçer için…
Hem de bu ülkenin hukuk, siyaset ve vicdan anlayışı için.