Kıbrıs’ta Halil Falyalı cinayeti ile başlayan kanlı ve karanlık hesaplaşma Hollanda’ya uzandı.

Perde aralanıyor, ama asıl soru hâlâ cevapsız: İnfaz emrini kim verdi?

Cinayetin kilit şüphelilerinden biri, Cemil Önal’ın öldürülmesinden altı gün önce sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandı. Otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulundu, ama şüpheli çoktan serbest bırakılmıştı.

“Elimdeki bilgiler sonunda beni öldürecek” diyen Cemil Önal, ölüm tehlikesini Hollanda makamlarına bildirdi ve koruma istedi. Buna rağmen, müşterilerle dolu bir terasta, herkesin gözü önünde kurşunlanmaktan kurtulamadı.

Kıbrıs’ta Halil Falyalı’yı öldürenler cezalandırıldı, Hollanda’da Cemil Önal’ı öldürdüğünden şüphelenilen kişiler Almanya ve Fransa’da yakalandı. Ancak iki cinayet arasındaki görünmeyen hattın arkasında kimlerin bulunduğu hâlâ çözülemedi.

Tetikçilerin izleri bulundu, silahlar ele geçirildi, kaçış güzergâhları belirlendi. Fakat dosyanın en karanlık sorusu hâlâ cevapsız: Cemil Önal, Falyalı cinayetinin intikamı için mi öldürüldü, yoksa bildiklerini açıklamasın diye mi susturuldu?

(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)


İlhan KARAÇAY yazdı:

Değerli Okurlarım,

Elinizdeki dosya, yalnızca Hollanda’da işlenen bir cinayetin hikâyesi değildir.
Bu hikâye, 8 Şubat 2022’de Kuzey Kıbrıs’ta, Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın pusuya düşürülerek öldürülmesiyle başladı.
Falyalı’nın mali işlerini yıllarca yöneten ve O’nun en yakınındaki isimlerden biri olan Cemil Önal’ın Hollanda’ya kaçışı, Türkiye’nin iade talebi üzerine tutuklanması, cezaevinden çıktıktan sonra konuşmaya başlaması ve 1 Mayıs 2025’te Rijswijk’te bir restoranın terasında öldürülmesiyle devam etti.

Arka arkaya yaşanan bu iki cinayetin arasında yalnızca kişisel ilişkiler bulunmuyordu.
Dosyanın içinde yasa dışı bahis, sanal kumar, kara para, milyonlarca dolarlık para trafiği, rüşvet ve şantaj görüntüleriyle ilgili çok ağır iddialar vardı.

Kıbrıs, Türkiye, İngiltere, Dubai ve Hollanda’ya kadar uzandığı ileri sürülen bir ilişki ağından söz ediliyordu. Bu ağın merkezindeki isimlerden biri olduğu belirtilen Halil Falyalı, Kıbrıs’ta öldürüldü.

Falyalı’nın “kara kutusu” olarak tanımlanan Cemil Önal ise, yaklaşık üç yıl sonra Hollanda’da susturuldu. Türkiye, Cemil Önal’ı, Halil Falyalı cinayetinin planlayıcılarından biri olmakla suçladı ve Hollanda’dan iadesini istedi. Önal ise bu suçlamayı reddetti. Falyalı’nın yönettiği öne sürülen para trafiği ve bazı kişilerle kurduğu ilişkiler hakkında çok önemli bilgilere sahip olduğu için hedef hâline getirildiğini savundu. Önal, Hollanda’da 16 ay tutuklu kaldıktan sonra Mart 2025’te serbest bırakıldı.

Serbest kaldıktan sonra susmadı. Kıbrıslı gazeteci Ayşemden Akın’a ve uluslararası araştırmacı gazetecilere konuştu. Yasa dışı bahis gelirlerinden bazı siyasetçilere ve görevlilere para gönderildiğini, Falyalı’nın elinde etkili kişilere ait gizli görüntüler bulunduğunu ve O’nun ölümünden sonra da kurulan sistemin işlemeye devam ettiğini iddia etti. Bu iddialar henüz bağımsız ve kesin biçimde kanıtlanmış değildir. İsimleri anılan kişilerin suçlu olduklarını söylemek de mümkün değildir. Ancak Cemil Önal’ın anlattıkları, hem Kıbrıs’ta hem Türkiye’de hem de Avrupa’da büyük yankı yarattı.

Önal, konuşmaya başladıktan sonra ölüm tehditleri aldığını söyledi. Avukatı, müvekkilinin hayatının tehlikede olduğunu Hollanda Savcılığına defalarca bildirdiklerini açıkladı. Cemil Önal da ölümünden yalnızca birkaç gün önce görüştüğü gazeteciye, elindeki bilgilerin sonunda hayatına mal olacağını söyledi. Nitekim 1 Mayıs 2025 günü, Hollanda’nın Rijswijk kentinde müşterilerle dolu bir restoran terasında, herkesin gözü önünde kurşunlanarak öldürüldü.

İlk bakışta bu cinayet, Kıbrıs’ta öldürülen Halil Falyalı’nın intikamı olarak değerlendirildi.
Ancak başka ihtimaller de vardı. Önal, Falyalı cinayetinde oynadığı ileri sürülen rol nedeniyle mi öldürüldü? Yoksa yasa dışı bahis ve kara para düzeni hakkında konuşmaya başladığı için mi susturuldu?
Elinde bulunduğunu söylediği belgeler ve görüntüler kimleri rahatsız etmişti?
Cinayetin emrini kim vermiş, infaz ekibini kim Hollanda’ya göndermişti?

O günlerde bu soruların hiçbirinin cevabı yoktu. Aradan 15 ay geçti. Hollanda polisi, önce Almanya’da, ardından Fransa’da şüphelilere ulaştı. Kamera görüntüleri, silahlar, atılan kıyafetler ve kaçış güzergâhları incelendi.

Nihayet önceki gün 12 Ağustos 2026’da Lahey Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, cinayetin nasıl hazırlandığına ilişkin çok önemli bilgiler ilk kez kamuoyuna açıklandı. Ortaya çıkan en şaşırtıcı gerçek şuydu: Cemil Önal cinayetinde kritik rol oynadığı öne sürülen şüphelilerden biri, infazdan altı gün önce Hollanda polisi tarafından sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalanmıştı. Otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu hâlde şüpheli serbest bırakılmış, altı gün sonra Cemil Önal öldürülmüştü.

İşte okuyacağınız bu dosyada, Kıbrıs’ta Halil Falyalı’ya kurulan pusudan Hollanda’da Cemil Önal’a sıkılan kurşunlara kadar uzanan kanlı zincirin bütün halkalarını, mahkeme kayıtlarını, resmî açıklamaları, gazetecilik araştırmalarını ve henüz cevaplandırılmamış soruları kronolojik biçimde bir araya getiriyorum.
Çünkü bu hikâyeyi anlayabilmek için yalnızca Rijswijk’teki terasta tetiği çeken kişiye bakmak yeterli değildir. Önce Kıbrıs’a dönmek, Halil Falyalı’nın kim olduğunu, Cemil Önal’ın neler bildiğini ve iki cinayet arasındaki görünmeyen hattı anlamak gerekiyor.

LAHEY’DEKİ DURUŞMA

Şimdi, önceki günkü son mahkeme duruşmasında ortaya çıkan şaşırtıcı gelişmeyle başlayayım.

Cemil Önal’ın Rijswijk’te öldürülmesinden altı gün önce, cinayetin kilit şüphelilerinden Hassan Y.’nin sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandığı, otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu ortaya çıktı.

Advocaat Özlem Saki die Hassan Y. verdedigt | Foto:
Mahkemede HassanY.’i savunan avukat Özlem Saki’nin duruşma sırasında çizilen fotoğrafı.

Lahey Mahkemesi’nde açıklanan kamera kayıtlarına göre şüpheliler, cinayetten önce restoranın çevresinde defalarca keşif yaptı. Hassan Y., saldırıdan yalnızca 15 dakika önce Cemil Önal’ın bulunduğu terasta dolaştı.

Hollanda Savcılığı, Hassan Y.’nin tetiği çeken kişi olmadığını, ancak önceden hazırlanan infazda “kritik bir rol” oynadığını ve şüphelilerin gerektiğinde birbirlerinin görevlerini üstlenebilecek şekilde hareket ettiklerini belirtti.

Tetiği çektiğinden şüphelenilen 34 yaşındaki Türk, Fransa’da yakalandı. Ancak yasak silah bulundurma suçundan önce Fransa’da yargılanacağı için Hollanda’ya teslim edilmesi gecikiyor.

Cemil Önal’ın 1 Mayıs 2025’te Hollanda’da öldürülmesiyle başlayan hikâyenin ilk perdesi, aslında 8 Şubat 2022’de Kıbrıs’ta Halil Falyalı ve şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle açılmıştı.

Tetikçilerin kimlikleri birer birer ortaya çıkarılırken, dosyanın en büyük sırrı hâlâ çözülmedi: Cemil Önal’ın öldürülmesi, Halil Falyalı cinayetinin intikamı mıydı; yoksa Önal’ın açıklamaya başladığı bilgiler nedeniyle gerçekleştirilen bir susturma operasyonu muydu?

SAHTE PLAKALI OTOMOBİL, GİZLENMİŞ SİLAHLAR VE KAÇIRILAN FIRSAT

Değerli Okurlarım,

Bazı cinayetler, işlendiği yerde başlayıp orada sona ermez. Kurşunun sıkıldığı nokta yalnızca olay yeridir. Cinayetin gerçek başlangıcı bazen yıllar önce, yüzlerce kilometre uzakta yaşanan başka bir olayda aranmalıdır.
1 Mayıs 2025’te, Hollanda’nın Rijswijk kentinde Cemil Önal’ın herkesin gözü önünde öldürülmesi de böyle bir cinayettir. Bu cinayetin görünen yüzü Hollanda’dadır. Ancak hikâyenin başlangıcı Kıbrıs’tadır.
Kıbrıs’ta öldürülen Halil Falyalı’nın mali işlerini yöneten Cemil Önal, Türkiye’nin iade talebi, yasa dışı bahis ve kara para iddiaları, Kıbrıslı gazeteci Ayşemden Akın’ın röportajları, ölüm tehditleri ve sonunda Hollanda’daki infaz…

Parçalar yan yana getirildiğinde ortaya sıradan bir cinayet dosyası değil, Kıbrıs’tan Türkiye’ye, Hollanda’dan Almanya ve Fransa’ya uzanan çok katmanlı bir hesaplaşma çıkıyor.

Bu dosyadaki son ve son derece çarpıcı gelişme, önceki gün 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü Lahey Mahkemesi’nde yapılan hazırlık duruşmasında ortaya çıktı. Hollanda Savcılığının mahkemede açıkladığı bilgilere göre, Cemil Önal cinayetinin kilit şüphelilerinden 31 yaşındaki Hassan Y., infazdan altı gün önce, 25 Nisan 2025’te Barneveld’de polis tarafından durdurulmuştu.

Kullandığı otomobil çalıntıydı. Üzerindeki plaka sahteydi. Polis, Hassan Y.’yi gözaltına almış ve otomobile el koymuştu. Ancak o anda, Hassan Y.’yi daha uzun süre tutuklu bulundurmayı gerektirecek yeterli gerekçe bulunamadığı değerlendirilmişti. Bunun üzerine Y., şartlı olarak serbest bırakıldı. Otomobilde daha sonra yapılan ayrıntılı aramada ise gizlenmiş bir bölmede çok sayıda ateşli silah bulundu. OCCRP’nin aktardığı mahkeme bilgilerine göre ele geçirilenler arasında bir Glock tabanca ve mühimmat da vardı.

Bu gelişmenin vahameti, tarihler yan yana konulduğunda daha iyi anlaşılıyor: Hassan Y. 25 Nisan’da yakalandı. Serbest bırakıldı. Altı gün sonra, 1 Mayıs 2025’te Cemil Önal öldürüldü.
Şimdi cevap bekleyen soru şudur: Polis, sahte plakalı çalıntı otomobili kullanan şüpheliyi yakaladığı gün, araçtaki gizli silahları da bulabilseydi Cemil Önal cinayeti önlenebilir miydi? Bugün bu sorunun kesin cevabını vermek mümkün değildir. Ancak mahkemede ortaya çıkan zaman çizelgesi, Hollanda güvenlik makamlarının uygulamalarını ve kaçırılmış olabilecek bir fırsatı tartışmaya açmıştır.

İNFAZDAN ÖNCE TERASTA KEŞİF YAPTILAR

Lahey Mahkemesi’nde açıklanan kamera görüntüleri, Cemil Önal cinayetinin anlık bir saldırı olmadığını, önceden hazırlanmış ve çevresi keşfedilmiş bir infaz olduğunu gösteriyor. Savcılığa göre Hassan Y. ile tetiği çektiği düşünülen diğer şüpheli, cinayetten önce Rijswijk’teki restoranın çevresinde defalarca görüldü. Şüphelilerin yaklaşık bir saat boyunca bölgede birlikte hareket ettikleri belirlendi. Hassan Y.’nin, silahlı saldırıdan yalnızca 15 dakika önce Cemil Önal’ın bulunduğu terasta dolaştığı da kamera görüntülerine yansıdı.

Savcılık, bu hareketin Önal’ın yerini kesin olarak belirlemek amacıyla yapılan son bir kontrol olabileceğini değerlendiriyor. O sırada Cemil Önal, “Brasserie Bijna Thuis” adlı işletmenin terasında, eski Türk savcısı Bayram Bozkurt ile birlikte oturuyordu. Saldırgan, müşterilerle dolu terasa geldi. Cemil Önal’a yakın mesafeden defalarca ateş etti. Kurşunlardan biri Önal’ın başına isabet etti. Önal olay yerinde yaşamını yitirdi. Saldırgan ve onunla birlikte hareket eden diğer şüpheli yaya olarak kaçtı. Kaçış sırasında üzerlerindeki bazı kıyafetleri çıkardıkları ve silahlarını attıkları belirlendi.

Cinayetin işlendiği teras, Rijswijk’teki Hotel Hoevevoorde bünyesinde faaliyet gösteren “Brasserie Bijna Thuis” adlı işletmeye aitti. Otelin sahipleri arasında Türk girişimci Ali Altan da bulunuyordu. Böylece Kıbrıs’ta başlayan, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan ve Hollanda’da kanlı bir infaza dönüşen olayın gerçekleştiği mekânda da dikkat çekici bir Türk bağlantısı ortaya çıkıyordu.

Hollanda polisi daha sonra atılan eşyaları ve cinayette kullanıldığı belirtilen silahı buldu. Savcılığa göre şüphelilerin cinayetten önce birlikte keşif yapmaları, saldırı sonrasında aynı güzergâhı kullanarak kaçmaları, kıyafet ve silahlarını benzer şekilde atmaları, aralarında planlı bir görev paylaşımı bulunduğunu gösteriyor.
Savcılık, Hassan Y.’nin doğrudan ateş eden kişi olmadığı kanaatinde. Ancak Y.’nin cinayetin hazırlanması ve gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynadığını, iki şüphelinin gerektiğinde birbirlerinin görevlerini üstlenebilecek şekilde hareket ettiklerini savunuyor.

Bu nedenle Hassan Y., Cemil Önal’ın öldürülmesine birlikte iştirak etmek, ateşli silah ve mühimmat bulundurmakla suçlanıyor.

Cinayet sırasında Cemil Önal ile aynı masada oturan eski Türk savcısı Bayram Bozkurt’un soruşturmadaki konumu da bütünüyle açıklığa kavuşmuş değildir. OCCRP’nin son duruşmaya ilişkin haberine göre Bozkurt, cinayet soruşturması kapsamında şüpheli olarak değerlendirilmiş, ancak daha sonra geçici olarak serbest bırakılmıştır. Hollanda makamlarının Bozkurt hakkında dava açıp açmayacağına henüz karar vermediği belirtilmektedir. Bu nedenle O’nun olay sırasındaki konumu ve soruşturmada neden şüpheli olarak değerlendirildiği de cevap bekleyen başlıklardan biri olarak durmaktadır.

BİR ŞÜPHELİ ALMANYA’DA, MUHTEMEL TETİKÇİ FRANSA’DA YAKALANDI

Cemil Önal cinayeti soruşturmasında isimleri ve rolleri birbirinden farklı birkaç şüpheli bulunuyor. Bu ayrımı yapmak çok önemlidir. Önceki günkü duruşmanın sanığı, 31 yaşındaki Hassan Y.’dir. Hassan Y., cinayetten altı gün önce Barneveld’de sahte plakalı çalıntı otomobille yakalanan ve daha sonra Almanya’da ele geçirilerek Hollanda’ya teslim edilen kişidir. Savcılık, Hassan Y.’yi tetiği çeken kişi olarak değil, infazda kritik rol oynayan şüpheli olarak değerlendiriyor.

Tetiği çektiğinden şüphelenilen kişi ise sabit bir ikametgâhı bulunmayan 34 yaşındaki başka bir Türk’tür. Bu şüpheli, Mart 2026’da Fransa’da yakalandı. Ancak Fransa’da yasak silah bulundurmak ve başka suçlara karışmakla da suçlandığı için önce bu ülkede hâkim karşısına çıkacak. Fransa’daki davanın Ekim 2026’da görülmesi bekleniyor. Hollanda makamları, yargılama tamamlandıktan sonra şüphelinin ekim ayının sonlarına doğru Hollanda’ya teslim edilebileceğini umuyor.

Dosyada ayrıca, Kasım 2025’te Almanya’nın Bergheim kentinde yakalanarak Ocak 2026’da Hollanda’ya teslim edilen 47 yaşında başka bir şüpheli daha vardı. Ancak Hollanda Savcılığı, yürütülen soruşturmanın bu kişinin tutukluluğunu sürdürmeye yetecek ölçüde delil sağlamadığını belirterek serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme de Nisan 2026’da tutukluluğu kaldırdı. Bu kişi hakkındaki şüphe tamamen ortadan kalkmış değil, ancak şu anda tutuklu bulunmuyor.

Dolayısıyla 12 Ağustos’taki duruşmada dosyası ele alınan 31 yaşındaki Hassan Y. ile daha önce serbest bırakılan 47 yaşındaki şüpheli aynı kişi değildir. Hassan Y. hazırlık duruşmasına katılmamıştır.
Bir sonraki hazırlık duruşması 3 Kasım 2026 tarihinde yapılacak. Savcılık, Fransa’daki iade süreci tamamlanırsa, Hassan Y. ile tetiği çektiği düşünülen şüpheliyi aynı anda hâkim karşısına çıkarmayı hedefliyor. Fakat Hollanda polisi, infazı gerçekleştirdiği ya da infaza yardım ettiği düşünülen kişilere ulaşmaya başlamış olsa da, cinayeti kimin azmettirdiği henüz kamuoyuna açıklanmış değildir.

Dosyanın en karanlık noktası da budur.

BU CİNAYETİN BAŞLANGICI HOLLANDA DEĞİL, KIBRIS’TI

Cemil Önal’ın neden hedef seçildiğini anlayabilmek için 1 Mayıs 2025’ten üç yıl geriye gitmek gerekiyor.
Tarih, 8 Şubat 2022…
Yer, Kuzey Kıbrıs’ın Girne kentine bağlı Çatalköy…
Kıbrıslı Türk iş insanı Halil Falyalı, akşam saatlerinde otelinden evine gitmek üzere yola çıktı. Falyalı’nın bulunduğu otomobili şoförü Murat Demirtaş kullanıyordu. Otomobil, Çatalköy’de önceden belirlenmiş bir noktada pusuya düşürüldü. Saldırganlar uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Otomobil kurşun yağmuruna tutuldu. Murat Demirtaş olay yerinde yaşamını yitirdi. Ağır yaralanan Halil Falyalı hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı.

Olay yerinin yakınındaki dere yatağında iki Kalaşnikof, bir tabanca ve mühimmat bulundu. Kuzey Kıbrıs polisi ile Türkiye’deki güvenlik makamları tarafından yürütülen operasyonlarda çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Cinayetle ilgili olarak Kıbrıs’ta ve Türkiye’de iki ayrı yargılama süreci yürütüldü. Girne Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2024’te açıkladığı kararda Ömer Tunç’u ömür boyu, Veysel Sare’yi 35 yıl, Musa Çiçek’i ise 20 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıkların Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın otelden çıkış saatini hesapladıklarını, saldırı bölgesinde pusu kurduklarını ve cinayeti planlı biçimde gerçekleştirdiklerini belirtti.
Türkiye’de İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ise Mustafa Söylemez, iki kişiyi tasarlayarak öldürmekten iki kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Cinayete yardım ettikleri gerekçesiyle Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener ve Ender Yıldız’a da ayrı ayrı cezalar verildi.

Türkiye’deki yargılama bununla da sona ermedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 2025 yılında verdiği kararla Mustafa Söylemez, Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener ve Ender Yıldız hakkındaki mahkûmiyet hükümlerini onadı. Buna karşılık, Mehmet Faysal Söylemez ile Metin Süs hakkında verilen beraat kararlarını, Kuzey Kıbrıs’taki dava dosyasının yeterince incelenmediği gerekçesiyle bozdu. Böylece bazı sanıklar yönünden cezalar kesinleşirken, dosyanın diğer bölümü yeniden değerlendirilmek üzere İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Böylece Halil Falyalı cinayetinin sahadaki failleri ve organizasyonun bazı parçaları yargı önüne çıkarıldı. Fakat Cemil Önal’ın adı, bu noktada dosyanın başka bir bölümünde ortaya çıktı.

TÜRKİYE’NİN SUÇLADIĞI, HOLLANDA’NIN İADE ETMEDİĞİ ADAM

Cemil Önal, Halil Falyalı’nın yanında yıllarca çalışan ve mali işlerini yürüten isimlerden biriydi. Kendisini daha sonra “kara kutu” olarak tanımlamasının nedeni de buydu. Paranın nereden geldiğini, hangi hesaplardan geçtiğini, kimlere gönderildiğini ve sistemin hangi ülkelerde nasıl işlediğini bildiğini ileri sürüyordu. Türkiye’deki adli makamlar ise Cemil Önal’ın Halil Falyalı ve Murat Demirtaş cinayetinin planlayıcılarından biri olduğunu iddia etti.

Önal bu suçlamayı reddetti. Türkiye’nin talebi ve uluslararası arama kararı üzerine Cemil Önal, Aralık 2023’te Hollanda’da yakalandı. Yaklaşık 16 ay tutuklu kaldı. Türkiye, Önal’ın kendisine teslim edilmesini istedi. Önal ise iade edilmesi hâlinde hayatının tehlikede olacağını savundu. Falyalı cinayetinin planlayıcısı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, asıl hedefin kendisini susturmak olduğunu ileri sürdü. Hakkındaki iade süreci tamamlanmadan, Mart 2025’te cezaevinden serbest bırakıldı. Öldürüldüğü sırada, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanlığının iade konusunda vereceği nihai kararı bekliyordu.

İşte bu noktadan sonra dosyanın yönü değişti. Türkiye tarafından bir cinayetin planlayıcısı olmakla suçlanan Cemil Önal, cezaevinden çıktıktan sonra kendisini bir ihbarcı olarak tanıtmaya ve bildiklerini gazetecilere anlatmaya başladı.

“KARA KUTU” KONUŞMAYA BAŞLADI

Cemil Önal’ın açıklamalarının en geniş bölümü, uluslararası araştırmacı gazetecilik kuruluşu OCCRP’ye ve Kıbrıs’ta yayınlanan Bugün Kıbrıs gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ayşemden Akın’a verdiği röportajlarda yer aldı. Önal’ın anlattıkları, yasa dışı sanal bahis ve kara para trafiğinin yalnızca Kıbrıs’la sınırlı olmadığı, Türkiye, İngiltere, Curaçao ve Dubai dâhil farklı ülkelere yayıldığı iddiasına dayanıyordu. OCCRP’nin Şubat 2025’te yayınladığı araştırmada, Önal’ın anlatımları ile Türk savcılık dosyalarındaki bulgular yan yana getirildi.

Önal, Falyalı’nın yönettiğini ileri sürdüğü yasa dışı bahis sisteminin ayda en az 80 milyon dolar gelir sağladığını iddia etti. Kendisinin de her ay yaklaşık 15 milyon dolarlık “sponsorluk” ve ödeme trafiğini yönettiğini, bu paraların Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki bazı yetkililere ulaştırıldığını öne sürdü. OCCRP, bu rakamları bağımsız biçimde doğrulayamadığını açıkça belirtti. Ancak araştırmada, Falyalı’nın eşine ait olduğu belirtilen Dubai’deki 60 milyon doları aşan taşınmazlar ile yasa dışı bahis gelirlerinin taşınmasında kullanılan banka, kredi kartı, kripto para ve çevrim içi ödeme hesaplarına ilişkin bulgulara da yer verildi.

Önal ayrıca, Halil Falyalı’nın bazı etkili kişiler hakkında gizlice kaydedilmiş görüntüler bulundurduğunu ve bu görüntülerin şantaj amacıyla kullanıldığını iddia etti. Bu iddiaların tamamı yargı kararıyla kanıtlanmış gerçekler değildir. Önal’ın anlattıkları arasında isimleri geçen kişilerin suçlu olduklarını söylemek de mümkün değildir. Fakat açıklamaların kapsamı, ayrıntıları ve uluslararası araştırmacı gazetecilik kuruluşlarının konuya yönelmesi, Cemil Önal’ı çok sayıda çevre açısından tehlikeli bir bilgi kaynağı hâline getirmiş olabilir.

AYŞEMDEN AKIN’IN “HALİL FALYALI YAŞIYOR” DİZİSİ

Cemil Önal’ın açıklamalarını Kıbrıs kamuoyuna taşıyan en önemli gazetecilerden biri, “Bugün Kıbrıs”ın Genel Yayın Yönetmeni Ayşemden Akın oldu. Akın, Önal ile Hollanda’da, yüksek güvenlik önlemleri altında üç gün süren görüşmeler yaptı. Bu görüşmeler, Nisan 2025’te “Halil Falyalı Yaşıyor” başlığı altında üç bölüm hâlinde yayınlandı. Başlığın anlamı açıktı: Halil Falyalı fiziksel olarak ölmüştü; fakat kurduğu ileri sürülen yasa dışı bahis, para ve ilişki ağı yaşamaya devam ediyordu.

Önal, Falyalı’nın ölümünden sonra da sistemin işlemesini sürdürdüğünü; Kıbrıs, Türkiye ve başka ülkelerdeki para trafiğinin kesilmediğini iddia etti. Yazı dizisi yayınlandıktan sonra Ayşemden Akın, Türkiye’ye ait bir telefon hattından arandı. Telefondaki kadın, kendisini korumak istediğini söyleyerek Akın’dan yayınları durdurmasını istedi. Aksi takdirde öldürülebileceğini belirtti. Görüşmede, üç kişinin “gereğini yapmak” amacıyla Kıbrıs’a geldiği de iddia edildi.

Ayşemden Akın, yaklaşık 27 dakika süren telefon görüşmesinin kaydını polise teslim etti ve resmî şikâyette bulundu. Akın geri adım atmadı. Fakat tehdidin yapılmasından yalnızca birkaç gün sonra, röportajlarının ana kaynağı olan Cemil Önal Hollanda’da öldürüldü. Bu zamanlama, olayın yalnızca Hollanda’daki bir suç örgütü hesaplaşması olarak değerlendirilmesini daha da güçleştirdi.

“ELİMDEKİ BİLGİLER SONUNDA BENİ ÖLDÜRECEK”

Cemil Önal, ölümünden önce yalnızca Kıbrıslı gazetecilere konuşmadı. Hollanda merkezli araştırmacı gazetecilik platformu Follow the Money’dan David Davidson ile de görüştü. Davidson, Cemil Önal ile öldürülmesinden yalnızca üç gün önce Lahey’de buluştuğunu açıkladı. Önal görüşmede, bildiklerinin ve açıkladığı rüşvet iddialarının sonunda ölümüne neden olacağını düşündüğünü söyledi. Avukatının açıklamasına göre Cemil Önal, öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu Hollanda Savcılığına birden fazla kez bildirmişti.

Hollanda Savcılığı, Önal ve avukatıyla sık sık temas kurulduğunu doğruladı. Ancak o dönemde daha ileri bir soruşturma veya özel koruma tedbiri alınmasına imkân verecek yeterli ve somut bilgi bulunmadığını açıkladı. Bugün ise aynı dosyada, cinayetin kilit şüphelilerinden birinin saldırıdan altı gün önce sahte plakalı çalıntı otomobille yakalandığını ve otomobilde gizlenmiş silahlar bulunduğunu öğreniyoruz. Bir tarafta, “Beni öldürecekler” diyerek savcılığı uyaran bir adam…

Diğer tarafta, cinayetten altı gün önce silahlarla bağlantılı olarak polisin eline geçen, ancak serbest bırakılan bir şüpheli… Ve altı gün sonra, müşterilerle dolu bir terasta gerçekleştirilen infaz… Bu tablo, Hollanda makamlarının cevaplandırması gereken son derece ciddi sorular ortaya çıkarıyor. Önal’ın ihbarları ile Barneveld’de yakalanan Hassan Y. arasında cinayetten önce herhangi bir bağlantı kurulmuş muydu? Sahte plakalı çalıntı otomobile neden hemen kapsamlı arama yapılmadı?

Otomobildeki silahlar ne zaman ve hangi nedenle yeniden araştırıldı?
Silahların tamamı Cemil Önal cinayeti için mi hazırlanmıştı, yoksa başka hedefler de mi vardı? Hassan Y.’nin serbest bırakılmasından sonra takibe alınıp alınmadığı bilinmiyor.
Ama bilinen şudur: Polisin eline geçen kişi, altı gün sonra işlenecek cinayette Savcılık tarafından bugün “kritik rol oynayan şüpheli” olarak gösteriliyor.

FALYALI CİNAYETİNİN İNTİKAMI MIYDI?

Cemil Önal’ın öldürülmesinden sonra en çok dile getirilen ihtimallerden biri, infazın Halil Falyalı cinayetinin intikamı olduğudur. Bu ihtimalin bütünüyle temelsiz olduğu söylenemez. Çünkü Türkiye, Önal’ı Falyalı cinayetinin planlayıcılarından biri olmakla suçlamıştı. Önal’ın Falyalı ailesinin mali sistemi ve ilişkileri hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduğu ileri sürülüyordu. Falyalı cinayetinden sonra Türkiye’de ve Kıbrıs’ta gerçekleştirilen operasyonlar, silahlı grubun sahadaki unsurlarını ortaya çıkarmıştı. Fakat cinayetin arkasındaki bütün mali ve siyasi bağlantıların aydınlatılıp aydınlatılmadığı tartışmalı kaldı.

Nitekim 2023 yılında Türkiye basınına yansıyan bazı güvenlik raporlarında, Halil Falyalı’nın öldürülmesine karşılık bir intikam eylemi hazırlığında bulunulduğu ve bir infaz ekibinin Türkiye’ye gönderildiği iddia edilmişti. Bununla birlikte, Cemil Önal cinayetinin Falyalı’nın intikamı olduğu bugün için mahkeme kararıyla kanıtlanmış değildir. İkinci ihtimal, Önal’ın yasa dışı bahis, kara para, rüşvet ve siyasi ilişkiler hakkında konuşmaya başlaması nedeniyle susturulmuş olmasıdır.

Üçüncü ihtimal ise yasa dışı bahis sisteminin kontrolü, milyonlarca dolarlık gelirlerin paylaşımı ve örgüt içindeki çıkar çatışmalarıdır. Bu ihtimaller birbirinden tamamen bağımsız da olmayabilir. İntikam, susturma ve para paylaşımı, aynı cinayette bir araya gelmiş olabilir. Ancak Hollandaca’da söylenen şekliyle, “opdrachtgever”, yani infaz emrini veren kişi veya kişiler belirlenmeden cinayetin gerçek nedeni de tam anlamıyla açıklanmış olmayacaktır.

TETİKÇİLER BULUNUYOR, PEKİ EMRİ VERENLER?

Hollanda polisi, yaklaşık bir buçuk yıl süren soruşturmanın ardından önemli mesafe aldı. Kamera görüntüleri incelendi. Şüphelilerin izlediği yollar belirlendi. Atılan kıyafetler ve silahlar bulundu. Bir şüpheli Almanya’da yakalandı. Tetiği çektiğinden şüphelenilen kişi Fransa’da ele geçirildi. Cinayetten önce keşif yapıldığı ve şüphelilerin birlikte hareket ettikleri ortaya konuldu. Bunlar azımsanmayacak gelişmelerdir. Ancak hâlâ açıklanmayan çok önemli noktalar vardır:

Şüpheliler Cemil Önal’ın yerini nasıl öğrendi?
Önal’ın o gün Rijswijk’teki restorana gideceğini kim biliyordu?
Hedef ne kadar süre takip edildi?
Cinayet için ne kadar para ödendi?
Şüphelilerin Hollanda’daki bağlantıları kimlerdi?
Sahte plakalı otomobil ve içindeki silahlar kim tarafından temin edildi?
Kaçış planını kim hazırladı?
Ve en önemlisi: Cemil Önal’ın öldürülmesi emrini kim verdi?
Şu ana kadar açıklanan adli bilgiler, infazın nasıl gerçekleştirildiğini büyük ölçüde ortaya koyuyor.

Fakat neden gerçekleştirildiği ve arkasında kimlerin bulunduğu hâlâ karanlıktadır.

6 MAYIS 2025’TE SORDUĞUM SORULAR BUGÜN DAHA DA AĞIRLAŞTI

Cemil Önal’ın öldürülmesinden beş gün sonra, 6 Mayıs 2025’te ilhankaracay.com’da yayınladığım yazıda şöyle demiştim: “Bu tür olaylarda sessizlik her zaman suskunluk değildir. Bazen sessizlik, konunun ağırlığına duyulan saygıdır. Bazen de konuşmak için en doğru zamanı beklemektir.”
O yazıda, Cemil Önal cinayetinin basit bir adli vakayla açıklanamayacak kadar katmanlı olduğunu belirtmiş ve şu soruları sormuştum: Cemil Önal neden öldürüldü?

Halil Falyalı’nın karanlık mirası kime tehdit oluşturuyordu?
Bu suikast yalnızca bir susturma eylemi miydi?
Hollanda makamları Önal’ın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi biliyor muydu?
Aradan 15 ay geçti. Önceki günkü Lahey duruşması, bazı sorulara kısmen cevap verdi.
Artık cinayetin önceden hazırlandığını biliyoruz.
Şüphelilerin olay yerinde keşif yaptığını biliyoruz.
Hassan Y.’nin saldırıdan 15 dakika önce terasta dolaştığını biliyoruz.

Cinayetin ardından kıyafetlerin ve silahların atıldığını biliyoruz. Muhtemel tetikçinin Fransa’da, infazda kritik rol oynadığı öne sürülen şüphelinin ise Hollanda’nın elinde olduğunu biliyoruz. Fakat 6 Mayıs 2025’te sorduğum en önemli soru bugün de cevapsızdır:

Cemil Önal neden ve kimin emriyle öldürüldü?
Üstelik bugün bu soruya bir yenisi daha eklenmiştir:
Cinayetin şüphelilerinden biri, altı gün önce sahte plakalı çalıntı otomobil ve daha sonra bulunan silahlarla polisin eline geçtiği hâlde bu infaz neden önlenemedi?

KIBRIS’TA AÇILAN DOSYA HOLLANDA’DA KAPANMADI

Halil Falyalı’nın 8 Şubat 2022’de Kıbrıs’ta öldürülmesiyle açılan dosya, 1 Mayıs 2025’te Cemil Önal’ın Rijswijk’te öldürülmesiyle kapanmadı. Tam tersine, daha da büyüdü. Birinci cinayetin failleri Kıbrıs ve Türkiye’de yargılandı. İkinci cinayetin şüphelileri Almanya ve Fransa’da yakalandı. Ancak iki cinayeti birbirine bağlayan görünmez hattın bütün parçaları henüz ortaya çıkarılamadı. Bu dosya, yalnızca iki insanın öldürülmesinin hikâyesi değildir.

Yasa dışı bahis gelirlerinin, kara para trafiğinin, uluslararası suç örgütlerinin, siyasi ilişki iddialarının, gazetecilere yönelik tehditlerin ve sınırları aşan infaz ekiplerinin hikâyesidir. Cemil Önal, bildiklerinin sonunda ölümüne neden olacağını söylemişti. Gerçekten de öldürüldü. Fakat öldürülmesi, anlattıklarını tamamen ortadan kaldırmadı. Görüştüğü gazeteciler, yayınlanan röportajlar, araştırma dosyaları ve Hollanda polisinin elde ettiği deliller geride kaldı.

Şimdi görev Hollanda yargısınındır. 3 Kasım’daki yeni duruşmada şüphelilerin rollerine ilişkin daha fazla bilgi ortaya çıkabilir. Ama dosyanın gerçek anlamda aydınlatıldığını söyleyebilmek için yalnızca tetiği çekenin ve ona yardım edenlerin yargılanması yeterli değildir. Tetiğin arkasındaki iradenin de bulunması gerekiyor. Çünkü kiralık bir silahın namlusunda görünen kişi, çoğu zaman cinayetin son halkasıdır.
Asıl hikâye, o silahı kimin doğrulttuğu değil, kimin doğrultturduğudur.

Cemil Önal dosyası da bugün tam olarak bu noktada duruyor:
Tetikçiler ortaya çıkıyor…
Ama emri verenler hâlâ karanlıkta.

****************
DEĞERLİ OKURLARIM,

Kıbrıs’ta Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle başlayan kanlı hesaplaşmanın, yıllar içinde Türkiye’den Hollanda’ya, oradan Almanya ve Fransa’ya kadar uzanan karanlık hikâyesini yukarıda okudunuz.

Aradan geçen zaman, bazı bilinmezleri ortadan kaldırdı; bazı soruların cevabını ise daha da önemli hâle getirdi. Hollanda polisi şüphelilerin izini sürdü, güvenlik kamerası görüntülerini inceledi, kaçış güzergâhlarını belirledi, silahları ve atılan kıyafetleri buldu. Cinayete karıştığından şüphelenilen kişilerden biri Almanya’da, tetiği çektiği düşünülen kişi ise Fransa’da yakalandı.

Son olarak Lahey Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, Cemil Önal cinayetinin nasıl hazırlandığına ilişkin çok önemli bilgiler ortaya çıktı. Cinayetin kilit şüphelilerinden birinin, Önal’ın öldürülmesinden altı gün önce sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandığı; otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu öğrenildi.

Ancak dosyanın en büyük sırrı hâlâ çözülebilmiş değildir:
Cemil Önal’ın öldürülmesi emrini kim verdi?
Bu infaz, Halil Falyalı cinayetinin intikamı mıydı?
Yoksa Cemil Önal, yasa dışı bahis, kara para, rüşvet ve siyasi ilişkiler hakkında konuşmaya başladığı için mi susturuldu?

Bugün elimizde, cinayetin işlendiği günlere kıyasla çok daha fazla bilgi bulunuyor. Fakat bu dosyayı sağlıklı değerlendirebilmek için yalnızca bugün bildiklerimize bakmak yeterli değildir. Cemil Önal’ın öldürülmesinden hemen sonra kamuoyuna hangi bilgilerin yansıdığını, o günlerde hangi iddiaların konuşulduğunu ve henüz hiçbir şüpheli yakalanmamışken hangi soruların sorulduğunu da hatırlamak gerekir.

Ben, Cemil Önal’ın 1 Mayıs 2025’te Rijswijk’te öldürülmesinden beş gün sonra, 6 Mayıs 2025’te bu cinayeti geniş biçimde ele almıştım. O gün henüz tetikçinin kimliği bilinmiyor, şüphelilerin Almanya ve Fransa’ya uzanan izleri ortaya çıkarılamıyor, cinayetten önce yapılan keşif çalışmaları ile sahte plakalı otomobilde bulunan silahlardan söz edilmiyordu.

Buna rağmen cinayetin sıradan bir adli vaka olmadığını, Kıbrıs’taki Halil Falyalı dosyasından ayrı değerlendirilemeyeceğini ve olayın arkasında uluslararası boyutlara ulaşan çok daha geniş bir ilişki ağı bulunabileceğini yazmıştım.

O günlerde sorduğum soruların bir bölümü, bugün Lahey Mahkemesi’nde açıklanan bilgilerle daha da anlam kazandı. Bazı sorular ise aradan geçen zamana rağmen hâlâ cevapsız kaldı.

Bu nedenle, Cemil Önal’ın öldürülmesinden hemen sonra kaleme aldığım haberi değiştirmeden, kısaltmadan ve bugünün bilgilerini içine eklemeden, yayınlandığı şekliyle, Hollandaca haberin altında sizlere sunuyorum.